Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/3186 E. 2021/5051 K. 14.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3186
KARAR NO : 2021/5051
KARAR TARİHİ : 14.06.2021

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Çorum 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 26.04.2018 tarih ve 2015/6715 E- 2018/147 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi’nce verilen 14.10.2019 tarih ve 2019/659 E- 2019/1300 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı tarafından davacı aleyhine 100.000,00 TL ve 77.160,00 TL tutarlı bonolara istinaden iki ayrı takip başlatıldığını, takibe dayanak teşkil eden bonolardaki imzaların davacıya ait olmadığını, davacının davalıdan hiçbir şekilde mal ve hizmet satın almadığını ileri sürerek, davacının davalıya 315.473,13 TL borçlu olmadığının tespitini ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya cevap vermiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia savunma bilirkişi raporlarına ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu iki adet bonodaki imzaların davacının eli ürünü olduğu, davaya konu 30.05.2012 vade tarihli, 27.05.2011 düzenleme tarihli, 100.000,00 TL bedelli senet incelendiğinde keşidecinin davacı, lehdarının dava dışı 3. kişi olduğu, ciro yolu ile davalıya geçtiğini, davacının söz konusu senetten dolayı borçlu olmadığını ispatlayamadığını, diğer taraftan davaya konu 31.12.2011 vadeli 77.160,00 TL bedelli senet incelendiğinde keşidecinin davacı, lehdarının ise davalı olduğu, 26.09.2017 tarihli celsede davalı vekili söz konusu senetlerin Aselin Su Dolum tesisinin satışından doğduğunu kabul ettiği, davalının tanığı da senedin ihdas nedeninin Aselin Su Dolum tesisinin satışından kaynaklandığını belirttiği, bononun davalı şirket ticari defterlerine işlenmediği, davalı şirketin söz konusu su dolum tesisileriyle bir alakası bulunmadığı şirket ortaklarının su dolum tesisinde pay sahibi olduğu, borcun bu payların satışından kaynaklandığının davalı tarafça kabul edildiği, bu durumda temel ilişkide asıl alacaklı konumundaki kişiler tarafından davalı şirkete alacağın temlik edilmiş olduğunu ispatlaması gerektiği, davalı vekili verilen süre içerisinde belge ibraz edilemediği gerekçesiyle davacının 100.000.- TL bonodan dolayı açtığı davanın reddine, 77.160,00 TL bedelli bonodan dolayı davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı, taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Samsun Bölge Adliye Mahkemesince, davalı vekilinin kararı istinaf ettiği ancak istinaf harç ve giderlerini eksik yatırdığı, mahkemece eksik harç ve giderlerin bir haftalık kesin süre içerisinde yatırılmasına dair muhtıra çıkarıldığı ve muhtıranın davalı vekiline tebliğ edilmesine rağmen süresi içerisinde eksikliğin giderilmediği, mahkemenin 20.03.2019 tarihli ek kararı ile davalının istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına dair karar verdiği, davalı vekili ek karara karşı süresi içerisinde istinafa başvurmuş ise de mahkemece verilen kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, diğer taraftan davacı yönünden yapılan değerlendirmede, mahkemece taraf delillerinin usulüne uygun olarak toplandığı, değerlendirilip tartışıldığı, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu, davacının dava konusu 100.000,00 TL bedelli senet nedeni ile borçlu bulunmadığını kanıtlayamadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 14.06.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.