Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/2960 E. 2021/1282 K. 16.02.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2960
KARAR NO : 2021/1282
KARAR TARİHİ : 16.02.2021

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 01.06.2018 tarih ve 2017/794 E. – 2018/438 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 12.04.2019 tarih ve 2018/1672 E. – 2019/794 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının dava dışı B.Ş. İnşaat …. Ltd. Şti.’nde muhasebeci olarak çalıştığını, şirket sahibinin davalı bankadan çektiği kredinin teminatı olarak davacının taşınmazını davalı banka lehine ipotek ettiğini, borcun ödenmemesi üzerine evin satışa çıkarıldığını, ancak davacının borçlarının devam ettiğini, şeklen davacı borçlu görünse de, aslında gerçek borçlunun dava dışı şirket olduğunu, davacının çekilen kredi tutarının tamamını şirket yetkilisine teslim ettiğini, bankaya borcu bulunmadığını ileri sürerek, Antalya 7. İcra Müdürlüğü’nün 2016/9084 Esas ve Antalya 11. İcra Müdürlüğü’nün 2016/6844 Esas sayılı dosyaları nedeniyle davacının davalı bankaya borçlu olmadığının tespiti ile davalı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının, davalı banka ile dava dışı şirket arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesinin müteselsil kefili olduğunu, ayrıca davacıya ait taşınmazın üzerinde davalı banka yararına ipotek tesis edildiğini, davacı hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi yapıldığını, ancak ipotekli taşınmazın satış bedelinin alacağı karşılamaması üzerine düzenlenen rehin açığı belgesi ile davacı hakkında yeni bir takip başlatıldığını belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine tazminata hükmedilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davacının taşınmazını ipotek verdiği, ayrıca kredi sözleşmesinin kefili olduğu, davacı hakkında rehin açığı belgesi düzenlenmesinde usulsüzlük bulunmadığı, rehin açığı belgesindeki miktara itiraz olmadığı, bu belgeye dayalı takibin ve diğer takiplerin tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla başlatıldığı gerekçesiyle davanın reddine, koşulları oluşmadığından davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacının taşınmazı üzerinde davalı banka lehine 150.000.- TL limitli ipotek tesis ettiği, Antalya 7. İcra Müdürlüğü’nün 2012/3337 Esas sayılı dosyası ile davacı ve dava dışı şirket hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığı, ayrıca genel kredi sözleşmesinde de kefaleti bulunması nedeniyle Antalya 7. İcra Müdürlüğü’nün 2012/3336 Esas sayılı dosyasıyla (2016/9084 yeni) aynı alacak tutarı için davacı hakkında icra takibi başlatıldığı, ipotekli takip dosyasında taşınmazın 31.000.- TL’ye satılması sonucunda düzenlenen rehin açığı belgesi ile Antalya 11. İcra Müdürlüğü’nün 2013/4681 sayılı dosyası ile (2016/6844 yeni) yeni bir icra takibi başlatıldığı, her üç icra takibinde de tahsilde tekerrür olmamak üzere talepte bulunulduğu, bilirkişi raporu ile banka alacağının ve rehin açığı belgesindeki tutarların doğru olduğunun tespit edildiği, ipotek resmi senedi, genel kredi sözleşmesi ve icra takipleri uyarınca davacının ipotek veren ve kefil sıfatı ile sorumluluğunun bulunduğu, hakkındaki takipler nedeniyle davalı bankaya borçlu olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından temyiz yoluna başvurulmuştur.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 16/02/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.