YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3137
KARAR NO : 2021/4103
KARAR TARİHİ : 26.04.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 22. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Çaycuma 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19.07.2017 tarih ve 2016/413 E- 2017/369 K. sayılı kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi’nce verilen 11.07.2019 tarih ve 2017/2948 E- 2019/1232 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalı tarafından bonoya dayalı olarak davacılar aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığını, takibe dayanak teşkil eden bononun rakamla bedel hanesinde “212.000” yazılı iken yazı ile bedel hanesinde “ikiyüzoniki” yazıldığını asıl olanın yazı olduğunu, senedin yazıyla belirtilen miktarı üzerinden davacıların borçlu olduğunu, rakam ile gösterilen miktara itibar edilemeyeceğini, icra takibinin 211.788,00TL’lik kısmının bedelsiz olduğunu ileri sürerek, davacıların icra takibine konu bononun 211.788,00 TL’si yönünden borçlu olmadıklarının tespitini ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacıların, davalıdan mal kaçırdığını, davacılar aleyhine açılan tasarrufun iptali davasının davalı lehine sonuçlandıktan sonra bu davanın açıldığını, ayrıca davacıların alacaklıyı zarara uğratmak amacıyla mevcudu eksiltmek suçundan mahkum olduklarını, bonoda yazı ile “ikiyüzonikibin” yazdığını, ayrıca 212,00 TL tutar için bono düzenlenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek, davanın reddini ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında yüksek miktarlı ticari ilişki bulunduğu, senetteki rakam ve yazı ile yazılan miktarın farklılığından bahisle açılan davada 2010 yılı itibariyle 212,00 TL bedelli senet düzenlenmesinin düşünülemeyeceği, yazı ve rakam farklılığı nedeniyle yazıya üstünlük tanınması aşırı şekilcilik olacağı ve hak kaybına yol açacağı gerekçesiyle davanın reddine ve tazminata karar verilmiştir.
Karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, bononun miktara ilişkin yazı ve rakam kısmında farklılık bulunduğu, tahrifat iddiasında bulunmadığı, bonoya dayalı olarak icra takibine 2010 yılında başlanıldığı, eldeki davanın ise yaklaşık altı yıl sonra açıldığı, bononun düzenlenme tarihindeki Türk lirasının değeri göz önüne alındığında 212,00 TL için bono düzenlenmesi taraflar arasındaki ticari ilişkinin kapsamı ve haciz işlemlerinin geldiği aşama dikkate alındığında pek mümkün görülmediği, bu nedenle bononun miktarının yazı ile bono metnine yazılırken “bin” kelimesinin maddi hataya dayalı olarak yazılmadığının kabulü gerekeceği, aksi yöndeki kabul aşırı şekilcilik olup, ağır hak kaybına neden olacağı, diğer taraftan İİK’nın 72/4. maddesi gereğince, menfi tespit davasını kaybeden davacı borçlu aleyhine tazminata hükmedilebilmesi için mahkemece verilmiş ve icra dosyasına işlenmiş bir ihtiyati tedbir kararının bulunması gerekeceği, somut olayda böyle bir tedbir kararı bulunmadığından davacı aleyhine tazminata karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK’nın 353/1-b.2. maddesi gereğince, yeniden hüküm kurulmasına, davanın reddine, davalının tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava konusu bononun bedel hanesinde ”212.000 TL” yazılı iken, yazı ile bedel hanesinde ”ikiyüzoniki” yazması sonucu rakamla yazılı bedel hanesi arasında farklılık oluşmuştur. Bu durumda yazı ile yazılan bölümün bononun bedeli olarak kabulü mülga 6762 sayılı TTK’nın 588. maddesi hükmü gereğidir. Hal böyle olunca mahkemece yukarıda açıklanan hususlar ve yasa maddesi gereği bir karar verilmesi gerekirken, yasa hükümleri gözardı edilmek suretiyle, bu durumun maddi hata ve aşırı şekilcilik olarak nitelendirilmesi ve hukuki yönden ağır hak kaybına yol açacağından bahisle subjektif ve farazi gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, dosyanın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesine gönderilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden davacılara iadesine, 26.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.