Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/2973 E. 2021/1659 K. 24.02.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2973
KARAR NO : 2021/1659
KARAR TARİHİ : 24.02.2021

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Çorlu 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 18.10.2018 tarih ve 2016/450 E. – 2018/441 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine-kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nce verilen 09.05.2019 tarih ve 2019/580 E. – 2019/671 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı (temlik eden Tasfiye Halinde Emlak Bankası) vekili, davacı banka ile dava dışı Kösem Gıda İnş. Taah. Ltd. Şti. arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinin davalı tarafından kefil sıfatıyla imzalandığını, kredi borcu ödenmediği için düzenlenen 25/03/1999 tarihli hesap kat ihtarnamesinin davalıya tebliğ edilemediğini, bunun üzerine alacağın tahsili için icra takibi başlattığını, davalının takibe itiraz ettiğini, takibin durduğunu, davalının zamanaşımı itirazı ile borca itirazının haksız olduğunu, 5411 sayılı Kanun uyarınca davacı banka alacaklarının 20 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya konu kredi sözlemesinden doğan borçların 10 yıllık genel zamanaşımına tabi olduğunu ve 10 yıllık sürenin dolduğunu, davacı iddialarının yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince; yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşme zamanaşımı süresi Borçlar Kanununda düzenlenen genel zamanaşımı süresi olup 10 yıl olduğu ve dava konusu alacağın 10 yıllık zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekilleri istinafa başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; tüm dosya kapsamına göre, davacı bankanın fona devredilmediğini, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun geçici 13. maddesinde anılan kanunda fon alacaklarının 20 yıllık zamanaşımına tabi olduğuna dair 141. maddesine açıkça atıf yapılmadığından davacı bankanın fona tanınan diğer ayrıcalıklardan yararlanmasına rağmen zamanaşımı süresinin 10 yıl olarak uygulanacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteğinin reddine, davanın zamanaşımından reddi nedeniyle davalı lehine dava değeri üzerinden nispi vekalet ücretine karar verilmesi yerinde olmadığı gibi davanın reddine karar verilmesinin yeterli olmasına rağmen icra takibinin iptali kararının da verilmesinin isabetli olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteğinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine, 18.069,13 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali davasıdır.
İlk derece mahkemesince dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle verilen red kararına karşı taraf vekilleri istinafa başvurmuş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 maddesine göre esastan reddine karar verildikten sonra davalı vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf isteğinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 7. satırının kaldırılmasına ve “Davalı vekili için takdir olunan 18.069,13- TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Hüküm ile ilgisi bulunmayan 2. satırdaki; “Çorlu 1. İcra Müdürlüğünün 2014/7362 sayılı takibin iptaline” ibaresinin hükümden çıkarılmasına” şekilde hüküm kurulmuştur.
HKM’nın 353/1-b-2 maddesinde; “b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak;
2) Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, … duruşma yapılmadan karar verilir.” düzenlemesi yer almaktadır. Anılan düzenleme uyarınca davalı vekilinin istinaf isteğinin kabulüne karar veren Bölge Adliye Mahkemesince ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurulması gerekirken ilk derece mahkemesi kararının hüküm fıkrasının düzeltilmesi şeklinde hüküm kurulması doğru olmamış Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.02.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.