YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2425
KARAR NO : 2020/4100
KARAR TARİHİ : 14.10.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 22. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ürgüp Asliye Hukuk Mahkemesi’nce (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) verilen 21.02.2017 tarih ve 2016/194 E- 2017/66 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine , istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi’nce verilen 29.12.2017 tarih ve 2017/1462 E- 2017/1949 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının eşi ile davalı arasında adi ortaklık sözleşmesiyle yaşlı bakım merkezine ortak olduklarını, sözleşmenin teminatı olarak takibe konu senedin verildiğini, aksine davacıyla birlikte eşinin alacaklı olduğunu, davacı ile davalı arasında başka bir ticari ilişki ya da borç para alışverişi bulunmadığını, bononun tanzim tarihinin 29.08.2012 olup davalının 31.08.2012 tarihli ibraname verdiğini belirterek davacının borçlu olmadığının tespitine, takibe konu borcun %20’sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalı ile davacı arasında ortaklık ilişkisinin bulunmadığını, ortaklık ilişkisinin tarafların eşleri arasında bulunduğunu, senedin davacının davalıdan borç para almasının karşılığında düzenlendiğini, davacının iddialarını ispat etmesi gerektiğini bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan delillere göre, bononun niteliği itibariyle sebepten soyut bir borç içerdiği, senedin veriliş amacının ve sebebinin farklı olduğunu iddia eden tarafın bunu ispatlaması gerektiği, ancak dava konusu bono üzerinde senedin teminat olarak verildiğine ilişkin herhangi bir kayıt bulunmadığı gibi davacı tarafça bu yönde yazılı belge de ibraz edilemediği, bu sebeple sebepten soyut nitelikteki kambiyo senedinin aslında teminat senedi niteliği taşıdığı iddiasının davacı tarafça ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf talebinde bulunulmuştur.
Bölge adliye mahkemesince, somut olayda çift taraflı talil söz konusu olduğu, çift taraflı talilde ispat külfetinin yer değiştirmeyeceği, davacı tarafından imzalanan bononun teminat için düzenlendiği, teminat fonksiyonun kalmadığı iddiasının yazılı delille ispat edilmesi zorunlu olup, dava konusu senet üzerinde malen kaydının davacı yanca da talil edildiği, davacının senedin ödendiğine ya da bedelsiz kaldığına dair yazılı delil sunmadığı, yemin teklif hakkını da kullanmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
HMK’nun 359/1-a maddesi uyarınca karar başlığında kararı veren Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi başkan ve üyeleri ile zabıt katibinin ad ve soyadları ile sicil numaralarının yazılması gerekirken yazılmamış olması önemli bir eksiklik olmakla birlikte bu husus bozma sebebi yapılmamış ve sadece eleştirilmekle yetinilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle muhakeme hukukuna ve maddi hukuka ve muhakeme hukukuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, dosyanın Ürgüp Asliye Hukuk Mahkemesi’ne gönderilmesine, Dairemiz ilamından bir örneğinin bilgi için Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi’ne gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 18,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 14.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.