Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/2340 E. 2021/5101 K. 15.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2340
KARAR NO : 2021/5101
KARAR TARİHİ : 15.06.2021

MAHKEMESİ :
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 19.09.2018 tarih ve 2017/281 E. – 2018/339 K. sayılı kararın davalı TPMK vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 05.03.2020 tarih ve 2019/72 E. – 2020/327 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının 2016/00494 sayılı “cepposthaber” ibareli marka tescil başvurusunun müvekkilinin “CEP” asıl unsurlu markaları ile iltibas yaratacak şekilde benzer olduğunu, başvurunun tescili halinde tüketiciler nezdinde karışıklık yaratarak müvekkili aleyhine haksız avantaj sağlayacağını, ayırt edici karakterini zedeleyeceğini, davalı markanın müvekkilinin “CEP” seri markalarının devamı olduğu izlenimini yaratacağını, “CEP” markasının tüketici gözünde ürün ve hizmetin kaynağını belirtme fonksiyonunu giderek zayıflatacağını, davaya konu olan markanın 38 ve 41. sınıfta yer alan hizmetlerde tescil edildiğini, müvekkilinin mesnet markalarının bu sınıflarda tescilli olduğunu, markaların emtialarının da aynı olduğunu, müvekkilinin “cep” ibareli seri markaları nedeniyle müktesep hakkı bulunduğunu, davacı markasının tanınmış marka olduğunu, davalının başvurusunun kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, TPMK YİDK’nın 22.05.2017 tarih ve 2017-M-3496 sayılı kararının iptaline, 2016/00494 başvuru numaralı “cepposthaber” ibareli marka başvurusunun reddine, tescil edilmişse hükümsüzlüğüne ve sicilinden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … kurum kararının doğru olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili, kurum kararını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davalının “cepposthaber” ibareli başvuru markasıyla davacının “CEP” ibareli tescilli markaları arasında görsel ve sescil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makul düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan daha önce görüp yararlandığı markanın tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu 38. ve 41. sınıftaki hizmetler için ayırdığı satın alma ve yararlanma süresi içerisinde davalının başvuru markasını gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının “CEP” ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılamayacağı, yani ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından dava konusu 38 ve 41. sınıftaki hizmetler yönünden davacının “CEP” ibareli markalı hizmeti satın almak yararlanmak istediğinde davalının “cepposthaber” ibareli başvuru markalı hizmeti satın almak yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşayabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi nezdinde her iki markanın işletmesel kökenlerinin aynı olduğu, idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletmelere ait markalar algısı olduğu izlenimi doğabileceği, bu açıdan taraf markaları arasında iltibas-benzerlik oluştuğu, 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesindeki iltibas koşulunun gerçekleştiği, tanınmışlık ve kötü niyet hususları kanıtlanmasa da bu durumların sonuca etkisi olmadığı gerekçeleriyle, davnın kabulüne YİDK kararının iptaline karar verilmiştir.
Karara karşı davalı TPMK vekili istinaf kanun yoluna başvuruda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı şirketin başvurusu kapsamında bulunan 38 ve 41. sınıftaki mal ve hizmetlerin tamamı davacının itirazına mesnet markaların kapsamlarında da aynen yer aldığı, dava konusu başvurunun beyaz zemin üzerine siyah renk ile ve tümü küçük harfler olacak şekilde “cepposthaber” ibaresinden oluştuğu, davacının itirazına mesnet markalarının asli unsurları da yine standart karekterlerle yazılan “cep” kelimelerinden ibaret olduğu, “cep” kelimesi, günümüzde cep telefonu olarak algılanmakta olup başvuru kapsamındaki mal ve hizmetlerin cep telefonu ile yapıldığını ifade etmek için kullanıldığından “cep” kelimesinin zayıf ayırt edici niteliği ve dava konusu başvurunun biçim, düzenleme ve tertip tarzı da gözetildiğinde davacının itirazına mesnet markalarla dava konusu başvuru arasında, görsel, anlamsal ve işitsel olarak başvuru kapsamındaki mal ve hizmetlerin ortalama tüketicileri üzerinde bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimali de dahil benzerlik ve iltibas tehlikesinin bulunmadığı, 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesinde düzenlenen koşulların somut olayda gerçekleşmediği, 556 sayılı KHK’nın 8/4. maddesi yönünden ise; kural olarak bir markanın benzerinin, farklı mal ve hizmetlerde kullanılmasına engel bulunmadığı, ancak, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği veya tescil için başvurusu yapılmış markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu reddedileceği, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet işaretler arasında benzerlik görülmediğinden 556 sayılı KHK’nın 8/4. maddesi anlamında bir tescil engeli bulunmadığı, davacı tarafından eskiye dayalı kullanım gerekçesi ile başvuruya itiraz edilmiş ise de davacı taraf, itirazına mesnet markalarını, başvuru kapsamındaki mal ve hizmetler üzerinde kullandığını ispat edemediği gibi taraf işaretleri arasında da bir benzerlik görülmediğinden 556 sayılı KHK’nın 8/3. maddesinde düzenlenen koşullar gerçekleşmemiş, dava konusu başvurunun kötüniyetli olduğu da ispat edilememiş olduğu gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın gerekçesinde hata edilmişse de “düzelterek yeniden esas hakkında” duruşma yapılmadan davalı TPMK vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı TPMK vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 15/06/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.