Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/2450 E. 2020/4040 K. 13.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2450
KARAR NO : 2020/4040
KARAR TARİHİ : 13.10.2020

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Acıpayam 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) verilen 14.06.2017 tarih ve 2016/177 E- 2017/501 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 30.05.2018 tarih ve 2017/2011 E- 2018/893 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, keşideci olarak göründüğü 1 adet bono ve avalist olarak göründüğü 8 adet bonoya dayalı olarak davalı tarafından kambiyo senedine özgü takip başlatıldığını, ancak bonolardaki imzaların davacıya ait bulunmadığı gibi, üzerlerindeki hiçbir yazının da davacıya ait olmadığını, davacının davalı ile hiçbir ticari ilişkisinin olmadığını ileri sürerek, takiplerden ve dayanak bonolardan dolayı davacının borçlu olmadığının tespitine, %20’den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, takip konusu bonolarda lehtar olduğunu, davacının davalı ile ticari ilişkisi olmasa da diğer senet borçluları ile ticari ilişkisinin olduğunu, bu senet borçlularına davanın ihbar edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve Adli Tıp Kurumundan alınan uzman bilirkişi raporuna göre, takip konusu bonolardaki davacının imzaları ile çok sayıda kurumdan gelen imzalı belgelerinin karşılaştırılması sonucunda, tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından takip konusu bonolardaki imzaların mevcut mukayese imzalarına kıyasla kuvvetle muhtemel davacının eli ürünü olmadığının tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, takip konusu 9 adet bono yönünden borçlu olmadığının tespitine, davacının %20 kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş olup, hükme karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge adliye mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, kötüniyet tazminatına karar verilebilmesi için takibin haksızlığının yanı sıra alacaklının kötüniyetli olduğunun da ileri sürülüp kanıtlanması gerektiği, somut olayda, bonolardaki davacı adına avalist ve keşideci sıfatıyla atılı imzaların davacının eli ürünü olup olmadığı, her türlü tereddütten uzak, açık ve net şekilde bilirkişi raporu ile saptanmadığı, Adli Tıp Kurumu tarafından bonolardaki imzaların kuvvetle muhtemel davacının eli ürünü olduğunun tespit edildiği, davalının kötüniyetli olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davacının istinaf talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, sahtelik iddiasına dayanan kambiyo senetlerine dayalı icra takiplerinden dolayı İİK’nın 72. maddesi uyarınca borçlu bulunmadığının tespitine ilişkindir. İlk derece mahkemesince ve istinaf mahkemesince, davaya konu bonolardaki imzanın davacıya ait olmadığı kanaatine varılmış, söz konusu karar davalı tarafından da temyiz edilmediğinden bonolardaki imzaların davacıya ait olmadığı hususu kesinleşmiştir. İİK 72/5 maddesi uyarınca borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötüniyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine borçlunun dava sebebiyle uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline hükmedilir, takdir edilen zarar, alacağın %20’sinden aşağı olamaz. Somut olayda davaya konu bonolardaki imzaların davacıya ait olmadığı kesinleşmiştir. Bonolarda davacı keşideci ve aval veren, davalı ise lehtar konumunda olduğundan davalı, bonolardaki imzaların davacıya ait olup olmadığını bilebilecek durumdadır. Davalının imzaların davacıya ait olmadığını bilerek davacı hakkında icra takibine geçmiş olması nedeniyle icra takibinde haksız ve kötüniyetlidir. Mahkemece davacı lehine İİK’nın 272/5 maddesi uyarınca kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken kötüniyet tazminatının reddi kararı doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle hükmün BOZULMASINA, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, karardan bir örneğin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 13.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.