YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1969
KARAR NO : 2021/1444
KARAR TARİHİ : 18.02.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20.11.2017 tarih ve 2015/1043 E. – 2017/1412 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nce verilen 08.04.2020 tarih ve 2018/1320 E. – 2020/402 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, dava dışı Bilnar Tekstil Ltd. Şti.’nin davalı bankadan 250.000-TL kredi başvurusu yaptığını, kullanılan kredi için müvekkilinin sahibi bulunduğu taşınmazı üzerine 200.000-TL bedel ile ipotek tesis edildiğini, müvekkilinin 05.03.2014 tarihli kredi sözleşmesi ile 287.500-TL ile sınırlı olarak kefil olduğunu, ayrıca teminat olarak 250.000-TL bedelli bono verdiğini, yapılan bu işlemlerin tamamının davalı bankada yapıldığını, davacının tapuya gitmediğini, kredili mevduat hesabının borçlu tarafından ödenmemesi üzerine müvekkilinin toplam 17.000-TL ödeme yaptığını, ancak davalının hesabı kat ederek İstanbul 10. İcra Dairesi’nin 2014/4772 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, müvekkilinin icra tehdidi altında toplam 440.650-TL ödeme yaptığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere şimdilik 10.000-TL fazla ödemenin ödeme tarihinden itibaren % 32 temerrüt faizi işletilerek davalıdan tahsilini talep etmiş, 21.04.2016 tarihli ıslah dilekçesi ile icra tehdidi altında ödenen 120.000-TL’nin ödeme tarihlerinden itibaren istirdadına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının istirdatını talep ettiği miktarın davacı tarafça belirlenebilir özellikte olduğunu, dava dışı şirket tarafından vadesi gelen ödemelerin yapılmaması nedeniyle davacı banka tarafından 24.09.2014 tarihi itibariyle kredi hesabının kat edildiğini, hesap kat ihtarnamesi ile muhataba ve müteselsil kefil olan davacıya da tebliğ edildiğini, muhataplar ve davacının söz konusu ihtarnameye yönelik olarak herhangi bir itirazda bulunmadığını, takiplerin kesinleştiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, dava dışı şirket ile davalı banka arasında imzalanan 250.000-TL limitli genel kredi sözleşmesini, davacının 287.500-TL limitle müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, söz konusu kredi borcu için davacının kendi adına kayıtlı gayrimenkulü üzerine 2. dereceden 600.000-TL bedelle ipotek tesis edildiği, ayrıca davacının 250.000.- TL tutarındaki bir bonoyu da kefil ve aval sıfatıyla imzalayarak davalı bankaya verdiği, davalı banka tarafından tahsilde tekerrür olmaması kaydıyla hem bono ve hem de ipoteğin paraya çevrilmesi talepli iki farklı icra takibi yapıldığı, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takip nedeniyle denetime elverişli bilirkişi raporunda yapılan tespitler sonucunda, davacının kendi ödediğini ileri sürdüğü 17.000-TL ödemenin davacı tarafından değil, dava dışı 3. kişi tarafından yapıldığı, söz konusu 17.000-TL tahsilatın borçlu firmanın faiz borcuna mahsup edildiği, davacının 415.300-TL davalı bankaya, 8.350-TL icra dairesi hesabına olmak üzere toplam 423.650-TL ödemede bulunduğu, davacının davalı bankaya yapmış olduğu ödemelerin toplam borcun altında kaldığı, fazladan ödeme yapılmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, ancak davacı tarafından yatırılan ıslah harcının da iade edilmesi gerektiği halde sadece peşin harcın iadesine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının davasının subut bulmadığından reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 18.02.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.