YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2033
KARAR NO : 2021/4136
KARAR TARİHİ : 27.04.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14.HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28.03.2019 tarih ve 2017/557 E- 2019/299 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi’nce verilen 19.12.2019 tarih ve 2019/1531 E- 2019/1637 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı aracı kurumun nezdindeki şahsına ait portföyünde bulunan muhtelif hisse senetlerinden Türkiye Sınai Kalkınma Bankası A.Ş.’ne ait senetlerinin mevcut olduğunu, davalı aracı kurumun mart 2015 ve mart 2016 senelerinde bankanın dağıttığı temettü bedellerini tahsil ettiğini, ancak hak etmiş olduğu temettü bedellerinin tarafına verilmediğini, temettü bedelleri alacakları için davalıya karşı İstanbul 9. İcra Müdürlüğü’nün 2016/18605 Esas sayılı dosyası, İstanbul 1. İcra Müdürlüğü’nün 2016/30562 Esas sayılı ve İstanbul 23. İcra Müdürlüğü’nün 2017/12479 Esas sayılı dosyaları ile icra takibi yapıldığını, davalı tarafın bu takiplere itirazı neticesinde takiplerin durduğunu beyan ederek davalı tarafından icra dosyalarına yapılan itirazların iptaline, takiplerin devamına ve alacakların %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin temettü bedellerini davacının hesabına aktardığını, cari hesap kayıtları ve makbuzlar incelendiğinde davacıya ait TSKB hisseleri ile ilgili olarak, davacının müvekkili şirket nezdinde kayıtlı …-101 nolu hesabına müvekkili şirket tarafından 2014 yılı temettüsü için 01.04.2015 tarihinde 1.418.603,39 TL ve 2015 yılı temettüsü için 30.03.2016 tarihinde 1.040.332,10 TL ödeme yapıldığının anlaşılacağını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacının davalı aracı kurum yatırım finansman nezdinde 8030 nolu (yeni numarası …) hesabının bulunduğu, 30.03.2016 tarihinde 1.040.332,10 TL temettü dağıtımı yapıldığı, bu miktarın davacı …’in … nolu yatırım hesabına 30.03.2016 tarihinde alacak olarak kaydedildiği, davacının 2015 yılı temettü bedelini tahsil etmediği gerekçesi ile İstanbul 9. İcra Müdürlüğü’nün 2016/18605 Esas sayılı dosyasındaki 824.990,00 TL, İstanbul 1. İcra Müdürlüğü’nün 2016/30562 Esas sayılı dosyasındaki 215.342,00 TL olmak üzere toplam 1.040.332,00 TL alacaklı olmadığı, 2016 yılı temettü alacağı olarak davacıya ait … nolu hesabı 49.456.510,48 Adet TSKB hisse senedi ve %3,40 net temettü oranı üzerinden 29.03.2017 tarihinde 1.681.521,36 TL temettü dağıtımı yapıldığı, davalı tarafından 29.03.2017 tarihinde 1.681.521,36 TL temettü tutarının davacının yatırım hesabına alacak olarak geçtiği, bu bedelin 29.03.2017 tarihinde tahsil edildiği, davacının 2016 yılı temettü bedelini tahsil etmediği gerekçesi ile İstanbul 23. İcra Müdürlüğünün 2017/12479 Esas sayılı dosyası ile yapmış olduğu takipte 1.631.893,00 TL’lik alacağı bulunmadığının hüküm vermeye elverişli, denetime açık, bilirkişi raporu ile anlaşılmış olduğu gerekçesiyle davanın ve davacının kötüniyetli icra takibi yaptığı ispat olunamadığından davalının %20 tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili istinaf kanun yoluna başvuruda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince İİK’nun 67. maddesinin ikinci fıkrasında icra inkar tazminatının yanı sıra kötüniyet tazminatı düzenlemesine göre, itirazın iptali davasında alacaklı takibinde haksız ve kötüniyetli görülürse diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde kırkından (05.07.2012 tarihinden sonraki icra takipleriyle ilgili davalarda ise yüzde yirmisinden) aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminata hükmedileceği, alacaklının takibinde kötüniyetli olduğunun ispatının davalıya ait olduğu, dosya kapsamından alacaklının icra takibine girişmekte haksız ise de kötü niyetli olduğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
(1)- Dava, davalı kurum nezdindeki hisse senetlerine ilişkin temettü bedelinin ödenmediği iddiasına dayalı olarak başlatılan icra takibine vaki itirazın İİK’nın 76. maddesi uyarınca iptali davasıdır. Mahkemece, hisse senetlerine ilişkin icra takibine konu temettü bedellerine ilişkin ödemelerin yapıldığı gerekçesiyle davasının ve davalının kötüniyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince de; alacaklı icra takibine girişmekte haksız ise de kötü niyetli olduğu kanıtlanamadığından, davalı vekilinin kötüniyet tazminatına ilişkin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. Takibe dayanak temettü hesabı daha önce bankanın 8030 numaralı portföy hesabından takip edilirken 01.01.2016 tarihinden itibaren …-101 nolu hesaba devrettiği ve takibe konu temettü ödemelerinin de bu hesaba yapıldığı anlaşılmaktadır. İstanbul 9. İcra Müdürlüğü’nün 14.06.2016 tarihli 2016/18605 Esas sayılı dosyasına ilişkin borçlu davalının itiraz dilekçesinde “temettü kullanım raporu ve müşteri ekstresinin” eklendiği yazılı bulunduğuna göre, bu tarihten sonraki İstanbul 1. İcra Müdürlüğü’nün 13.10.2016 tarihli 2016/30562 Esas sayılı dosyası ile İstanbul 23. İcra Müdürlüğü’nün 18.04.2017 tarihli 2017/12479 Esas sayılı dosyasında artık davacının yeni pörtföy hesabını bildiğinin kabulü gerekir. Bu durumda İstanbul 1. İcra Müdürlüğü’nün 2016/30562 Esas sayılı dosyası ile İstanbul 23. İcra Müdürlüğü’nün 2017/12479 Esas sayılı dosyaları açısından davacının kötüniyetli olduğunun kabulü ile davalı yararına kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken, davalının talebinin ispatlanamadığı gerekçesiyle reddedilmesi yerinde görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
(2) Davacının 9. İcra Müdürlüğü 2016/18605 Esas sayılı dosyasındaki takip açısından ise; takip tarihinden önce davacının müşteri hesap değişikliğini öğrendiği konusunda mahkemece yeterli araştırma yapıldığının kabulü mümkün değildir. Bu durumda anılan takip dosyası açısından davalının kötüniyet tazminatı değerlendirmesi açısından hesap değişikliğinin davacıya davalı bankaca usulüne uygun olarak bildirilip bildirilmediği, davacının değişikliği bildiği yada bilebilecek durumda olup olmadığı hususunun araştırılıp, sonucuna göre davalının kötüniyet tazminatı isteminin değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 27.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.