Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/3204 E. 2021/5248 K. 21.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3204
KARAR NO : 2021/5248
KARAR TARİHİ : 21.06.2021

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 24.11.2016 tarih ve 2016/298 E. – 2016/987 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nce verilen 18.10.2019 tarih ve 2017/2536 E. – 2019/2184 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı ile davalılardan …. arasında 08.10.2015 tarihinde “2016 Yaz Sezonu Sözleşmesi” ve 08.10.2015 tarihli “Ek Protokol” yapıldığını, bu sözleşme uyarınca davalılardan Öger … A.Ş.’nin kendisine bağlı olan otellerdeki odaları davacı için rezerve edeceği, davacının davalı Öger …A.Ş.’ye sözleşmedeki edimlerin yerine getirmesi karşılığında, bu edimlerin bedellerinin ödemesini teşkil etmek üzere 12 adet çek verdiğini, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca, çeklerin tamamının, davacı tarafından davalı Öger …A.Ş.’ye vadesinde muteber olmak koşulu ile verildiği ve taraflarca bu çeklerin vadesinden önce ibraz edilemeyeceği ve başkasına devredilemeyeceğinin hüküm altına alındığını, davalı Öger …A.Ş.’nin sözleşme gereği ifası gereken edimlerini yerine getirmemesi sebebiyle ihtarname gönderilerek çeklerin iadesinin talep edildiğini, davalı Öger …A.Ş.’nin cevabi ihtarnamesinde çeklerin vadesi geldiğinde tahsil edilmesi için çeşitli bankalara verildiğini bildirildiğini, davalı Öger …A.Ş.’den alınan bilgiye göre çeklerinin 8 adetinin tahsil edilmek için diğer davalı Anadolu Bank A.Ş.’ye teslim edildiğini, çek teslim bordrolarında bu hususun yazılı olduğunu ileri sürerek, davacının davalılara 8 adet çekten dolayı borçlu olmadığının tespitini, çeklerin istirdatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 25.10.2016 havale tarihli dilekçesiyle 5 adet çekin ödendiğini ileri sürerek, bu çekler yönünden çek bedelinin davalı bankadan istirdatını diğer çekler yönünden menfi tespit isteminin kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı …Ş. vekili, davalı ile diğer davalı Öger …A.Ş. arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, kredi sözleşmesi çerçevesinde, davalı Öger …A.Ş.’ye kredi kullandırıldığını, davalı Öger … A.Ş., ödendiğinde kredi borcuna mahsup edilmek üzere, söz konusu çekleri davalıya ciro ve teslim ettiğini, davalının çek keşidecisi ile cirantalar arasındaki ticari ilişkiyi inceleme yükümlülüğünün olmadığını, çekin tahsil cirosu ile devredildiğine dair çekte bir kayıt bulunmadığını, davacının şahsi defi niteliğindeki iddialarını iyiniyetli hamil olan davalıya karşı ileri süremeyeceğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
Davalı … vekili, bu çeklerin bankalara verilmesinin amacının tamamen çeklerin vadesi geldiğinde davalı adına ve hesabına tahsil edilmesini sağlamak olduğunu, çekler verilirken taraflar arasındaki sözleşmeninde davalı bankaya teslim edildiğini, ayrıca çek tevdi bordrolarından da çeklerin tahsil için davalı bankaya verildiğinin görüleceğini, davalı ile davacı arasındaki sözleşmede belirtilmiş edimlerin yerine getirilmesi mümkün olmadığından ve davalı bankaya tahsil cirosu ile vermiş olunan çeklerin davacıya iade edilmesi gerektiğini belirterek, davacı tarafından açılmış olan davanın davacı tarafından kabul edildiğini belirtmiştir.
İlk derece mahkemesince, çeklerin temlik cirosu ile davalı bankaya geçtiği, çekler üzerinde tahsil cirosu olduğuna ilişkin TTK’nın 688. maddesi uyarınca bir ibarenin bulunmadığı, davalı bankanın iyi niyetli hamil olduğu TTK’nın 687. maddesi uyarınca lehtar ile keşideci arasındaki temel ilişkiden kaynaklanan defilerin iyi niyetli hamillere karşı ileri sürülemeyeceği, davalı bankanın çekleri kötü niyetle iktisap ettiğinin ispatlanamadığı, davalı Öger …A.Ş. tarafından çeklerin bedelsiz kaldığına yönelik davacının iddiaları kabul edildiği gerekçesiyle davalı …Ş. yönünden açılan davanın reddine, davalı Öger …A.Ş. yönünden, davacının 8 adet çekten dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu çeklerin arkasında “tahsil” ibaresi veya bu anlama gelebilecek “vekaleten” vb. ibarelerin bulunmadığı, cironun temlik cirosu olduğu, çek tevdi bordroları incelendiğinde, çeklerin listesinin olduğu ve “tahsil ve/veya tahsilinde borca mahsup” kaydı ile tevdi edildiği, bu durumda davalı bankaya diğer davalının seçimlik hak verdiği tahsil amacı yanında borca mahsup yetkisi de tanıdığı, bu durumda davacı kişisel defilerini davalı bankaya karşı ileri süremeyeği, mahkemenin son celse taraflara diyeceklerini sorduğu ve tarafların beyanda bulundukları, savunma için süre taleplerinin bulunmadığı, aynı celse tahkikatın bitirildiği ve taraflara yeniden beyan hakkı verildiği, tarafların beyanlarının zapta yazıldığı, süre talebinin bulunmadığı, tarafların tümü mahkeme huzurunda hazır bulunduğu durumda, sözlü yargılamanın mutlaka bir sonraki celsede yapılmasını zorunlu kılan bir hüküm bulunmadığı, tarafların savunmaya hazır olmadıkları veya bunun için süre taleplerinin olduğuna ilişkin bir beyan ve itirazın da duruşma zaptında izlenmediği, mahkemenin sadece sözlü yargılamaya geçildiği ibaresini zapta yazmamasının sonucu değiştirmeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine verilmiştir.
Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İstinaf incelemesi sırasında davalılardan ….’nin İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/55 esas ve 2019/550 karar ve 30.05.2019 tarihli kararıyla iflasına karar verildiği anlaşılmıştır. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince İİK’nın 194. maddesi gereğince müflisin 2. alacaklılar toplantısının yapılmasını takip eden 10. günün sonuna kadar yargılamanın durdurulması ve yargılamaya iflas idaresinin temsilcilerinin veya vekillerinin katılması ile devamı gerekirken yasanın bu emredici
hükmü yerine getirilmeksizin yargılamaya devamla yazılı şekilde karar verildiği görülmüştür. Bölge Adliye Mahkemesinin İİK’nın 194. maddesini uygulamaması kamu düzenine ilişkin bir muhakeme hukuku hatası olduğundan hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de, iflasın açılması ile davalı … vekili olan ancak dosyada vekaletnamesi de bulunmayan …’nun vekaletinin sona ermesine rağmen Bölge Adliye Mahkemesinin onama ilamının ve davacı vekilinin temyiz dilekçesinin bu avukata tebliğ edilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 21.06.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.