YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2550
KARAR NO : 2022/4107
KARAR TARİHİ : 26.05.2022
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11.HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 06/04/2017 tarih ve 2015/456 E- 2017/527 K. sayılı kararın asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 07.11.2018 tarih ve 2018/1228 E- 2018/1473 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl ve birleşen davada davacı vekili asıl davada, GÇS Met. İzo. Ürü. Dağ. Paz. A.Ş. ile davacı arasındaki ticari ilişki kapsamında mal bedeli olarak, … çek numaralı, 30/03/2015 keşide tarihli, 100.000,00 TL bedelli ve … çek numaralı, 30/06/2015 keşide tarihli, 100.000,00 TL bedelli olmak üzere 2 adet çek verildiğini, ancak malların teslim edilmediğini, çeklerin iadesinin istenilmesi üzerine davalı bankalara teminat amaçlı olarak verildiğinin bildirildiğini, dava konusu çeklerin halen teminat amaçlı olarak davalı bankalarda olduğunu, çeklerin bedelsiz kaldığını ve davalıların yetkili hamil olmadığını ileri sürerek borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiş, birleşen davada ise …. ile arasındaki ticaret neticesinde davacı şirket tarafından, şirkete … çek numaralı 30/09/2015 keşide tarihli 100.000,00 TL bedelli çekin keşide edilerek verildiğini, çeklerin karşılığı olarak şirketin göndermesi gereken ürünleri göndermediğini, davaya konu çekin davalı bankada olduğunu, davalı bankanın çekte yetkili hamil olmadığını, davaya konu çeklerin bankaya teminat amacı ile verildiğini savunarak davaya konu çek nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl davada davalı Yapı Kredi Bankası A.Ş. vekili, davalı bankaya dava konusu çeklerin Yapı Kredi Faktoring A.Ş. tarafından tahsil cirosu ile devredildiğini, teminat amacıyla alınmasının söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada davalı Albaraka Türk Katılım Bankası A.Ş. vekili, temel borç ilişkisinden doğan defi ve itirazların davalıya karşı ileri sürülemeyeceğini, dava konusu çeki temlik cirosu ile devraldıklarını, davalının iyi niyetli hamil olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, GÇS Met. İzo. Ürü. Dağ. Paz. A.Ş. hakkındaki davanın işlemden kaldırıldığı, tefrik edilerek ayrı esasa kaydedildiği, davalı bankalar yönünden yargılamaya devam edildiği, TTK’nın 818. maddesinde rehin cirosuna ilişkin 689. maddesine atıfta bulunulmadığı, poliçe ve bononun aksine çekin rehin cirosuyla devrinin mümkün olmadığı, çekin ancak temlik veya tahsil cirosu ile devredilebileceği, TTK’nın 689. maddesine göre cironun rehin cirosu olabilmesi için senet üzerinde “bedeli teminattır, bedeli rehindir” ibaresinin veya rehnetmeyi belirten diğer bir kaydı taşıması gerektiği, dava konusu çekler üzerinde ise böyle bir kayıt bulunmadığı, çek üzerinde hiçbir kayıt yazılmadan davalı bankalara yapılan cironun rehin cirosu olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, çeklerdeki cironun temlik cirosu olarak kabul edilmesi gerektiği, davalı bankaların iyi niyetli 3. kişi sıfatıyla ve yetkili hamil olarak çekleri temlik cirosu ile aldıkları gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiş, hükme karşı asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalıların çekleri rehin cirosu ile devir aldıkları iddiasının ispat edilemediği, çekler üzerinde rehin cirosu ile devredildiğine yönelik herhangi bir kayıt bulunmadığı, davalı bankaların çekleri kötü niyetli olarak devraldıklarının da ispat edilemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 125,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl ve birleşen davada davacıdan alınmasına, 26/05/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.