Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/3141 E. 2021/4414 K. 25.05.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3141
KARAR NO : 2021/4414
KARAR TARİHİ : 25.05.2021

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19.03.2019 tarih ve 2017/83 E. – 2019/176 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabulüne dair Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi’nce verilen 04.07.2019 tarih ve 2019/386 E. – 2019/382 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı tarafından davacı aleyhine senede dayalı icra takibi başlatıldığını, icra dosyasından dolayı davalıya herhangi bir borcunun olmadığını, babasından kalan taşınmazların satışı için dava dışı emlakçı …’den babasından kalan taşınmazların bedelinin kendisine bildirilmesi ve satışının yapılmasını talep ettiğini, …’in talebi doğrultusunda dava dışı …’a düzenleme şeklinde vekaletname verdiğini, …’in kendisine anlaştıkları bedeli ödemediğini, …’in taşınmazların gerçek değeri olan 150.000,00 TL üzerinden ve başkası adına senet düzenleyerek bu işleri halledeceğini beyan ettiğini, bir protokol yapılıp senedin teminat senedi olduğunun yazılması şartıyla bunu kabul ettiğini ve … ile protokol imzaladıklarını, bunun üzerine …’in ofisinde hiç tanımadığı … lehine 150.000,00 TL bedelli bir senet düzenlediklerini, … ile hukuki ve ticari bir bağı olmadığını, tarafının iradesinin fesada uğratıldığını, tecrübesizliğinden faydalanıldığını, savcılığa şikayette bulunduğunu belirterek davalıya borcunun olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, takip konusu alacağın, 29.07.2015 vade tarihli 150.000,00 TL miktarlı ve kayıtsız şartsız borç ikrarına havi bonodan kaynaklandığını, davacının borçlu olmadığını HMK’nın 200. maddesi gereğince senetle ispatlaması gerektiğini, tanık dinletilmesine muvafakat etmediklerini, davacının borcu ödediğine dair tahsilat makbuzu sunamadığını, davacının senet altındaki imzayı inkar etmediğini, senedin teminat senedi olduğunun iddia edildiği ancak senet üzerinde teminat senedi olduğuna dair bir ibare olmadığını, borçlu ile müvekkil arasında dava konusu senedin teminat senedi olarak verildiğine dair sözleşme mevcut olmadığını, davacının davadışı … ile imzalamış olduğu sözleşmenin davalıyı bağlamadığını savunarak davanın reddi ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın icra takibinden sonra açılan menfi tespit davası olduğu, davacının icra dosyasındaki ödeme emrini bizzat kendisinin tebliğ aldığı ve dosyaya mal bildiriminde bulunduğu, icra takibinin dayanağının 150.000,00 TL’lik senet olduğu, davacının senedin teminat senedi olduğunu iddia ettiği, senedin teminat senedi olduğunun yazılı belge ile ispat edilmesi gerektiği ancak dosyaya buna yönelik yazılı delil ibraz edilmediği, davacı tarafından sunulan 30.07.2015 tarihli belgenin senedin tarafları arasında düzenlenmemiş olması nedeniyle senedin teminat senedi olduğunu ispata yarar belge olarak kabul edilemeyeceği, davacının davalı … ve … hakkında dolandırıcılık ve tehditten dolayı suç duyurusunda bulunduğu, şüphelilerin ifadesinin alındığı, davacının tehdit iddiasının soyut iddia olarak kaldığı, dolandırıcılık suçu unsurlarının oluşmadığı ve soruşturma dosyasında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, davalı …’ın soruşturma dosyasında vermiş olduğu ifadede dava dışı …’in davacının taşınmazlarını davalıya 150.000,00 TL’ye alalım dediğini, davalının …’de bulunan parasından 150.000,00 TL’nin davacıya verilmiş olduğunu, ancak davacının taşınmazların satışı için vekalet vermediğini, davacıdan bu nedenle 150.000,00 TL’lik senet alınmış olduğunu beyan ettiği, davacının senetteki imzasını inkar etmediği, kambiyo senetlerinin illetten mücerret olduğu, senedin bedelsiz olduğunu davacı tarafın ispat etmesi gerektiği, davacının dava dilekçesindeki iddialarını ispat edemediği gerekçesiyle davanın ve şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, bononun bağımsız borç ikrarını içeren bir senet olduğu, bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmeyeceği ve kural olarak ispat yükünün senedin bedelsiz olduğunu iddia eden davacı tarafa ait olduğu, davacı tarafın delil olarak gösterdiği 30.07.2015 tarihli belgenin incelenmesinde belgenin dava dışı … ile davacı tarafından imzalandığı, tutanakta davacının hisseli taşınmazlarının satışına ilişkin davacıdan hisseler çözüldüğünde iade edilmek üzere 150.000,00 TL bedelli teminat senedi alındığının belirtildiği, davalının söz konusu belgede imzasının bulunmadığı, buna karşılık Kocaeli Cumhuriyet Savcılığı’nın 2017/2491 soruşturma dosyası ve bu dosyadaki davalı tarafından inkar edilmeyen kendi ifade tutanağı incelendiğinde, davacının satışı henüz gerçekleşmeyen taşınmazları karşılığında dava dışı …’den 23.480,00 TL para aldığı, davalının, davacının 23.480,00 TL’yi …’e ödemesi halinde 150.000,00 TL bedelli senedi davacıya iade etmeyi kabul ettiğinin anlaşıldığı, anılan soruşturma dosyasında yer alan delillerin dava konusu bononun teminat senedi olarak verildiğini ispatlar mahiyette olduğu, dolayısıyla, davacının dava konusu senedin taşınmaz satışıyla ilgili teminat olarak verildiğini ispatladığı, davacı tarafın teminat olarak verdiği 150.000,00 TL’nin 23.480,00 TL’sini dava dışı …’den aldığına göre bu miktar düşüldüğünde dava konusu senet 126.520,00 TL yönünden bedelsiz olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına davanın kısmen kabulü ile, davacının Kocaeli 6. İcra Müdürlüğü’nün 2015/7972 sayılı dosyasında 126.520,00 TL asıl alacak yönünden borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin isteğin reddine, koşulları oluşmadığından kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 6.481,93 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 25.05.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.