Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/2993 E. 2021/4191 K. 28.04.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2993
KARAR NO : 2021/4191
KARAR TARİHİ : 28.04.2021

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11.HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02.11.2017 tarih ve 2015/618 E- 2017/848 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 14.05.2019 tarih ve 2018/168 E- 2019/1044 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı şirket vekili olan … tarafından teminat ve hatır çeki olarak dava dışı …’na verilen davaya konu 30.09.2014 tarihli ve 50.000,00 TL bedelli ve 20.10.2014 tarihli ve 50.000,00 TL bedelli çeklerin muvazaalı olarak cirolanarak tahsile konulduğunu, dava konusu çeklerde davacı şirket temsilcisinin imzası bulunmadığını, davacının davalılara hiç bir borcu olmadığını ileri sürerek davacının davalılara borçlu olmadığının tespiti ile %20 kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, takip konusu çeklerin davacı şirket yetkilisi tarafından diğer davalı ve ciranta …’e ileri tarihli olarak keşide edildiğini, şirketin aynı kişi tarafından imzalanmış başka çekleri ödediğini, müvekkilinin iyiniyetli hamil olduğunu savunarak, davanın reddi %20 tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı …, davaya konu çeklerin ticari ilişki nedeniyle davacı şirket tarafından davalıya keşide edildiğini, davacı şirket iddialarının doğru olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, çeklerdeki keşideci imzasının dava dışı …’a ait olduğu, bu kişinin davacı şirket yetkilisinin kardeşi olduğu, şirket yetkilisi tarafından …’ın 16.05.2013, 30.11.2011 ve 02.05.2013 tarihli vekaletnameler ile şirketin vekili olarak atandığı, vekaletnameler 14.11.2014 tarihli azilname ile iptal edilmiş ise de, azilnamenin tebliğ edilmediği, takip ve dava konusu çeklerin keşide tarihlerinin azil tarihinden önceki dönemlere ait olduğu, çekleri ileri tarihli keşide edildiğine ilişkin iddianın ispat edilemediği, bu hali ile keşide tarihlerinde dava dışı …’ın şirketi temsile yetkili olduğu ve imzaladığı çeklerin şirketi bağlayıcı etki doğurduğu, davacının çeklerin hatır çeki olduğu ve bedelsiz olduğu yönündeki iddiasını ispata yönelik delil bildirmediği, açıkça yemin deliline de dayanmadığı gerekçesi ile davanın reddine, ihtiyati tedbir kararı uygulanmadığından davalı alacaklı lehine tazminat verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili istinafa başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; tüm dosya kapsamına göre, ilk derece mahkemesi kararında vekaletnamede açıkça çek düzenleme ya da kambiyo taahhütünde bulunma yetkisi bulnmayan dava dışı … …’ın şirketi temsile yetkili olduğunun kabulü ile red kararının sonuç itibariyle yerinde olmasına karşılık vekaletname kapsamına uygun olmadığı, davacının davasının davaya konu çeklerde imzası bulunan … …’ın davacı şirketin vekili olduğu, vekilin görevinin vekaletnamede belirtilen sınırlar içerisinde belirlendiği, vekaletnamenin kambiyo taahhüdünde bulunmak yetkisini içermediği, buna rağmen … … tarafından imzalanmış çeklere dayalı Antalya 5. İcra Müdürlüğü’nün 2015/6336 Esas sayılı dosyasında başlatılan takipte vekil … …’ın azil tarihi olan 14.11.2014 tarihinden sonraki 17.09.2015 tarihli, şirket adına imza yetkisini gösteren tescil talepnamesini ibraz ederek takip konusu borcun ödenmesi için ödeme taahhüdünde bulunduğu, bilirkişi …’in ibraz ettiği 15.03.2019 tarihli bilirkişi raporu ile ödeme taahhüdü nedeniyle şirket tarafından alacaklıya 119.338,00 TL ödeme yapıldığı, bu hali ile davacı şirketin … …’ın şirket temsilcisi olarak hareket edip çekleri şirket adına imzaladığını kabul etmiş sayılacağı, davacının çeklerin bedelsizliği iddiasını yazılı delil ile ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile davanın reddine karar veren ilk derece mahkemesi gerekçesinin yerinde bulunmadığından davacı vekilinin istinaf isteğinin kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın açıklanan gerekçe ile reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, çek nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti isteğine yönelik menfi tespit davasıdır. Gerekçeye dayanak oluşturulan ve dosyada bulunan 17.09.2015 tarihli “Tescil Talepnamesi” başlıklı belge davacı şirket tarafından düzenlenmiş bir belge olmadığı gibi davacı şirket adına yetkili temsilci tarafından imzalanmış bir belge de değildir. Anılan belge dava dışı … … tarafından tek taraflı olarak düzenlenmiştir. Bu belgeye dayalı olarak düzenlenen 12.10.2015 tarihli ödeme taahhüdünde de “İş bu icra takibine ihtirazı kayıt altında ödeme ve taahhütte bulunmak istiyoruz.” denilmekte olup verilen ödeme taahhüdü ihtirazı kayıt altında verilmiş olduğu gibi ödeme taahhüdünün düzenlendiği tarihte dava dışı … … 14.11.2014 tarihli Azilname ile vekaletten de azledilmiş bulunmaktadır. Bu itibarla dava dışı … …’ın davacı şirket adına attığı imzanın davacı şirket yönünden bağlayıcılığının bulunmadığı gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle reddine karar verilmesi yerinde olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK’nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 28.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.