Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/3043 E. 2021/3940 K. 22.04.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3043
KARAR NO : 2021/3940
KARAR TARİHİ : 22.04.2021

MAHKEMESİ :BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Vakfıkebir Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18.03.2019 tarih ve 2018/901 E- 2019/160 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi’nce verilen 17.05.2019 tarih ve 2019/638 E- 2019/657 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, dava dışı …’ın davalı bankadan kredi kullandığını, davacının genel kredi sözleşmesinden müşterek borçlu müteselsil kefil olarak sorumlu olduğunu, davacının kredi borcu için ödeme yaptığını, daha sonra borçlu ile yapılandırma için yeni krediler kullandırıldığını, davacının bu kredilerden sorumlu olmadığını ileri sürerek, davacının davalıya borçu olmadığının tespitini, ödediği bedelin istirdadını ve kötüniyet tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalı ile dava dışı asıl borçlu şahıs arsında tek bir genel kredi sözleşmesi imzalandığını, dava konusu kredilerin bu sözleşme çerçevesinde kullandırıldığını, davacının kefalet sorumluluğunun devam ettiğini savunarak davanın reddini ve icra inkar tazminatının davacıdan tahsilini istemiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada, dava dışı … ile davalı arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davacının bu sözleşme nedeniyle müşterek borçlu müteselsil kefil olarak sorumlu olduğu, borçluya kullandırılan kredi borcunun yapılandırılmasının yeni bir kredi ilişkisi olmadığı gibi başlangıçta imzalanan genel kredi sözleşmesinin kapsamında olduğu, dava tarihi itibariyle bilirkişi raporunda tespit edilen miktar kadar davalı bankanın alacağının bulunduğu, davacının sorumluğunun devam ettiği, istirdat talebinin kefil olunan borç karşısından yapılan ödeme olduğu, davalı banka tarafından davacı aleyhine takip yapılmaması yönünde ihtiyati tedbir kararı verildiği ve davanın alacaklı lehine sonuçlandığı gerekçesiyle davanın reddine, icra inkar tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, banka kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucunda 2015 tarihli genel kredi sözleşmesinden kaynaklı borcun yapılandırılmasının yeni bir kredi ilişkisi olmadığı, başlangıçta imzalanan sözleşmeye dayalı olarak devam eden bir ilişki olduğu, davacının kefil sıfatıyla sorumluğunun devam ettiği, davacının talebi üzerine, teminat karşılığında, davalı tarafça davacı aleyhine icra takibi yapılmaması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmiş olması nedeniyle davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesinde de hatalı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 22.04.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.