YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2538
KARAR NO : 2020/4635
KARAR TARİHİ : 02.11.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 08/03/2018 tarih ve 2017/779 E- 2018/210 K. sayılı kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi’nce verilen 05.07.2018 tarih ve 2018/1219 E- 2018/1032 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalının lehtar olduğu davacıların murisi … hakkında 250.000,00 TL’lik bono nedeniyle icra takibi başlattığını, taraflar arasında söz konusu bononun verilmesini gerektirir ticari ya da hukuki bir ilişki bulunmadığını, bononun murisin adı ve soyadı yazılarak imzalandığını, bunun dışında kalan yerlerin sonradan doldurulduğunu, müteveffanın bacanağı olan, davalı-bono alacaklısının kardeşi dava dışı … ile babası …’in esnaf kefalet kooperatifinden kullandıkları krediye kefil olan davacılar murisi tarafından kooperatifin uygulamasına göre teminat amaçlı olarak boş bono verildiğini, kooperatif kredi borcunun ödenmesi halinde tüm evrakın kredi borçlusuna iade edildiğini, bu bononun davalının ağabeyi ve babasından davalının eline geçmiş olabileceğini, asgari ücretle çalışan davalı-alacaklının bono bedelini ödeyecek ekonomik güçte olmadığını, bono üzerinde yaptırılacak inceleme ile borçlu imzası ve adı soyadı unsurları dışındaki unsurların başka bir kalemle yazılmış olduğunun tespit edilebileceğini, bonoda yer alan damga pullarından da senedin 2001-2002 yıllarında imzalandığının yapılan inceleme neticesinde tespit edileceğini, senedin tanzim tarihinin 15.08.2011 tarihi olamayacağını ileri sürerek, davacıların icra takibi nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıların murisinin takibe dayanak senedi tüm unsurları tamamlanmış olarak takibe konu edilen haliyle nakden aldığı borç karşılığı davalıya verdiğini, kabul anlamına gelmemek üzere davacı tarafın iddialarını yazılı delil ile ispat etmesi gerektiğini, davacı tarafın senetteki pulların 2001 yılına ait olduğu bu nedenle senedin 2001 yılında tanzim edildiği iddialarının mesnetsiz olduğunu, davacının senede karşı iddialarını senetle ispatla yükümlü olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda, davanın … mirasçıları olan davacılar tarafından senet lehtarı davalı aleyhine isim, soyisim ve imza dışında yazı, rakam ve kayıtların sonradan doldurulduğundan bahisle açılmış menfi tespit davası olduğu, S.S Turgutlu Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifinden gelen yazı cevabında, sadece krediyi kullanan üyeden teminat senedi alınması uygulamasının 2009 yılından bu yana kullanılmadığını, …’ın kurum kefaleti ile kullandığı 04.02.2008 tarihli krediye ilişkin senedin alınmadığının bildirilmesi karşısında, davacı tarafın senedin muris tarafından … ve …’in Turgutlu Esnaf Kefaret Kooperatifine olan borçlarından dolayı kefil olduğunda verildiği yönündeki beyanlarının subut bulmadığı, senetteki yazı ve imzaların yaş tayinine yönelik incelemenin teknik olarak mümkün olmadığı ve sonuca etkili bulunmayacağı, senetteki damga pullarının senedin tanzim tarihine ve dolayısıyla kambiyo vasfına etkili olmadığı, senedin isim, soyisim ve imza dışındaki bölümlerinin sonradan doldurulduğu yönündeki beyanlarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, 6102 sayılı TTK’nın 773/2-f maddelerine göre bonolarda da uygulama olanağı bulunan aynı Kanun’un 680. maddesi uyarınca açık bono düzenlemesinin mümkün olduğu, bu durumda senet tedavüle çıktığında tüm unsurlarının bulunmasının zorunlu olduğunu, görünüşe itimat prensibi gereği boş bono veren borçlunun sonuçlarına katlanması gerektiği, uyuşmazlık konusu senette 6102 sayılı TTK’nın 776. maddesinde belirtilen tüm yasal zorunlu unsurlar bulunduğundan senedin bono vasfında olduğu, bedelsizlik def’inin şahsi def’i olup HMK’nın 200/1. maddesi uyarınca yazılı delille ispatı gerektiği, senette yazı ve yaş tayininin teknik olarak mümkün olmadığı gibi bu yönde bir inceleme yapılmasının da senedin kambiyo vasfını etkilemeyeceği, davacıların iddialarını yazılı delille kanıtlayamadığı ve yemin deliline de dayanmadığı, davacıların sahtecilik ve dolandırıcılık sonucu senedin ele geçirildiği iddiası ile ilgili olarak başlatılan soruşturma sonunda verilen takipsizlik kararına karşı davacılar tarafından yapılan itirazın da İzmir 5. Sulh Ceza Mahkemesi tarafından reddolunduğundan davacıların bu yöndeki iddiasının da ispatlanamadığı, yargılama sırasında, Turgutlu Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifinin 11.07.2016 tarihli yazı cevabında, geçmiş dönemlerde kurumca kredi kullanan üyelerden ipotek miktarı kadar ya da kredi miktarının iki katı kadar teminat senedi alındığı, bu uygulamada 2009 yılında son verildiği, kredi kullanan üyelerinden sadece ad soyad ve kredinin iki katı kadar ya da ipotek bedeli kadar ihtiyaç duyulması halinde teminat senedi alındığı, bonoların teminat olarak kurumda kaldığı için yalnızca ad soyad, rakam ve kurumun isminin yazılı olduğunu ve teminat senedinin sadece ilgili kredi kullanan üyeden alındığını ve kredinin ödemesi yapıldığında senedi tanzim edene geri verilmekte olduğu, dava konusu üye …’ın 04.02.2008 tarihinde kurum kefaleti ile kredi kullandığını, bu krediye ilişkin kayıtlarda böyle bir senedin alınmadığı ve alınmadığı için herhangi bir iade işleminin de olmadığı bildirildiği, davaya konu bononun nakten kaydı taşıdığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacılar vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle muhakeme hukukuna ve maddi hukuka uygun bulunan hükmün ONANMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 18,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, 02.11.2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.