Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/2098 E. 2021/3091 K. 30.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2098
KARAR NO : 2021/3091
KARAR TARİHİ : 30.03.2021

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 04.04.2017 tarih ve 2016/386 E. – 2017/302 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nce verilen 24.01.2020 tarih ve 2017/3729 E. – 2020/151 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında dökme Rus Ayçiçek küspesi satışına ilişkin 19/12/2012 tarihli sözleşme akdedildiğini, ancak davalının mal bedelini 85.552,82 USD eksik ödediğini, sözleşmede yer alan tahkim kuralları uyarınca davacının GAFTA Tahkimine başvurmak durumunda kaldığını, tahkim sonunda davacının taleplerinde haklı olduğu gerekçesiyle davalının davacıya 85.552,82 USD mal bedeli, 11.617,50 USD sürastarya ücreti ve davacının davalı tarafından Türk Mahkemesinde başlatılan davada savunma yapmak amacıyla harcadığı 8.305,66 USD’nin faiziyle ödenmesine karar verildiğini, hakem kararının davalıya tebliğ edildiğini ve temyiz edilmeksizin kesinleştiğini, ancak davalının davacıya hiçbir ödeme yapmadığını, bu nedenle kararın Türkiye’de icra olunabilmesi için tenfizini istemek durumunda kaldıklarını ileri sürerek, 30/10/2015 tarihli, 14-783 Sayılı GAFTA Hakem kararının tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, hakem kararının Türk kamu düzenine açıkça aykırılık oluşturduğunu, yine tenfiz talebinin de açıkça kamu düzenine aykırılık sebebiyle reddinin gerektiğini, davalının hakem seçiminden haberdar edilmediğini, iddia ve savunma hakkından yoksun bırakıldığını, MÖHUK 62/d maddesi gereğince talep konusu hakem kararının tenfiz edilemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamı ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; İngiltere ve Türkiye’nin yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizi hakkında New York Konvansiyonuna taraf olması ve MÖHUK’un 1 (2) maddesinde milletlerarası anlaşmaların saklı tutulması nedeni ile Londra’da verilen hakem kararının tenfizine ilişkin talebin New York konvansiyonu uyarınca değerlendirileceği, GAFTA Hakem Kararının satım bedelinin ve sürastarya masrafının faizi ile birlikte ödenmesine ilişkin kısımlarının New York Konvansiyonunun 5. maddesinde aranan tenfiz şartlarını yerine getirmesi nedeni ile tenfiz şartlarının oluştuğu, hakem kararının Bandırma 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılan dava ile ilgili olarak 8.305,66-USD yargılama masraflarının ödenmesine ilişkin kısmının New York Konvansiyonunun 5/1. maddesinin (c) bendinde yer alan kamu düzeni ve (y) bendinde yer alan hakem kararının tahkim anlaşmasına yer almayan bir hususa ilişkin olması uyarınca tenfiz edilemeyeceği, GAFTA Hakem Kararının bu kısmının, hakem kararının geri kalan kısmından ayrılabilir nitelikte olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 14-783 nolu 30/10/2015 tarihli GAFTA hakem kararının hüküm kısmındaki 6.3 maddesindeki “iş bu karar ile, satıcının alıcı tarafından Türk Mahkemesi’nde hukuka aykırı bir şekilde başlatılan davada savunma yapmak amacı ile harcadığı yasal masraflara ilişkin olarak alıcının satıcıya, 8.305,66-ABD Dolarını (sekizbin üçyüz beş ABD doları ve altmış altı sent) 04/02/2015 tarihinden (Türk Avukatların kestiği son makbuz tarihinden bir gün sonra) başlayarak ödeme tarihine dek 3 ayda bir birleştirilecek yıllık %4 faiz oranı ile birlikte ödemesine” ilişkin tenfiz talebinin reddine, 14-783 nolu 30/10/2015 tarihli GAFTA