Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/2952 E. 2021/2610 K. 18.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2952
KARAR NO : 2021/2610
KARAR TARİHİ : 18.03.2021

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Amasya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28.03.2018 tarih ve 2012/11 E- 2018/412 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabul-kısmen reddine dair Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi’nce verilen 10.05.2019 tarih ve 2019/513 E- 2019/618 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davacılar tarafından dava dışı borçlu … ile davalı banka arasında imzalanan 100.000.-TL bedelli 26.01.2006 tarihli genel kredi sözleşmesine müşterek borçlu müteselsil kefil olarak imza atıldığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine davacılar aleyhine 203.072,82 TL asıl alacak üzerinden takip başlatıldığını, dava konusu sözleşmedeki kefalet sözleşmesinde kefalet limitinin açıkça yazılı olmaması nedeniyle 6098 sayılı TBK 484. madde ile getirilen düzenlemeye aykırı olmakla kefaletin geçersiz olduğunu, kefaletin geçerli olduğu kabul edilecekse dahi davacıların borcun tamamından değil, 100.000.-TL sözleşme limiti ile sorumlu olduklarını ileri sürerek, davacıların davalıya borçlu olmadığının tespitini, mahkemece aksi kanaatte bulunulması halinde davacıların en fazla 100.000.-TL ile borçlu olduklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıların kefaletin geçerli olmadığı iddiasının doğru olmadığını, davacı …’in dava konusu takip dosyasında 08.10.2010 tarihli ödeme taahhüdü sırasında takip dayanağı borcu ve kefalet sözleşmesini kabul etmesi nedeniyle sorumlu olmadığını iddia edemeyeceğini, davacıların 07.07.2011 tarihinde davalı bankaya verdikleri dilekçe ile başvurmaları üzerine davalı tarafça değerlendirme yapıldığını ve 24.10.2011 tarihinde davacı şirketin takip dosyasındaki sorumluluğunun 100.000.-TL ve ferileri olarak sınırlandırıldığını, bu miktarın üzerinde kalan miktar için takipten vazgeçildiğini, davacı şirket tarafından da dava açılmasında hukuki yararın bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada, dava konusu 26.01.20106 tarihli genel kredi sözleşmesindeki davacıların kefalet limitinin belli olmadığı, buna göre davacıların dava konusu kredi sözleşmesi ve takip borcundan dolayı sorumlu olmadıkları gerekçesiyle davanın kabulüne, davacıların davalıya borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarına göre 26.01.2006 tarihli genel kredi sözleşmesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde sözleşme limitinin 100.000.-TL olarak düzenlendiği, davacıların kefaletinin geçerli olduğu, davacı …’in dava konusu takip dosyasında taahhütte bulunarak davalıya 369.001,22 TL borçlu olduğunu kabul ettiği, davacının kabul iradesi karşısında 100.000.-TL limit ile sorumlu olduğu iddiasına itibar edilemeyeceği, davacı şirketin dava konusu genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcunun 62.598,93 TL olduğu, davalı bankanın 24.10.2010 tarihli beyanı ile davacı şirket yönünden 100.000.-TL kefalet limiti ve davacı kefilin temerrüdüne bağlı feriler yönünden takibin devamı ile bu miktardan fazla olan miktar yönünden yeni takip yapma hakkı saklı tutularak vazgeçildiğinin beyan edildiği, bu beyan karşısında davacı şirketin dava açmakta hukuki yararının bulunduğu, davalı şirketin istinaf isteminin bu yönden kabulünün yerinde olduğu, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması nedeniyle vekalet ücreti ve yargılama giderleri yönünden yeniden değerlendirme yapılması gerektiği, davacı şirket yönünden dava değerinin, davalı bankanın beyanı karşısında 100.000.-TL yönünden, davacı …’in takip dosyasında kabul ettiği miktar nazara alınarak dava dilekçesinde bildirilen dava değerine göre hesaplama yapıldığı gerekçesiyle, istinaf isteminin kısmen kabulüne kısmen reddine, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacıların kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğuna ilişkin taleplerinin reddine, terditli olarak en fazla 100.000.-TL ile sorumlu olduklarının tespitine ilişkin taleplerinin kısmen kabulü kısmen reddi ile davacı … yönünden açılan davanın reddine, davacı şirket yönünden açılan davanın 62.598,93 TL yönünden reddi ile aşan kısım (37.401,07 TL) yönünden borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, 18.03.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.