YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2370
KARAR NO : 2021/4396
KARAR TARİHİ : 25.05.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25.01.2018 tarih ve 2015/154 E- 2018/11 K. sayılı kararın, davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 13.02.2020 tarih ve 2018/2030 E- 2020/205 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı TPMK vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin 99/023626 sayılı “AKFA” markasının 45. sınıfta tescilli sahibi olduğunu, ayrıca yine 2014/37489 sayılı 35. sınıfta markasının bulunduğunu, bunun dışında farklı sınıflarda da muhtelif markaları olduğunu, müvekkili şirketin 1951 yılından beri gıda sektöründe faaliyet gösterdiğini ve ilk salça ve konserve üreticisi firmalardan biri olduğunu, davalı şirketin daha önce de 2011/06184 sayılı “akfa beton” ibareli başvurusunun enstitü tarafından resen reddedildiğini, 2012/74568 ve 2012/83598 sayılı markalarının ise müvekkili tarafından yapılan itirazlar neticesinde reddedildiğini, dava konusu “ERAKFA beton” markasının, müvekkiline ait markalar ile benzer olduğunu ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, müvekkilinin markasının 60 yıldan uzun bir süre gıda sektöründe faaliyet gösterdiğini ve belli bir bilinirlik kazandığını, bu nedenle tanınmış marka olarak kabul edilmesi gerektiğini, taraf markaları arasındaki yegane farkın başvuru konusu markadaki “er” ibaresinden kaynaklı olduğunu ileri sürerek 2015-M-2314 sayılı kararının iptalini, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili, markalar arasında görsel, anlamsal ve işitsel bir benzerliğin bulunmadığını, bıraktıkları toplu intibaın farklı olduğunu, markaların birbirlerini çağrıştıracak nitelikte olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili, kurul kararının isabetli olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; dava konusu marka ile davacı yan markalarından yalnızca 99/023626 sayılı “AKFA” markası ortak emtia gruplarını içermekte olup söz konusu markalar 19. sınıfta yer alan emtiaların tamamı ile 35. sınıf 1-5 grupları arasında yer alan emtialar yönünden birbirleri ile benzer emtiaya sahip, benzer dağıtım kanalları içerir, benzer ihtiyaçlara yönelik, benzer tüketicilere hitap eden emtiaları içerdiği, bununla birlikte 35. sınıfın “müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için ……. mallarının bir araya getirilmesi” hizmetleri yönünden ise davacı yanın 99/023626 sayılı markasının, eski sınıflandırma tebliğine uygun olacak şekilde genel nitelikte herhangi bir emtia grubu ile sınırlandırılmaksızın tanımlandığı, dava konusu markanın ise 35. sınıf 06. Alt grupta spesifik olarak yine 19. sınıfta yer alan mal grupları ile sınırlandırıldığı, Yüksek Mahkemenin yakın zamanlarda benimsediği içtihatları ile 35. sınıf 06 alt grubunda “genel olarak” tescilli önceki markalar ile 35. sınıf 06. Alt grubunda emtialar yönünden spesifik olarak sınırlandırılmış sonraki tarihli markaların kapsamındaki emtiaların doğrudan benzer olarak kabul edilmemesi gerektiği ve önceki marka sahibinin, fiilen gerçekleştirdiği mağazacılık hizmetlerinin hangi emtia ve sektöre ilişkin olduğunu ispatlaması gerektiği görüşünün benimsendiği, ancak buna rağmen, davacının 99/023626 sayılı markası kapsamında aynı zamanda 19. sınıf emtiaların da yer alıyor olması ve mal üreten işletmenin karineten o malı sattığı da kabul edildiğinden doğal olarak dava konusu markanın tescil edilmek istenildiği 35. sınıf 06 emtia grubunun da 1-34. sınıfta yer alan emtialarla doğrudan ilişkilendirilmeye