Hakem Kararının hüküm kısmındaki 6.3. Madde dışında kalan kısımlarının tenfizine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekilince istinaf isteminde bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, mahkemece hükmünün 1 nolu bendinin ikinci kısmında “…GAFTA Hakem Kararının hüküm kısmındaki 6.3. madde dışında kalan kısımlarının tenfizine” denildiği görüldüğü, bu hususun infazda tereddüt oluşturacak nitelikte olduğu, bu yönden re’sen bağlamında HMK’nın 353/1-b-3 maddesi uyarınca kararın kaldırılması cihetine gidildiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin reddine, re’sen bağlamında HMK’nın 353/1-b-3 maddesi uyarınca İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 04/04/2017 gün, 2016/386 Esas, 2017/302 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile; 14-783 nolu, 30/10/2015 tarihli GAFTA HAKEM KARARININ hüküm kısmının 6.1 maddesindeki “Alıcının satıcıya, 85.552,82 ABD dolarının (Seksen beş bin beş yüz elli iki ABD doları ve seksen iki sent) 27 Mart 2013 tarihinden (SGS Bulgaria’nın Analiz Sertifikasından 1 gün sonra) başlayarak ödeme tarihine dek üç ayda bir birleştirilecek yıllık %4 faiz oranıyla birlikte ödenmesine” ve 6.2 maddesindeki “Alıcının satıcıya 11.617,50 ABD doları (on bir bin altı yüz on yedi ABD doları ve elli sent) tutarında sürastarya ücretinin 1 Nisan 2013 tarihinden (MV Forward’ın Bandırma’da boşaltılmasının tamamlanmasından 7 gün sonra ) başlayarak ödeme tarihine dek üç ayda bir birleştirilecek yıllık %4 faiz oranıyla birlikte ödenmesine” dair kararların tenfizine, 14-783 nolu 30/10/2015 tarihli GAFTA HAKEM KARARININ hüküm kısmındaki 6.3 maddesindeki “iş bu karar ile, satıcının alıcı tarafından Türk Mahkemesi’nde hukuka aykırı bir şekilde başlatılan davada savunma yapmak amacı ile harcadığı yasal masraflara ilişkin olarak alıcının satıcıya, 8.305,66-ABD Dolarını (sekizbin üçyüz beş ABD doları ve altmış altı sent) 04/02/2015 tarihinden (Türk Avukatların kestiği son makbuz tarihinden bir gün sonra) başlayarak ödeme tarihine dek 3 ayda bir birleştirilecek yıllık %4 faiz oranı ile birlikte ödemesine” ilişkin tenfiz talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı deliller ile gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, dava tenfiz istemine ilişkin olup davacı 30.10.2015 tarihli hakem heyeti kararının tenfizini talep etmiştir. Dava konusu hakem heyeti kararı hüküm kısmı 6.1., 6.2, 6.3 ve 6.4 olmak üzere 4 maddeden oluşmaktadır. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulü ile hakem heyeti kararının 6.3. maddesine ilişkin tenfiz talebinin reddine, 6.3. maddesi dışında kalan kısımlarının tenfizine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesi tarafından hakem heyeti kararındaki 6.3. maddesi dışında kalanların tenfizine şeklinde karar verilmesinin infazda tereddüt oluşturacak nitelikte olduğu gerekçesiyle kararın kaldırılarak yeniden hüküm kurulması cihetine gidilmiş, davanın kısmen kabulü ile hakem kararının hüküm kısmının 6.1. ve 6.2. maddelerine dair kararların tenfizine, 6.3. maddesine ilişkin tenfiz talebinin reddine karar verilmiş, hakem heyeti kararı 6.4. maddesi için hüküm kurulmamıştır. Bu durumda, Bölge Adliye Mahkemesince hakem heyeti kararının 6.4. maddesi açısından olumlu- olumsuz bir karar verilmemesi doğru olmayıp kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK 373/2 maddesi gereğince dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 30.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.