YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2212
KARAR NO : 2021/2358
KARAR TARİHİ : 11.03.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Mersin 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 17.07.2018 tarih ve 2017/32 E.- 2018/535 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi’nce verilen 31.12.2019 tarih ve 2018/1726 E. – 2019/1541 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin “Lobas” markasını tercüme hizmetlerinde tescil ettirmek istediğini, 2016/58438 sayılı “Lobas” ibareli marka başvurusunun, davalı adına tescilli 2003/00397 ” lobas” ibareli marka gerekçe gösterilerek Türk Patent Enstitüsü tarafından reddedildiğini, davalının tescilli markasını 556 sayılı KHK’nin 14. maddesi gereği 41. sınıfta bulunan tercüme hizmetlerinde tescil tarihinden itibaren 5 yıllık süreyle kullanmadığını ileri sürerek, davalı markasının 41.sınıftaki “tercüme hizmetleri” ile belirtilen alt grubun kısmen iptali ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin tüm kayıtları incelendiğinde müvekkilinin bu markayı uzun yıllardır kullandığının anlaşılacağını, markanın kullanılmadığına dair iddianın asılsız olduğunu ve davacının bu iddiasını ispatlaması gerektiğini, davacının müvekkiline ait markanın iptali ile kendi adına tescil edilmesine ilişkin talebini kabul etmediklerini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, davacının dayandığı 556 sayılı KHK’nın 14. maddesinin dava açıldıktan sonra Anayasa Mahkemesi’nin 06.01.2017 tarihli 29990 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 14/12/2016 tarihli 2016/148 E. 2016/189 K. sayılı kararı ile iptal edildiği, dolayısıyla davanın dayanağı olan yasal düzenleme iptal edildiğinden davanın reddi gerektiği, davalı tarafın “Lobas” markasını tercüme hizmetlerinde kullanmadığının anlaşıldığı, davanın açıldığı tarihte davacının haksız olarak dava açtığının belirlenmediği, bu nedenle davalı vekili için vekalet ücreti takdir edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesi kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına, dava açıldığı tarihte Markaların Korunması hakkındaki mülga 556 sayılı KHK’nın 14. maddesinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş olmasına göre, yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,11.03.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.