Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/3065 E. 2021/5355 K. 24.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3065
KARAR NO : 2021/5355
KARAR TARİHİ : 24.06.2021

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Ereğli(Konya) 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 07.11.2017 tarih ve 2015/1124 E- 2017/628 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nce verilen 10.07.2019 tarih ve 2018/1294 E- 2019/916 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Dr. … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, dava dışı … ile davacı banka arasında imzalanan genel kredi sözleşmesine davalının müteselsil kefil olarak imza koyduğunu, asıl borçlunun borcunu ödememesi üzerine hesap kat istemi yapılarak icra takibi başlattıklarını, davalının takibe itiraz ettiğini iddia ederek itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı taraf, davaya cevap sunmamıştır.
İlk Derece Mahkemesi’nce, davalının 300.000,00 TL limitle sözleşmeye müteselsil kefil olduğu, davalının hakkında başlatılan takibe itiraz ettiği, itirazında kısmen haksız olduğu, alacağın likit olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hükme karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce, dava konusu icra takip dayanağı sözleşmenin 02.10.2013 tarihli genel kredi sözleşmesi olduğu, sözleşmenin akdedildiği tarihte yürürlükte bulunan TBK. m. 583 hükmü uyarınca kefalet tarihinin, kefil olunan miktarın ve müteselsil kefil olunması halinde bu yönde bir ibarenin kefilin kendi el yazısı ile yazılması gerektiği, oysa ki davalının kefil olarak yer aldığı genel kredi sözleşmesinde kefalet tarihinin kefilin kendi el yazısı ile yazılmadığı, kefaletin geçersiz olduğu, bu hususun re’sen dikkate alınacağı, davalının kefil olduğunu kabul etmesinin sonuca etkili olmadığı, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kısmen kabulüne karar verilmesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzeni gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için davalı kefil hakkında başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.
İlk Derece Mahkemesi’nce davalının müteselsil kefil olduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, iş bu karar davacı vekilince istinaf edilmesine rağmen davalı tarafça istinaf edilmemiştir. Bölge Adliye Mahkemesi davacı vekilinin istinaf talebi üzerine yaptığı inceleme sonucunda, dava konusu icra takip dayanağı sözleşmenin 02.10.2013 tarihli genel kredi sözleşmesi olduğu, sözleşmenin akdedildiği tarihte yürürlükte bulunan TBK. m. 583 hükmü uyarınca kefalet tarihinin, kefil olunan miktarın ve müteselsil kefil olunması halinde bu yönde bir ibarenin kefilin kendi el yazısı ile yazılması gerektiği, oysa ki davalının kefil olarak yer aldığı genel kredi sözleşmesinde kefalet tarihinin kefilin kendi el yazısı ile yazılmadığı, kefaletin geçersiz olduğu, bu hususun re’sen dikkate alınacağı, davalının kefil olduğunu kabul etmesinin sonuca etkili olmadığı, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kısmen kabulüne karar verilmesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzeni gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar vermiştir.
Yukarıda açıklandığı üzere Bölge Adliye Mahkemesi’nce kefalet sözleşmesinin geçerliliğine ilişkin şekil şartlarının re’sen dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebi ile İlk Derece Mahkemesi kararı kamu düzeni mülahazası ile kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 10.02.2012 tarihli, 2010/1 esas ve 2012/1 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında kamu düzeninin çerçevesi, Türk hukukunun temel değerlerine, Türk genel adap ve ahlak anlayışına, Türk kanunlarının dayandığı temel adalet anlayışına, Türk kanunlarının dayandığı genel siyasete, Anayasa’da yer alan temel hak ve özgürlüklere, milletlerarası alanda geçerli ortak prensip ve özel hukuka ait iyi niyet prensibine dayanan kurallara, medeni toplulukların müştereken benimsedikleri ahlak ilkeleri ve adalet anlayışının ifadesi olan hukuk prensiplerine, toplumun medeniyet seviyesine, siyasi ve ekonomik rejimine, insan hak ve özgürlüklerine aykırılık şeklinde çizilmiştir. Bu açıklamalar ışığında kefalet sözleşmesinin geçerliliğine ilişkin TBK m. 583 hükmünde öngörülen şartların hakim tarafından re’sen dikkate alınacağında duraksama olmamasına rağmen bu şartların kamu düzeninden olduğu gibi bir sonuç ortaya çıkmamaktadır. Hal böyle olunca Bölge Adliye Mahkemesi’nce davacı vekilinin istinaf itirazları esastan incelenmesi gerekirken, davalının İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf talebi olmamasına rağmen davacı vekilinin istinaf talebi ile kamu düzeni mülahazası ile aleyhe hüküm verme yasağı ihlal edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK’nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, 24.06.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.