YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3223
KARAR NO : 2021/5259
KARAR TARİHİ : 21.06.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13.HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17.04.2018 tarih ve 2012/520 E-2018/412 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nce verilen 18.09.2019 tarih ve 2018/967-2019/1146 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı …’un davacının bayisi olduğunu, davalı …’un davacı şirkete karşı doğmuş ve doğacak borçlarına karşılık olarak diğer davalı … adına kayıtlı bulunan taşınmaz üzerine davacı lehine 100.000,00 TL üzerinden ipotek tesis edildiğini, davalı …’un bayi olarak ödemelerini yapmadığını, 2008 yılından beri hesabı kapatmadığını, ayrıca davalı …’un bayiliğini yaptığı dava dışı Alfapen Plastik İnşaat Yapı Elemanları San ve Tic A.Ş.ve Tasfiye halinde Alfa Dağıtım Plastik Malzemeleri ve Tic. Ltd. Şti.’ne bayilik ilişkisinden doğan alacaklarını icra takibine konu yaptıkları Kayseri 6.İcra Müdürlüğü’nün 2011/3115 E., 2011/3646 E ve Kayseri 4. İcra Müdürlüğü’nün 2008/6417 E. sayılı dosyasındaki alacakları ile takip konusu yapılmayan cari hesap ilişkisi sebebiyle olan alacakların davacı şirket tarafından dava dışı şirketlerden temlik alındığını, ihtarnameye rağmen davalıların bir ödemede bulunmadığını davalılar aleyhine icra takibine geçildiğini,itiraz üzerine takibin
durduğunu ileri sürerek davalıların itirazlarının iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, dava konusu ipoteğin … ile davacı arasındaki bayilik ilişkisinden kaynaklanan alacakların teminatı olarak kurulduğunu, davacı şirketin ipotek tarihinden sonra başka şirketlerin alacaklarını temlik alarak teminatsız alacakları teminat kapsamına dahil etmeye çalıştığını, davacı alacaklı olduğunu iddia ediyor ise alacağının kaynağını göstermek durumunda olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, bayilik sözleşmesi kapsamında davalı …’un davacı şirketin bayiliğini üstlendiği, ipotek tescil belgesine göre bayilik sözleşmesinden dolayı …’un davacı şirkete doğmuş ve doğacak borçlarının 100.000,00 TL faiz ve ferileri ile birlikte teminat altına alındığı, ipotek konulan taşınmazın diğer davalı adına kayıtlı olduğu, her ne kadar davacı davalı …’ten cari hesaptan alacaklı olduğunu ileri sürmüş ise de yaptırılan incelemeler kapsamında, davacının davalıdan cari hesaptan dolayı alacağının tespit edilemediği, davalı …’e yapılan satıştan fazla tahsilatın davacı şirketin defterlerinde kayıtlı bulunduğu, tahsilde belirtilen senetlerin icraya konu edildiği, icra takiplerinin derdest olduğu, bu nedenle cari hesaptan kaynaklı bir alacağın varlığının davacı tarafça ispat edilemediği, temlik sözleşmesinde belirtilen alacak için ise taşınmaz rehninde “belirlilik ilkesi”nin bulunduğu, ipotek resmi senedinde “bayilik sözleşmesinden dolayı” …’in doğmuş ve doğacak borçları için bu teminatın verildiği, …’in 3. kişilere olan borcunun bu teminatın kapsamına girmesinin hukuken mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince ,davacının, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip dosyasına konu üst sınır ipoteğinden dolayı itirazın iptal edilebilmesi için, … ile arasındaki bayilik ilişkisinden kaynaklanan alacağının olup olmadığı varsa miktarının ispatlanması gerektiği, davalı …’a yönelik satış faturalarının karşılığı tahsilatların birbirini karşıladığı, hesabın sıfır bakiye verdiği, iade edilen ve takibe konulan senetler ile temlik alınan alacakların davalı … ile bayilik ilişkisinden kaynaklanan borca ilişkin olduğu yönünde HMK 200 anlamında bir delil ve borçla ilgisinin bulunmadığı, davacının 3. şahıslardan temlik aldığı (…’in adı geçen 3. şahıslara olan borçlarından kaynaklanan) alacakların, davalı …’in kendisi ile aralarındaki bayilik sözleşmesinden doğan bir borç olarak kabul edilemeyeceği ve aynı şekilde ipotek ile teminat altına alınan borç kapsamına da girmediği, mahkemece verilen kararın usul ve yasaya, dosya içeriğine uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından ve özellikle icra takibinin ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip olduğu ve cari hesaba dayandığı mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının cari hesaptan alacağının bulunmadığının anlaşılmış olmasına göre Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 21.06.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.