YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1884
KARAR NO : 2021/2203
KARAR TARİHİ : 09.03.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 04.07.2018 tarih ve 2017/318 E- 2018/290 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 05.03.2020 tarih ve 2019/81 E- 2020/332 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin “bilgiyolucepte” ibareli marka başvurusunun davacı şirket adına tescilli ve tanınmış “cep” ibareli markalar ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu ve bu benzerliğin iltibasa neden olduğunu, davacının “cep” ve “cep” ibaresine ekli ibare ve şekillerden oluşmuş seri markalarının olduğunu, davacının “cep” ibareli markalarının tanınmış marka olduğunu, davalının davaya konu marka başvurusunu yaparken kötüniyetli olduğunu savunarak TPMK YİDK’nın 23.06.2017 tarih ve 2017-M-5248 sayılı kararının iptaline ve davalı şirketin markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı vekili, müvekkilinin Türkiye’de eğitim ve yayıncılık alanında faaliyet gösteren büyük şirketlerden biri olduğunu,”bilgiyolu” markalı yayınların ülkenin en çok tercih edilen ve satılan yayınlarından olduğunu, davalının başka bir firmanın ya da markanın tanınmışlığından istifade etme ihtiyacının olmadığını, taraf markalarının benzemediğini, “cep” ibaresinin jenerik bir kelime ve ticarette her sektörde herkes tarafından kullanılan bir ibare olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalının “BİLGİYOLUCEPTE” ibareli marka başvurusu ile davacının “CEP” ibareli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma/yararlama süresi içinde, davalının “BİLGİYOLUCEPTE” ibareli başvuru markasını gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacıya ait “CEP” ibareli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, 556 sayılı KHK 8/1-b maddesindeki iltibasın bulunmadığı, tanınmışlık iddiası açısından ise taraf marka işaretleri benzemediği gibi davalının marka başvurusunda davacı tarafın tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği ve kötüniyet iddialarının kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvuruda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalının “BİLGİYOLUCEPTE” ibareli marka başvurusu ile davacının “CEP” ibareli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, “cep” ibaresinin zayıf bir ibare olduğu, davalının başvuruya eklediği ibarelerle başvuruya ayırt edicilik vasfını kazandırdığı, ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma/yararlama süresi içinde, davalının “BİLGİYOLUCEPTE” ibareli başvuru markasını gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacıya ait “CEP” ibareli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 09.03.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.