Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/2458 E. 2020/3822 K. 05.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2458
KARAR NO : 2020/3822
KARAR TARİHİ : 05.10.2020

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Alanya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05.10.2017 tarih ve 2016/326 E.- 2017/339 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine-esastan kabulüne dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 30.05.2018 tarih ve 2017/1988 E.- 2018/890 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında düzenlenen imzalanan “32 Daireli Apartman İnşaatı ve Dairelerin satışı” konulu sözleşme gereğince devrin gerçekleştiğini, tapu harçları ve döner sermaye giderlerinin yarısını satıcı olan davalının ödemesi gerekirken; tescil işlemi sırasında davalının, masrafları davacının ödememesi halinde tapuları devretmeyeceğini beyan etmesi üzerine, devir işleminin tamamlanması için davalının adı yazılı dekontlardaki 89.448,00 TL tapu harcı ve 6.600,00 TL döner sermaye bedelinin davacı tarafından ödendiğini, buna ilişkin alacağın davalıdan tahsiline ilişkin başlatılan icra takibine davalı tarafından itiraz edildiğini belirterek itirazın iptali ile %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sözleşmede davalı şirketin taraf olmadığını, davacının aralarında anlaşma olmadığı halde davalının ödemesi gereken harç ve giderleri kendiliğinden ödeyerek davalının borcunu üstlenmiş sayıldığını, taraflar arasında davacının yaptığı ödemenin sonradan iade edileceğine ilişkin taraflar arasında bir anlaşma bulunmadığını, bu hususun yazılı delil ile kanıtlanması gerektiğini, masraflar ödenmediği takdirde tapuların devredilmeyeceğine ilişkin iddianın da yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince toplanan deliller ve yapılan yargılamaya göre, döner sermaye bedelinin davalı tarafından yatırıldığı, 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 58. maddesi gereğince, tarafların tapu ve kadastro harçlarını kanuna ekli tarifede belirtilen aksini kararlaştırabilecekleri, davacının tapuda devir işlemi yapılmadan davalıya isabet eden harç ve giderleri kendiliğinden ödemesinin, davalının borcunu üstlendiğine karine sayılacağı, aksinin davacı tarafından yazılı olarak ispatlanması gerektiği, davacı tarafın yemin deliline dayanmadığı, davacı tarafça mal varlığına yönelik bir zarar doğacağından bahisle korkutma nedeniyle tapu harçlarını ödemek zorunda kaldıkları belirtilmiş ise de; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 39. maddesi gereğince korkutma iddiasının bir yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, tapu devrinin “13/01/2015” tarihinde gerçekleşip bu tarihten itibaren 1 yıl içerisinde ileri sürülmediği, davalının da kötü niyet tazminatı talebinin şartları gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddi ile davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküme karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, 492 sayılı Harçlar Kanununda gayrimenkullerin ivaz karşılığında, devir ve iktisabında devir eden ve devri alan için ayrı ayrı binde 20 oranında harç alınacağının düzenlendiği, 6098 sayılı TBK’nın 78. maddesinde “borçlanmadığı edimi kendi isteği ile yerine getiren kimsenin bunu ancak kendisini borçlu sanarak yerine getirdiğini ispat etmesi halinde geri isteyebileceği”nin düzenlendiği, buna göre davalı satıcının ödemekle yükümlü olduğu tapu harç ve giderlerinin alıcı tarafından üstlenilmesini yasaklayan yasal bir düzenlemenin bulunmadığı, davacının davalının payına düşen harç ve giderleri kendiliğinden ödediği, TBK’nın 78. maddesi uyarınca ödemeyi kendisini borçlu sanarak yerine getirdiği yönünde bir iddia ileri sürülmediğinden davacının taşınmazı devir alan olduğu halde ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin ödemiş olmasına göre davalının borcunu üstlendiğinin karine olarak kabulü gerekeceği, davacı tarafça davalı ile aralarında aksinin kararlaştırıldığı ile ilgili anlaşma bulunduğunun yazılı delil ile ispatı gerektiği, sözleşmede bu konuda bir hüküm yer almadığı, yemin deliline de dayanılmadığı gerekçesiyle davacının bu konudaki istinaf başvurusunun reddine, mahkemece davacının korkutma iddiası ile ilgili tapu devrinin 13.01.2015 tarihinde gerçekleştiği, davacının 6098 sayılı TBK’nın 39. maddesine göre korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı tarihten itibaren bir yıl içerisinde fazla ödediği kısmı talep etmediği kabul edilmiş ise de, davacının 13.03.2015 tarihli ihtarname ile davalıdan talepte bulunduğu, mahkemenin bu tespitinin yerinde olmadığı, davacı tarafından tapu harçları ile ilgili, aralarında yazılı veya sözlü anlaşma bulunduğunun ispatlanamadığı, korkutma iddiası ile ilgili iddialarını da ispata yönelik herhangi bir delil bildirilmediği bu nedenle korkutma iddiasının yerinde olmadığının kabulü gerekirken hak düşürücü süre yönünden ve hatalı değerlendirilmesinin yerinde olmadığının anlaşıldığı ancak kararın sonuç itibari ile doğru olması nedeniyle yalnız gerekçesinin bu kısmının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca düzeltilmesine ve bu nedenle davalı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin bu konudaki istinaf başvurusunun reddine, davalı vekilinin davacının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek itirazın iptali istemi ile açılan davanın reddi nedeniyle %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğine yönelik istinaf talebinin davalı tarafından davacının kötü niyetli olduğuna yönelik delil bildirilmediği gerekçesiyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle muhakeme hukukuna ve maddi hukuka uygun bulunan hükmün ONANMASINA, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 18,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 05.10.2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.