Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/2070 E. 2021/2480 K. 16.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2070
KARAR NO : 2021/2480
KARAR TARİHİ : 16.03.2021

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19.06.2019 tarih ve 2017/563 E- 2019/337 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi’nce verilen 04/03/2020 tarih ve 2019/1383 E- 2020/370 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, 6100 sayılı Kanun’un 369. maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının eski iş ortaklarından olan davalının şirketteki hissesini, …isimli bir şahsa devrettiğini, yapılan bu işlemin bedelinin tamamının ödenmiş olmasına rağmen davalının, davacı şirketin tarafı olmadığı bir sözleşmeyi öne sürerek davacının hamili olduğu dava konusu çeki, şirketin yeni yetkilisi olan Büşra Kadayıf’a cirolatmak suretiyle ele geçirdiğini, davacı şirketin davalıya borcu olmadığını ileri sürerek T. Halk Bankası A.Ş. Sanayi Sitesi/Kocaeli Şubesi’ne ait… seri numaralı 31.05.2017 vade tarihli 75.000,00 TL bedelli çekin karşılığının bulunmadığının tespiti ile iptaline, vadesi gelmeyen çek için de ödeme ve takip yasağı konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu çekin davacı tarafından davalıya yapmış olduğu iş karşılığı ciro edilerek verildiğini, davacı şirketin hisselerinin devrine ilişkin ek sözleşme uyarınca verilen çek olmadığını, bu hususun faturalardan anlaşılacağı üzerine (SİSTA) Sistem Tasarım Otomasyon Elektrik Enerji Kont. ve Mak. Sist. San. Tic. … işletmesine 15.03.2017 tarihli tahsilat makbuzu ile ciro edilip teslim edildiğini, söz konusu faturaların bedellerinin bir kısmının nakit bir kısmının da dava konusu çek ile ödendiğini, çek bedelinin davacı tarafın işbu dava ile aldığı ihtiyati tedbir sebebi ile ödenmediğinden davacının davalıya çek bedeli kadar borcu bulunduğunu, dava konusu çekin ne şirketin halihazırdaki yetkilisi Büşra Kadayıf’a cirolatmak suretiyle ele geçirildiğini ne de başka bir şekilde davacı taraftan alındığını, davacının yaptırdığı işin karşılığı olan bedeli ödemediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; ispat yükünün çeki cirolayarak davalı tarafa veren davacıda olduğu, davalı tarafın çeki davacıdan yapılan iş karşılığı teslim aldığı ve davacının iş yaptırdığı halde işin karşılığı olan bedeli ödemediği iddiasına yönelik ticari defterler üzerinde inceleme yapılmasına karar verildiği, davacı tarafın defterlerini ibraz etmediği ve bilirkişi ücretini de yatırmadığı, davacı tarafa yemin deliline dayanıp dayanmayacağının hatırlatıldığı, davacı tarafın yemin deliline dayanmadığı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine, 75.000,00 TL’nin %20 oranında kötüniyet tazminatının davacıdan alınıp davalıya verilmesine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekilince istinaf isteminde bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, esasen bir ödeme aracı olan çekin, davacı tarafından cirolanarak davalıya verildiği, çekteki ciro imzasının inkar edilmediği ve temel ilişkiye ilişkin delillerin sunulmadığı ve çek bedelinin ödenmediği, çekin 15.12.2016 tarihli harici hisse satışı sözleşme ile verildiği de yazılı delillerle ispat edilemediği görülmekle, mahkemece davanın reddedilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön olmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, menfi tespit istemine ilişkin olup mahkemece davanın esastan reddine karar verilmiştir. Ancak çekte lehtar olan davacı şirket, çeki ciro etmek sureti ile Sistem Tasarım Otomasyon Sistemleri adi ortaklığına teslim etmiştir. Dosya içinde mevcut bulunan ve noterde düzenlenmiş Adi Ortaklık Sözleşmesine göre davalı … ile… adi ortaklığın %50′ şer hisse ile ortaklarıdır. Dava konusu çek, adi ortaklık tarafından düzenlenen 15.03.2017 tarihli makbuzla davacı şirket tarafından adi ortaklardan…’ ya teslim edilmiştir. Bu durumda davalı …’in dışında diğer ortak olan…’nın da zorunlu dava arkadaşı olduğu gözetilerek davaya dahil edilmesi ve bu suretle taraf teşkilinin tamamlanması ile davaya devam edilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 16.03.2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY

Dava çek nedeniyle borçlu bulunmadığının tesbiti istemine ilişkindir. Davaya konu çekte keşideci dava dışı Bar-Les. Tic. Ltd. Şti, lehtar davacı, davalı ise 2. ciranta yetkili hamil konumundadır. Lehtar davacı davaya konu çeki beyaz ciro ile devir ve temlik etmiştir.
Davacı davayı davalıya karşı açmış olup, adi ortaklığa karşı açılan bir dava bulunmadığı gibi dava dilekçesinde davacının bu yönde hiç bir açıklamasıda yer almamaktadır. Davacı ve davalı iddia ve savunmalarında çekin adi ortaklığa ciro edildiğini hiç bir şekilde ileri sürmemektedirler.
Taraflarda iradi değişikliğin koşulları ve nasıl yapılacağı hususu HMK’nun 124. madde hükmünde açıkca belirtilmiştir. Bu konuda davanın tarafları tarafından taraf değişikliği konusunda herhangi bir talepte bulunulmamıştır. Mahkemece herhangi bir talep olmaksızın davanın taraflarını re’sen değiştirmesi HMK 124. madde hükmüne açıkca aykırılık teşkil eder. Bu nedenlerle sayın çoğunluğun sanki davada adi ortaklık taraf gösterilmiş ve tarafların bu yönde bir talepleri varmış gibi re’sen taraf teşkilinin sağlanması yönündeki bozma görüşüne katılmamaktayım.
Kaldı ki aynı taraflar arasında itirazın iptaline ilişkin aynı tür bonolarla ilgili açılan ve kesinleşen Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2017/517 E. 2019/61 K. sayılı ilamında da adi ortaklığın bonolarda sıfatı bulunmadığı da açıkca belirlenmiş ve husus da kesinleşmiştir. Bu dosya içerisindeki kesinleşen deliler de dikkate alındığında usul ve yasaya uygun bulunan Bölge Adliyesi Mahkemesi kararının onanması gerekirken bozma yönündeki çoğunluk görüşüne katılamamaktayım.