YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3170
KARAR NO : 2021/4868
KARAR TARİHİ : 08.06.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ordu 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 03.05.2018 tarih ve 2016/757 E. – 2018/314 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin reddine dair Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi’nce verilen 09.09.2019 tarih ve 2019/589 E. – 2019/1057 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davacı … ‘in kendisine ait Ay-Bir Cam İşletmesi ile davalı şirketten 2014 yılı içerisinde alışveriş yaptığını, alışveriş neticesinde 52.330,94 TL’lik faturaların davacıya verildiğini ve bu miktar üzerinden mal teslimi sağlandığını, davacı …’un borcunu kapattığını, davalının davacının eşi Birol’un kefil olması nedeniyle elinde bulundurduğu bedelsiz senetleri icraya vererek davacılardan taahhüt aldığını, Aysun’un yakalama kararı gereği yakalandığını, manevi zarara uğradığını, yapılan fazla ödemeler nedeniyle alacaklı konumunda olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla, davacıların davalıya borçlu olmadığının tespiti ile icra dosyalarındaki takiplerin iptali ile davalının % 20’ den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkumiyetine, fazla ödediği bedelin tespiti ile haksız ödeme tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davacı …’a ödenmesine, davacı … için 40.000,00 TL, davacı … için 10.000,00 TL manevi tazminata davalının mahkumiyetine ve dava tarihinden itibaren bu bedele yasal faiz uygulanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacılardan yapılan tahsilatı gizleme gibi bir durumun söz konusu olmadığını, davacıların kötüniyetli hareket ettiklerini, ayrıca davacıların manevi tazminat taleplerinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, Samsun 9. İcra Müdürlüğü’nün 2016/37940 Esas sayılı dosyasında davacı hakkında 03.11.2014 tarihli 25.059,00 TL faturaya dayalı 23.363,85 TL kısmı alacağa ilişkin icra takibi başlatıldığı, ancak faturaların bir kısmının çekler ile ödendiği bakiye 11.130,94 TL bakiye borca ilişkin ilamsız icra takibi yapılması gerekirken davalı tarafça 13.222,91 TL olarak fazla talepte bulunulduğu, davacıların icra takibinden sonra kalan borçları olan 7.928,92 TL, 3.935,00 TL ve 14.958,92 TL’nin karşılığında ödenen 28.000,00 TL neticesinde davalı şirkete borçlarının kalmadığı, ödemelerin bir kısmının vekalet ücreti ve icra masraflarını ilişkin olduğu, ancak ödemelerin icra dosyalarına davalı alacaklı tarafından bildirilmediği, davacıların dava açmakta hukuki yararlarının bulunduğu, manevi tazminat talebi yönünden ise davacıların kişilik haklarının saldırı şartının olayda gerçekleşmediği gerekçesiyle davacıların, davalı takip alacaklısına Samsun 4. İcra Müdürlüğü’nün 2015/9370 Esas sayılı dosyasından, Samsun 9. İcra Müdürlüğü’nün 2016/37965 Esas sayılı dosyasından dolayı dosya borcunun kalmadığının tespitine, davalının kötüniyetli olduğu işbu dosyalar yönünden kanıtlanamadığından kötüniyet tazminatı talebi hususunda karar verilmesine yer olmadığına, davacı … yönünden davalı takip alacaklısına Samsun 9. İcra Müdürlüğü’nün 2016/37940 Esas sayılı dosyasından dolayı davacının dosya borcunun kalmadığının tespitine, davalının Samsun 9. İcra Müdürlüğü’nün 2016/37940 Esas sayılı dosyasında 13.222,91 TL asıl alacak üzerinden fazla talepte bulunarak kötüniyetli olduğundan % 20 oranında kötüniyet tazminatı olan 2.644,00 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacıların istirdat ve fazlaya ilişkin taleplerinin reddine, davacıların manevi tazminat davasının reddine karar verilmiş, hükme karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalının faturanın ödenmeyen kısmı ile vadesinde ödenmeyen senetler nedeni ile icra takibine geçtiği, ancak 13.222,91 TL fazla talepte bulunduğu, mahkemece dava sonucunda yazılı şekilde karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davacılar ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacılar vekilinin temyiz itirazları yönünden, mahkemece konusunda uzman mali müşavir bilirkişiden rapor alınmış 25.09.2017 tarihli raporda davacının davalıya 22.078,25 TL fazla ödemesinin olduğu belirtilmiş, itiraz üzerine alınan 17.01.2018 tarihli ek raporda ise fazla ödemenin 9.139,78 TL olduğu tespit edilmiştir. Taraflarca alınan bilirkişi raporlarına itiraz edildikten sonra mahkemece gerekçeli kararda ayrıca bir hesaplama yapılarak davacının fazla ödemesi olmadığı sonucuna varılarak yazılı şekilde karar verilmiştir. Ancak hakimin uzmanlık alanı dışında kalan bir konuda değerlendirme yaparak bilirkişi raporu ile çelişki oluşturacak şekilde istirdat talebi yönünden davanın reddine karar vermesi doğru olmamıştır. Ayrıca mahkemenin gerekçesinde ve bilirkişi raporunda yer alan tespitlerin de denetime elverişli olmadığı görülmüştür. Buna göre mahkemece yeniden taraf defter ve kayıtlarının incelenmesi sağlanarak dava tarihi itibariyle tüm alacak ilişkisi ve ödemeler belirtilerek alacağın varlığının tespiti suretiyle fazla ödeme olup olmadığına yönelik denetime elverişli şekilde alınacak rapor doğrultusunda karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 08.06.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.