YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2064
KARAR NO : 2021/2337
KARAR TARİHİ : 11.03.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi’nce bozmaya uyularak davanın reddine dair verilen 22.01.2020 tarih ve 2019/2458 E-2020/28 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının 28.09.2010 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesiyle davacı şirket bünyesinde “FLORMAR” ürünlerinin satışı ile ilgili mağaza satış faaliyetlerini yürüttüğünü, davalının 29/02/2016 tarihinde emekli olmak istediğini beyan ederek istifa ettiğini, akabinde davacı ürünlerine rakip “GOLDEN ROSE” ürünlerini satan işletme açarak davacı şirketin müşterilerini kendisinden alış veriş yapmaya teşvik ettiğini ve böylelikle davacının zarara uğramasına neden olduğunu, durumun taraflar arasındaki iş sözleşmesinin XIII/e maddesinde düzenlenen rekabet etmeme hükmünün ihlali niteliğinde olduğunu ileri sürerek 12 aylık son brüt cezai şartın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, dava değerini 3 aylık brüt maaş tutarı olarak 29.484.-TL olarak göstermiştir.
Davalı vekili, davalıya ait işyerinin Ümraniye ilçesinde sınırlı bir alanda faaliyet gösteren esnaf işletmesi olduğunu, işyerinde birçok ürünün perakende satışını yaptığını, buna karşın davacının Türkiye çapında ve alışveriş merkezlerinde toptan satış kapsamında faaliyet gösterdiğini, davacının zarara uğraması ihtimalinin bulunmadığını, cezai şartın fahiş olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı işyerinin perakende satış yapan esnaf işletmesi niteliğinde olduğu, müşteri çevresinin farklı olduğu, sözleşmede yer alan rekabet yasağı maddesinin işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek nitelikte olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili istinaf etmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince verilen 31.05.2018 tarihli kararın Dairemiz’in 18.09.2019 tarih 2018/4038 Esas 2019/5529 sayılı kararıyla bozulması sonrasında, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada tüm dosya kapsamına göre, davalının davacıya ait toptancı iş yerinde satış temsilcisi olarak çalıştığı, davalının davacı müşteri portföyünü kullanmasının söz konusu olmadığını, TBK’nın 444/2. maddesi uyarınca davalı faaliyetlerinin davacıya önemli ölçüde zarar verecek nitelikte olmadığından rekabet yasağı anlaşmasının somut olay açısından geçerli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, Bölge Adliye Mahkemesince uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve davalının davacıya rakip bir işletme açtığının söylenemeyecek olmasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 11.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.