YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2929
KARAR NO : 2021/1141
KARAR TARİHİ : 11.02.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Manisa 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 22.02.2018 tarih ve 2016/274 E- 2018/65 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi’nce verilen 28.02.2019 tarih ve 2018/1208 E- 2019/492 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının davacılar aleyhine zamanaşımına uğramış bono nedeniyle takip yaptığını, davacıların satım sözleşmesi sırasında verilen bonodan müteselsil kefil olarak sorumlu olduklarını, bonoların zamanaşımına uğraması nedeniyle davacılar aleyhine takip yapılamayacağını ileri sürerek, davacıların davalıya borçlu olmadıklarının tespitini, kötü niyet tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıların zamanaşımına uğradığı iddiasının ilamsız takibe yapılacak itirazla ileri sürülebileceğini, ayrı bir menfi tespit davasının açılmasıyla ileri sürülemeyeceğini, davacılar aleyhine başlatılan genel haciz yoluyla takibe itiraz etmediklerinden zamanaşımı iddiasını ileri süremeyeceklerini savunarak davanın reddini ve icra inkar tazminatının davacılardan tahsilini istemiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada, davalının takibe konu ettiği senetlerde davacıların aval veren sıfatıyla sorumlu oldukları, TTK’nın 702 maddesi gereği aval veren kişinin kim için taahhüt altına girmişse onun gibi sorumlu olacağının düzenlendiği, zaman aşımına uğramış bonoda, kambiyo hukukundan kaynaklanan hakların yitirileceği, davacıların avalist olarak sorumlu olmadıkları gerekçesiyle davanın kabulüne, davacıların borçlu olmadığının tespitine, davacının tazminat isteminin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, davacıların her hangi bir sebeple menfi tespit davası açabilecekleri, zamanaşımı def’inin ise takip veya dava sırasında ileri sürülmesi gerektiği, süresinde ileri sürülmeyen hakkın yitirileceği, davacıların genel haciz yoluyla takibe itiraz süresini kaçırarak ayrı bir dava yoluyla zamanaşımı def’ini ileri süremeyeceği, davalının istinaf isteminin yerinde olduğu gerekçesiyle istinaf isteminin esastan kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına ve özellikle zamanaşımı iddiasına dayalı olarak menfi tespit davasının açılamayacak olmasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacıların temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, istek halinde aşağıda yazılı 29,50 TL harcın temyiz eden davacılara iadesine,
11.02.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.