YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1902
KARAR NO : 2021/3469
KARAR TARİHİ : 08.04.2021
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 21.11.2019 tarih ve 2014/813-2019/1462 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili asıl ve birleşen davalarda, davacı ile davalı arasında kiralık data devreleri üzerinden görüntü iletimi yapılmak üzere sözleşme imzalandığını, ancak yaptırılan delil tespiti sonucunda davalının kendisine tahsis edilen data hatlarından yasalara aykırı olarak ses iletimi yapıldığının tespit edildiğini, davalı şirketin 406 sayılı Yasa ve sözleşmeye aykırı olarak ses iletmek suretiyle üçüncü kişilere düşük ücretle telefon görüşmeleri yaptırması sonucu davacının büyük zarara uğradığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla asıl davada 3.546.549.960.459 TL, birleşen davada ise 4.227.344.886.025 TL zararın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, iddaya konu internet üzerinden ses naklinin davacıya yasa ile tanınan telefon ve alt yapı hizmetleri tekel hakkından tamamen farklı ve katma değerli bir hizmet olduğunu, davacının yaptırmış olduğu tespitlerin bilimsel olmadığını, tazminat istemine konu zararın gerçeğe aykırı şekilde hesaplandığını savunarak asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının davacıya ait ses iletim hakkını ihlal ettiğinden davacı zararlarını tazmin etmesi gerektiği, zarar miktarının bilirkişiler tarafından belirlendiği, ihlal neticesinde davacının sarfetmediği giderler ve elde ettiği faydalar var ise bunların tazminat tutarından indirilmesi gerektiği, ancak taraflarının bu konuda herhangi bir belge ve bilgi sunmadığı, gelir kaybı zarar tutarından %25 aşınma payı ve %25 işletme gideri karşılığının mahsup edilmesi gerektiği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile 743.036,55 TL’nin 30.04.2003 tarihinden itibaren hesaplanacak avans faiziyle birlikte, birleşen davanın kısmen kabulü ile 338.331,88 TL’nin 31.12.2003 tarihinden itibaren hesaplanacak avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 64,20 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl ve birleşen davada davacı’dan alınmasına, 08.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.