müsait olduğu, dolayısıyla doktrin görüşleri ve yargı kararları ile de benimsendiği üzere 1-34 emtia gruplarında yer alan mallar ile 35. sınıf 06. Alt grubunda özel olarak sınırlandırılmış malların benzerlik göstermesi halinde her iki sınıfın birbiri ile benzer olarak kabul edilmesi gerektiği, her ne kadar dava konusu markanın ön seslerinde “E-R” harfleri yer almakta ise de her iki marka ile karşı karşıya kalan tüketicilerin markaları birbirlerinin serisi olarak algılayabilecekleri, markalar arasında en azından iktisadi ve idari bir bağ kurma yanılgısına düşebilecekleri, her iki sözcüğün de dilimizde somut bir anlamının mevcut olmadığı, markalarda ortak “AKFA” ibaresi ile karşı karşıya kalan tüketici algısında iki ibare arasında bir ilişki kurma eğiliminin mümkün olacağı, “AKFA” sözcüğünün bütün halinde baskın bir ibare olduğu ve dava konusu markadaki kullanımı itibariyle de geri planda kaldığından bahsedilmesi mümkün bulunmadığı, her ne kadar taraf markalarının başlangıç seslerinde “ER” sesinden kaynaklı bir farklılık mevcut ise de bu farklılığın, markalardaki ortak unsur olan “AKFA” ibaresindeki özellikle fonetik vurguyu ortadan kaldırmaya yeter olmadığı, “AKFA” ibaresinin bilinen anlama sahip bir sözcük olmaması nedeniyle tüketici algısında ön plana çıkacağı, kaldı ki davacının önceki markasının bir bütün olarak başvuru konusu marka içerisinde yer alıyor oluşu ve emtiaların birbirine bu denli yakın olduğu bir durumda, markaların bütünsel anlamda aynı etkiyi bırakmasalar da tüketici algısında benzer olarak yorumlanmalarına neden olabilecek bir durumun ortaya çıktığı ve buna bağlı olarak ilgili tüketici kitlesinin bir kesiminde dahi iltibas meydana getirme ihtimalinin bulunduğu, tüketicinin söz konusu markaları birbirinin serisi şeklinde algılayabileceği ve işaretler arasında en azından iktisadi ve idari bir bağ kurma eğiliminde olabileceği, bu düzeydeki bir benzerliğin ise karıştırılma ihtimaline neden olabileceği, taraf markaları birbirlerinden farklı bir emtia sınıfını kapsamadıklarından KHK, 8/4 maddesinin somut uyuşmazlık açısından uygulanabilir olmadığı, birlikte ayrıca davacı yanın markalarının tanınmış olduğunu gösterir dosyaya hiçbir delil de ibraz edilmediği, başvurunun, başvuru tarihi itibari ile kötüniyetli olarak gerçekleştirildiğini gösterir delilin mevcut olmadığı gerekçesi ile YİDK iptal talebi yönünden davanın kabulü ile, TPMK YİDK’nın 10.04.2015 tarih 2015-M-2314 sayılı kararının iptaline, dava konusu marka henüz tescil edilmediğinden hükümsüzlükle ilgili karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Karara karşı davalılar vekilleri istinaf kanun yoluna başvuruda bulunmuşlardır.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalının başvurusuna konu işaretin “ERAKFA beton” ibareli olduğu, başvuruda asıl ibarenin “ERAKFA” olduğu, her ne kadar dava konusu markanın ön seslerinde “E-R” harfleri yer almakta ise de, bu farklılığın, markalardaki ortak unsur olan “AKFA” ibaresindeki fonetik vurguyu ortadan kaldırmaya yeter olmadığı, her iki marka ile karşı karşıya kalan tüketicilerin markaları birbirlerinin serisi olarak algılayabilecekleri, markalar arasında iktisadi ve idari bir bağ kurma yanılgısına düşebilecekleri, ibareler arasında iltibas meydana gelme ihtimalinin bulunduğu gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı TPMK vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı TPMK vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı TPMK’dan alınmasına, 25.05.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.