YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2068
KARAR NO : 2021/2229
KARAR TARİHİ : 09.03.2021
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 18.12.2019 tarih ve 2018/1209-2019/1162 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacıya ait malların davalıya ait soğuk hava deposunda saklanmakta iken 29.08.2012 tarihinde meydana gelen yangında zayi olduğunu, davacının uğradığı zararın bir kısmının davalı şirket tarafından ödendiğini, davalı tarafından yapılan ödemenin zayi olan mallara ilişkin KDV’yi, yangın tarihinden ödeme tarihine kadar işleyen faizi ve malların uğradığı fiyat artışını karşılamadığını, davacının aynı malları daha fazla bedel ödeyerek satın aldığını, 3065 Sayılı KDV Kanunu’nun 29. ve 30. maddeleri gereğince yangında zayi olan mallara ait KDV’nin indirim konusu yapılamaması sebebiyle davacının zarara uğradığını, söz konusu yangının meydana geldiği 29.08.2012 tarihinden zararı tazmin amacıyla ödeme yapıldığı güne kadar işlemiş olan 176 günlük faizin de ödenmediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.000 TL’nin, ıslah dilekçesi ile 65.620,15 TL’nin tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu olayın mücbir sebepten kaynaklandığını, davalıdan mal bedelinden fazla istemde bulunulamayacağını, teknik raporlara göre davalının alması gereken tüm önlemleri aldığını, yangının Tuzla-İstanbul bölgesinde sağlanan elektrikte meydana gelen iniş çıkışlardan kaynaklandığını, davacı ile yapılan yazışmalar sonunda mutabık kalınarak mal bedelinin ödendiğini, ürünlerin fiyat artışından ve KDV’den davalının sorumlu olamayacağını, yangından sonra söndürme, soğutma, kolluk ve savcılık tespit çalışmaları tamamlanıp raporların düzenlenmesinden sonra zarar tespit edilince ödeme yapılması nedeniyle ödemenin geç yapıldığından bahisle faiz zararı doğduğu iddiasının doğru olmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davacı şirketin zayi olan ürünleri birim fiyatı + KDV den aldığı, davacı şirketin yangın sonrasında aynı özellikteki ürünleri birim fiyatı + KDV’den aldığı, davacı şirketin zayi olan ürünleri satın alırken 21.931,02 TL KDV ödediği, bu KDV’yi de ürünlerin satışından tahsil ettiği/edeceği KDV’ye mahsup etmesi ile, üzerinde KDV yükü kalmadığı/kalmayacağı, KDV indiriminden faydalandığı ancak davalı şirketin deposunda çıkan yangından zayi olan ürünlerin 21.931,02 TL KDV’sini KDV Kanunun 30/c maddesi gereğince 1. Nolu KDV Beyannamesi ile Gelir İdaresine beyan ederek ödediği, iki kez KDV ödemek zorunda kaldığı, ilkini ürünleri satın alırken dava dışı firmaya, ikincisini ürünlerin zayi olması ile Gelir İdaresine ödediği, davacı şirketin ikinci kez almış olduğu ürünlerden ödediği KDV’nin, birinci kez almış olduğu ve zayi olan ürünlerin KDV’si ile illiyet bağı kurulamayacağı, her bir işlemin birbirinden bağımsız olduğu, davacı şirketin kasasından çıkan toplam KDV’ye bakmak gerektiği, davacı şirketin üç kez KDV ödediği, birinci sefer zayi olan ürünler alırken tedarikçiye, ikinci sefer ürünler zayi olduğundan Gelir İdaresine, üçüncü sefer zayi olan ve bedelli aldığı ürünler için KDV ödediği, davalı şirketin deposunda çıkan yangından ürünler zayi olmamış olsaydı, Gelir İdaresine 21.931,02 TL ödemeyeceği, Gelirler Genel Müdürlüğünden alınmış B.07.0.GEL., 0.53/5330-102 sayılı özelgede de, zayi olan ürünlerin KDV’sinin indirim konusu yapılamayacağının yani satıştan tahsil ettiği KDV’ye mahsup edilemeyeceğinin, daha önce indirim konusu yapılan KDV’nin Beyanname ile ilave KDV olarak beyan edilerek ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 21.931,02 TL KDV alacağı, 23.179,50 TL fark bedeli, 20.509,63 TL faiz olmak üzere toplam 65.620,15 TL’nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Mahkemece bozmaya uyulduğu ve bozma ilamında öngörülen şekilde ikame olarak alınan mallar için davacının KDV indiriminden yararlanabileceği tespit edildiği halde bu kalem istemin reddine karar verilmesi gerekirken, bozma ilamına uyulmakla davalı yararına oluşan müktesep hakkı ihlal edecek şekilde önceki kararının tekrarı niteliğinde zayi olunan mallara ilişkin KDV tutarı kadar tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 09.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.