Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/2820 E. 2021/1363 K. 17.02.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2820
KARAR NO : 2021/1363
KARAR TARİHİ : 17.02.2021

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Çorum 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11.02.2016 tarih ve 2014/5048-2016/610 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların miras bırakanı İbrahim Toraman’ın davacı kooperatiften krediler kullandığını, kullanmış olduğu kredilere ilişkin olarak 31/08/1998, 31/08/1999, 31/08/2000, 31/08/2001, 31/08/2002 vade tarihli 9 adet alacak senedi düzenlendiğini, söz konusu senetlerin ödenmemesi nedeniyle 07/02/2008 tarihinde Çorum 2. İcra Müdürlüğü’nün 2008/945 E., 2008/947 E., 2008/948 E., 2008/949 E., 2008/950 E. sayılı dosyaları aracılığı ile İbrahim Toraman hakkında takip talebinde bulunulduğunu, İbrahim Toraman’ın vefat etmesi nedeniyle yasal mirasçıları olan davalılar hakkında Çorum 2. İcra Müdürlüğü’nün 2014/3221 esas sayılı dosyası aracılığı ile söz konusu senetlerden kaynaklı kredi borcuna ilişkin olarak takip talebinde bulunulduğunu, borcun zamanaşımına uğradığına yönelik haksız itirazlar neticesinde takibin durdurulmasına karar verildiğini, itirazların haksız ve kötü niyetli olduğundan itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, miras bırakan İbrahim Toraman’ın 2001 yılı içerisinde vefat ettiğini, miras bırakana karşı icra takibinin ise 2008 yılında yapıldığını, bu tarihten önce miras bırakan vefat ettiği ve Yargıtay’ın yerleşik içtihatları doğrultusunda ölü kişiler hakkında icra takibi yapılamayacağı hususları birlikte gözetildiğinde geçersiz olan icra takibinin ve hukuki mesnetten yoksun davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre takibin dayanağı senetlerin vade tarihi 31.08.1998, 31.80.1999, 31.08.2000, 31.08.2001 ve 31.08.2002 tarihleri olduğu, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 5. maddesinin ll. fıkrasının “Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan hak düşürücü süreler ile zamanaşımı süreleri, eski kanun hükümlerine tabi olmaya devam eder.” hükmü uyarınca ve dava konusu olaya 818 sayılı Borçlar Kanun’unun genel zamanaşımına ilişkin 125. maddesinin “Bu kanunda başka sürede hüküm mevcut olmadığı takdirde, her dava on senelik müruru zamana tabidir.” hükmü ile devamı maddelerinin uygulanması gerektiği, her ne kadar aynı Kanunun 133. maddesinde zamanaşımını kesen nedenler arasında, alacaklının icra takibine başlamış olması sayılmış ise de davalıların murisi olan borçlu hakkında davaya konu borç senetleri nedeniyle girişilen icra takiplerinin 2008 yılında başlatıldığı, borçlunun 2001 yılı içinde vefat etmiş olması nedeniyle takip tarihinde ölü olduğu, bu durumda geçerli bir icra takibinden bahsedilemeyeceği, dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İşbu karara karşı, davacı vekili temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekili bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, davacıdan harç alınmasına yer olmadığına, 17/02/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.