YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3221
KARAR NO : 2021/5274
KARAR TARİHİ : 22.06.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14.12.2017 tarih ve 2014/806 E. – 2017/1387 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nce verilen 26.09.2019 tarih ve 2018/675 E. – 2019/1171 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı ile davalı arasında doğalgaz ihtiyacının LNG olarak davacıdan karşılanması, depolanması ve depolamak için gerekli sistemlerin kiralanması amacıyla 20.01.2012 tarihli ve 5 yıllık ”LNG Alım Satım ve Ekipman Kira Sözleşmesi” akdedildiğini, ayrıca davalı tarafından davacı şirketten gaz alımları için %10 tolerans ile 30 ton/ay ürün alım taahhüdünde bulunulduğunu, akdedilen sözleşmeye istinaden davalının tesislerine doğalgaz iletim şebekesinden gelen boru hattı ile doğalgaz bağlanması durumunda, davalının işbu sözleşmeyi feshedebileceğinin kararlaştırıldığını, davacının 09.07.2013 tarihli e-mail ile tesislerine doğalgaz iletim şebekesinden gelen hat ile doğalgaz bağlandığı gerekçesiyle sözleşmeyi feshettiğini bildirdiğini, sözleşmenin akdedildiği tarihten sona erdiği tarihe kadar geçen 19 aylık süre içerisinde ürün alım taahhüdü dikkate alındığında, davalının aylık 30 tondan %10 tolerans da hesaplanarak 513 ton gaz alımı gerçekleştirmesi gerekirken, davalının 348 ton gaz alımı gerçekleştirerek 165 ton eksik ürün alımı ile taahhüdünü ihlal ettiğini, davacının davalının ihtiyacını karşılayacak şekilde depolama tankı, tank teçhizatı vs. davalının almayı taahhüt ettiği ürün miktarının dikkate alınarak belirlendiğini, davacının davalının eksik ürün alımından kaynaklanan mahrum kalacağı bir karın ortaya çıktığını ileri sürerek 101.276,17 TL’nin 20.11.2013 tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının herhangi bir zararının söz konusu olmadığını, sözleşmede taahhüt edilen miktarda gazın kullanılmaması halinde bedelinin veya kâr payının ödeneceğine ilişkin şart bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, tüm dosya kapsamına göre, davalının depolama kapasitesinin 30 ton olduğu ve ayda ortalama 10 ton civarında tüketim yaptığı göz önüne alındığında; davalının depolayamayacağı ve satamayacağı miktarda ürünü davacıdan satın almasının ifa imkansızlığı hallerinden biri olduğu, davacının sözleşmenin başlangıcından itibaren devam eden bu durumu görmesine rağmen sözleşmeyi tek taraflı beyanı ile feshetme hak ve yetkisine sahipken bu hakkını kullanmayarak ifanın imkansız olduğunu örtülü olarak kabul ettiği, davalının sözleşme ilişkisini sonlandırdıktan sonra davacının geriye dönük olarak eksik alım nedeniyle yoksun kaldığı karı talep etmesinin iyi niyet kuralları ile bağdaşmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalının sözleşmeyi haklı sebeplerle feshettiği, davalı bayinin borca aykırı davranmadığı gibi taraflar arasındaki sözleşmenin 4.2. maddesinde kâr mahrumiyeti talep edilebileceği yönünde bir düzenleme olmadığı ve açıkça kâr mahrumiyeti talep edilebileceği yönünde bir düzenleme bulunmadığı, davacının davalıdan kâr mahrumiyetine yönelik müspet zarar talep edebilmesinin yasal koşulları oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddi gerekirken mahkemece yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, HMK’nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca hükmün kaldırılmasına ve yerinde olmayan davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 22.06.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.