YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2558
KARAR NO : 2020/4257
KARAR TARİHİ : 20.10.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 10.11.2016 tarih ve 2014/1530 E-2016/804 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nce verilen 13.11.2018 tarih ve 2017/1884 E- 2018/2429 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı ile davalı arasında ticari ilişki bulunduğunu, davalı aleyhine faturalı alacağı nedeniyle ilamsız takip başlattığını, ancak davalının 77.205,67 TL bakiye borcu bulunmasına karşın haksız ve kötüniyetli olarak borca itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini, takibin devamını ve en az %20 tazminata hükmedilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacı şirketin, cari hesap hareket dökümüne konu olan 22.02.2013 tarih ve 72088 nolu, 13.333,62 TL bedelli, 18.09.2013 tarih ve 38679 sıra nolu 67.967,92 TL bedelli ve 06.11.2013 tarih ve 38901 nolu toplam 8.850,00 TL bedelli faturalara konu emtiaları davalı firmaya teslim etmediğini, davacının usulüne uygun olarak teslim etmediği malın bedeline hak kazanmadığından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verildiği, davalı tarafın defterlerini incelemeye sunmaması nedeniyle incelemenin davacı defterleri üzerinde yapıldığı, davacı tarafın yevmiye defterlerinin kapanış tasdiklerinin olmadığı, bu itibarla davacı tarafın 2013 yılına ait ticari defterlerinin sahibi lehine delil olma vasfına sahip olmadığı, defterlerinden ilgili ürünlerin davalıya teslim edilip edilmediğinin teyit edilemediği, bunun üzerine ilgili vergi dairelerinden taraflara ait BA ve BS formları celp edildiği, davacı tarafça faturaya konu ürünlerin davalıya usulünce teslim edildiğinin ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, BA-BS formları celp edildikten sonra mahkemece alınan ek raporda davalı firmanın 2013 yılında toplam 3 fatura karşılığı KDV hariç 76.398 TL davacı firmadan alım yaptığını beyan ettiği, davacı firmanın BS formlarında bu bilgilerin aynısının beyan edildiği yani davalı firmanın BA formları ile davacı firmasının BS formlarının birbiriyle mutabık olduğu, davacı firmanın davalı adına düzenlediği 2013 yılına ait 3 adet faturanın tamamının davalı firmasının kayıtlarında mevcut olduğunun tespit edildiği, davaya konu fatura kapsamındaki malların davalıya teslim edildiğinin kabulü gerektiği, takipten önce davalının temerrüde düşürülmemesi nedeniyle faiz talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle kararın kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davalının İstanbul Anadolu 6.İcra Müdürlüğü 2014/6097 E.sayılı icra takibine itirazının 72.483,28 TL asıl alacak yönünden iptali ile takibin bu miktar asıl alacağa, takip tarihinden itibaren %13,75’ten başlayan avans faizi uygulanmak suretiyle ve talebi aşmamak kaydıyla devamına, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle muhakeme hukukuna ve maddi hukuka uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 3.713,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 20.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.