YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3163
KARAR NO : 2021/4846
KARAR TARİHİ : 07.06.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Alanya 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 05.07.2018 tarih ve 2017/450 E. – 2018/419 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan kabulüne dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 30.04.2019 tarih ve 2018/1691 E. – 2019/906 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, davacı banka ile davadışı Kerim İnce arasında 06.01.2012 tarihli kredi genel sözleşmesinin imzalandığını, asıl borçluya kredi kullandırıldığını, davacının bu sözleşmeye müteselsil kefil olduğunu, asıl borçlu ve kefillere kat ihtarının gönderildiğini, ihtarnameye rağmen borcun ödenmemesinin üzerine asıl borçluya yönelik Alanya 3. İcra Müdürlüğü’nde 2017/5253 esas sayılı takibin, davalı kefile yönelik ise aynı icra müdürlüğünde 2017/5252 esas sayılı takibin başlatıldığını, davalıya yönelik takibin itiraz üzerine durduğunu, ancak alınan ihtiyati haciz kararı yönünden hacizlerin devam ettiğini, takip dayanağı 06.01.2012 tarihli kredi sözleşmesindeki davalının kefaletinin geçerli olduğunu, faiz oranlarına ilişkin genelgenin dilekçe ekine eklendiğini belirterek davalı tarafından yapılan itirazın iptaline, %20 icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamıştır.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporuna göre, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 581. ve devamı maddelerinde kefalet sözleşmesinin geçerlilik şartlarının düzenlendiği, ilgili yasal düzenlemelere göre, kefilin sorumlu olduğu miktarın ve kefalet tarihinin el yazısı ile yazılması gerektiği, ayrıca eş rızasının da alınmasının zorunlu olduğu, davaya konu kefalet sözleşme tarihinde davalının evli olduğu, bu nedenle eş rızasının gerektiği, eş rızası alınmaksızın ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda aranan şekil şartlarına uyulmaksızın yapılan kefalet sözleşmesinin geçerliliğinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge adliye mahkemesince yapılan yargılamaya göre, davacı banka ile davadışı Kerim İnce arasında 06.01.2018 tarihinde 218.750,00 TL tutarında Genel Kredi Sözleşmesi’nin imzalandığı, davalı …’nin 546.875,00 TL’ lik tutar yönünden sözleşmeyi kefil olarak imzaladığı, ayrıca 07.01.2013 tarihinde davacı banka ile dava dışı Kerim İnce arasında 150.000,00 TL tutarında Genel Kredi Sözleşmesi’nin imzalandığı,davalı …’nin 250.000,00 TL’lik tutar yönünden bu sözleşmeyi de kefil olarak imzaladığı, asıl borçlu ve kefile sözleşme kapsamında kullandırılan işletme kredisi, kredi kartı ve kredili mevduat kredi alacaklarına ilişkin kat ihtarının yapıldığı, sonuç alınamayınca icra takibi başlatıldığı, takibe esas 06.01.2012 tarihli genel kredi sözleşmesinin imzalandığı tarih itibariyle yürürülükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nda eş rızasının aranmadığı, bu nedenle davalının kefaletinin geçerli olduğu, ancak kredi sözleşmelerinde kefilin kredi kartından dolayı sorumlu olduğuna ilişkin açık bir düzenleme olmadığından icra takibinde kredi borcu için talep edilen ve bilirkişice hesaplanan 55.532,39-TL’lik borçtan davalı-kefil sorumlu olmadığı, işletme kredisi ve kredili mevduat alacağı yönünden davanın kabulunün gerektiği gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1.2 maddesi gereğince esastan kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kısmen kabulüne, takip dosyasında takibe konu asıl alacağın sonu ..522 numarayla biten işletme kredisi için 122.029,15 TL asıl alacak, 226,61 TL işlemiş akdi faiz, 3.689,35 TL işlemiş temerrüd faizi ve 184,47 TL BSMV alacağı ile sonu …649 numarasıyla biten kredi için 20,22 TL asıl alacak, 883,96 TL işlemiş akdi faiz alacağı, 139,52 TL işlemiş temerrüd faizi alacağı, 51,17 TL BSMV alacağı kısmı yönünden davalı …’nin itirazının iptali ile takibin bu alacak miktarları yönünden aynı şartlarda devamına, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, alacak likit olduğundan kabul edilen alacağın %20’si oranında hesaplanan 25.407,99-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Her ne kadar davalı vekili tarafından da temyiz dilekçesi sunulmuşsa da, bölge adliye mahkemesince süresinde temyiz harcının tamamlanmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin temyiz talebinin reddine karar verilmiş olup, bu ek karar davalı vekili tarafından temyiz edilmemiştir.
HMK’nın 6763 sayılı Kanunun 42. maddesi ile değişik 362/1-a maddesi hükmüne göre, Bölge Adliye Mahkemelerinin miktar veya değeri 40.000,00 TL’yi geçmeyen davalara ilişkin verdiği kararlar aleyhine temyiz yoluna başvurulamaz. Bu miktar, HMK’nın Ek 1. maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm tarihi itibariyle 58.800.-TL’dir. Davacı vekili tarafından temyize konu edilen, bir diğer ifadeyle bölge adliye mahkemesince reddedilen kısmın değeri 56.119,27 TL olup yukarıda anılan madde hükmüne göre temyiz sınırının altında kaldığı anlaşılmaktadır. HMK’nın 366. maddesi delaletiyle kıyasen uygulanması gereken aynı kanunun 346/2. maddesi hükmü uyarınca, kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında Bölge Adliye Mahkemesince bir karar verilmesi gerekmekle birlikte, Yargıtay tarafından da bu yolda karar verilebileceğinden, davacı vekilinin kesin olan karara yönelik temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Antalya Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükme yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.06.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.