Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/292 E. 2020/4170 K. 15.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/292
KARAR NO : 2020/4170
KARAR TARİHİ : 15.10.2020

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce bozmaya uyularak davanın esastan reddine dair verilen 05.11.2019 tarih ve 2019/1109 E.-2019/2096 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının Tarsus’ta ”Asutay Kuyumculuk” adıyla 1973’ten beri faaliyette bulunduğunu, bu adı ile maruf hale geldiğini, davacının bir dönem ortaklık yaptığı kardeşi …’in oğlu olan davalının 21.10.2013 tarihinde 2013/85500 kodlu dosya ile ”Asutay” adının kuyumculuk sektöründe tescili için marka tescil başvurusunda bulunduğunu, davalının amacının “Asutay” adının sektördeki tanınmışlığından yararlanmak olduğunu, davacının ticarete başladığı ilk yıllardan beri “Asutay” adı ile faaliyette bulunması nedeniyle markayı tescil ettirmeden ilk defa kullanan ve maruf hale getiren kişi sıfatıyla gerçek hak sahibi olduğunu ve 556 sayılı KHK’nın 8/III. maddesi hükmünden yararlanmaya hak kazandığını ileri sürerek, markanın iptal ve hükümsüzlüğünü, sicilden terkini ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ve dahili davalı vekili, husumet itirazında bulunmuş, marka başvurusunun yapıldığı 21.10.2013 tarihinde davacı ile dahili davalının ortaklıklıklarının devam ettiğini, babası olan … Asutay’ın 1973 yılından beri Tarsus’ta kuyumculuk işi ile uğraştığını ve “Asutay” soyadını bilinir kıldığını, davalının, davacının bilgisi dahilinde tarafların ortaklıklarının devam ettiği sırada 21.10.2013 tarihinde tescil başvurusunda bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi’nce, kardeş olan davacı … ile davalı …’in 1973 yılından 2014 yılına kadar adi ortaklıkla dava konusu “ASUTAY” ismi altında kuyumculuk faaliyetinde bulundukları, diğer davalı …’ın davalı …’in oğlu olduğu, davalı …’ın dava konusu “ASUTAY” markasını tescil ettirmek amacıyla 21.10.2013 tarihinde başvuruda bulunduğu, adına tescilini sağladıktan sonra 07.07.2014 tarihinde babası olan davalı
Süleyman …’e devrettiği, davalı …’ın dava konusu marka üzerinde hak sahibi olmadığı, anılan marka üzerinde davacı ile ortağı ve kardeşi olan diğer davalı …’in hak sahibi oldukları, devrin iyiniyetli olmadığı, hükümsüzlük koşullarının oluştuğu gerekçesi ile tescilin iptali ve sicilden terkinine, diğer taleplerin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davalılar vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce, Dairemiz bozma ilamına uyularak, müşterek mülkiyet hükümlerine tabi olduğu tartışmasız olan markanın diğer malik davacının izni olmadan davalı ve dava tarihinden sonra devir nedeniyle dahili davalı …’ın aynı ibare üzerinde bağımsız marka hakkı oluşturacak ve 556 sayılı KHK hükümlerine göre marka tescilinin sahibine tanıdığı hak ve yetkileri tek başına kullanması sonucunu doğuracak şekilde kendi adına marka tescili yaptırması mümkün olmadığından İlk Derece Mahkemesi’nin davanın kabulüne ilişkin kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava marka hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda özetlendiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı davalılar tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi’nce davalıların istinaf taleplerinin esastan kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş, bu kararın davacı tarafça temyizi üzerine de, Dairemiz tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Dairemiz bozma ilamına uyulmasına karar veren Antalya Bölge Adliye Mahkemesi, bu defa davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir. Bozma öncesi ilk derece mahkemesi kararını kaldırıp esas hakkında hüküm veren Bölge Adliye Mahkemesi’nce, bozma ilamı doğrultusunda yeniden esas hakkında hüküm kurulması gerekirken HMK 353/1-b-1. maddesi uyarınca başvurunun esastan reddine dair karar verilmesi yerinde görülmediğinden, Bölge Adliye Mahkemesi kararının re’sen bozulmasına karar vermesi gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalılar vekilinin esasa yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, İlk Derece Mahkemesi’nce verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalıların temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada yer olmadığına, HMK’nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalılara iadesine,15.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.