YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2624
KARAR NO : 2020/4957
KARAR TARİHİ : 11.11.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 08.10.2018 tarih ve 2016/908 E. -2018/459 K. Sayılı ek kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nce verilen 21.12.2018 tarih ve 2018/2360 E. – 2018/1411 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı banka ile davalılardan Prekons İnş. San. A.Ş arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, diğer davalının, müteselsil kefil olarak imza koyduğunu, Ankara 63. Noterliği’nin 15.07.2016 tarih ve 25589 yevmiye numaralı hesap kat ihtarının gönderildiğini, ödeme yapılmaması üzerine Ankara 28.İcra Müdürlüğü’nün 2016/20309 esas sayılı takip dosyasından icra takibi yapıldığını borçlunun takibe itiraz ettiğini ileri sürerek haksız itirazın iptali ile %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesini, talep etmiştir.
Davalılar vekili, ihtarnamede bahsi geçen nakit kredi borcunun 19/07/2016 tarihinde tamamen kapatıldığını, davalı Prekons İnş. San. A.Ş’nin kusuru ile muaccel olmuş herhangi bir borcun bulunmadığını depo edilmesi talep edilen teminat mektuplarının vadesinin gelmediğini beyan ederek davanın reddi ile kötüniyet tazminatına karar verilmesini, talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre davacının icra takip tarihi itibarıyla davalılardan alacaklı olduğu miktarın tespit edildiği, bankanın hesabı kat etmesinin taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesi hükümlerine uygun olduğu, teminat mektubunun depo edilmesine ilişin sözleşmede açık hüküm bulunduğu, nakdi alacak talebi yönünden alacağın likit olduğu, davacının nakit alacağa ilişkin icra inkar tazminatı talebinin yerinde görüldüğü, reddedilen kısım yönünden takip haksız ise de davacının kötü niyetli olduğunun saptanmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalıların takip dosyasında 8.048.450,97 TL nakdî alacak ile nakde dönüşen 1.733.626,75 USD tutarlı teminat mektubu karşılığı transfer edilen 6.228.747,55 TL ve 231.921,45 USD tutarlı teminat mektubu karşılığı transfer edilen 822.370,27 TL ayrıca 900.000,00 USD tutarlı teminat mektubu karşılığı transfer edilen 3.217.050,00 TL’ye ilaveten 1.178.474,19 TL gayrı nakdi alacağa yönelik itirazın iptaline, nakdi alacak üzerinden % 20 oranında icra inkar tazminatının davalılardan tahsil edilerek davacıya verilmesine, davalıların tazminat talepleri ile fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Karar tarihinden sonra davalılar vekili 28/08/2018 tarihli dilekçesi ile yerel mahkeme kararının hüküm kısmında karar ve ilam harcı hesaplanırken nakdi alacak tutarı yerine sehven takip çıkış tutarının esas alındığını, benzer şekilde nakdi alacak yönünden davacı lehine hesaplandığı belirtilen nispi vekalet ücretinin hatalı olduğunu belirterek, HMK’nın 304.maddesi uyarınca karardaki hataların düzeltilmesine karar verilmesine talep etmiş, mahkemece anılan dilekçenin davacı vekiline tebliğinden sonra 08.10.2018 tarihli ek kararla talebin niteliği itibarıyla hükmün tavzihine ilişkin olduğu, talebin hükümde taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçların değiştirilmesi ve sınırlandırılması sonucunu doğuracağı gerekçesi ile koşulları oluşmayan tavzih talebinin reddine karar verilmiş, ek karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nin 2018/2360 esas ve 2018/1411 karar sayılı ve 21.12.2018 tarihli ilamıyla, davalılar vekilinin talebinin hükümde yer alan ve davalılara yüklenen borçların değiştirilmesi niteliğinde olduğu, HMK’nın 305/2.maddesinde açıkça taraflara yüklenen borçların tavzih yolu ile değiştirilemeyeceği hükme bağlandığı mahkemece davalılar vekilinin talebinin tavzih olarak nitelendirilip HMK’nın 305/2.maddesindeki yasal düzenleme gözetilmek suretiyle koşulları oluşmayan tavzih talebinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, ilk derece mahkemesinin koşulları bulunmayan tavzih isteminin reddine yönelik ek kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karara karşı davalılar vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle davalılar vekilinin HMK’nın 305/A maddesine göre de yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle muhakeme hukukuna ve maddi hukuka uygun bulunan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nin 2018/2360 esas ve 2018/1411 karar sayılı ve 21.12.2018 tarihli kararının ONANMASINA, dosyanın Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne, kararın bir örneğinin bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 11.11.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.