Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/2495 E. 2020/4134 K. 15.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2495
KARAR NO : 2020/4134
KARAR TARİHİ : 15.10.2020

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27.10.2016 tarih ve 2014/355 E- 2016/1056 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nce verilen 28.09.2018 tarih ve 2017/688 E.-2018/1989 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı ile davalının …Ltd. Şti’ne hissedar iken davalının uzlaşmaz tutumları nedeniyle ortaklığın sona erdiğini, davalının şirketteki hissesini davacı ile diğer ortak ve kardeşi olan diğer hissedara devrederek şirketten ayrıldığını, ancak davalının şirketten ayrıldıktan sonra davacı ve diğer hissedar aleyhine kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlattığını, takibin itiraz üzerine icra hukuk mahkemesince iptal edildiğini, daha sonra aynı belgeye dayanarak davacı aleyhine ilamsız takip başlattığını, takibe konu senedin davalı tarafından çalınmak suretiyle ele geçirildiğini, davalının hazırlık soruşturmasında ve ağır ceza mahkemesindeki ifadelerinde bu senedin şirketteki hisselerin devri karşılığında aldığını beyan ettiğini, oysa noterlikte düzenlenen hisse devrine ilişkin belgede devir bedelinin tahsil ettiğini kabul ettiğini belirterek davacının takip konusu senet nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının senetteki imzayı kabul ettiğini, bu nedenle borcunu ödemesi gerektiğini, davalının ortaklıktan ayrılması üzerine hisse devri hususunda yapılacak ödemede davacı ve dava dışı diğer ortakla mutabakata varılması konusunda dava konusu bononun düzenlendiğini, diğer hissedardan çek alındığını, daha sonra tarafların bir araya gelerek hisse devir sözleşmesini imzaladıklarını, davacının iddialarının doğru olmadığını, hakkında yapılan suç duyurusu sonunda takipsizlik kararı verildiğini, davacının iddiasının aksine hisse devrine ilişkin sözleşmede bedeli nakden aldığı ibaresi bulunmadığını, sözleşmede bedeli haricen ve tamamen tahsil eyledim ibaresinin mevcut olduğundan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu senedin davacının rızası dışında ele geçirildiği, gerçek bir alacağı yansıtmadığı, hisse devir sözleşmesinin aksinin aynı derecede yazılı delille ispatlanamadığı, devir sözleşmesinde belirtilen bedelin ödendiğinden senedin davacının rızası dışında ele geçirildiğinin kabul edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının takibe konu bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nin 2017/688 esas ve 2018/1989 karar sayılı ve 28.09.2018 tarihli ilamında mahkemece, senedin rıza dışı elden çıktığına ilişkin kabul ve ispat külfetinin davalı yanda olduğuna ilişkin belirlemenin yerinde olmadığı, davalı tarafın dava konusu senedin hisse devri nedeniyle düzenlendiğini belirttiği, noterde düzenlenen hisse devir sözleşmesinin 02.08.2010 tarihli olduğu, dava konusu bononun 15.06.2010 düzenleme tarihli olduğu, resmi hisse devir sözleşmesinin tarihinin bononun tanziminden sonraki bir tarih olduğu ve hisse devir sözleşmesi içeriğinde davalının “devir bedelini bugün haricen ve tamamen tahsil eyledim. Bu hususta bir alacağımın kalmadığını …. beyan kabul ve taahhüt ederim” şeklinde beyanda bulunduğu, buna göre davalının hisse devir bedelini dava konusu bononun tanzim tarihinden sonraki bir tarihte aldığının ve borcun sona erdiğinin kabulü gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde davanın kabulü doğru değil ise de, sonucu itibariyle doğru olan karara karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle muhakeme hukukuna ve maddi hukuka uygun bulunan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nin 2017/688 esas ve 2018/1989 karar sayılı ve 28/09/2018 tarihli kararının ONANMASINA, dosyanın Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 7.684,88 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 15.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.