Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/3227 E. 2021/5622 K. 21.09.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3227
KARAR NO : 2021/5622
KARAR TARİHİ : 21.09.2021

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 15.12.2017 tarih ve 2016/626 E. – 2017/796 K. sayılı kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan kabulüne-reddine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 01.10.2019 tarih ve 2018/532 E. – 2019/1809 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili ve davalı …Ş. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davacılar ile Türkiye İş Bankası A.Ş. … Şubesi arasında 23.05.2006 tarihinde Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmesinin düzenlendiğini, kredi limitinin 40.000,00 TL’ye arttırıldığını, davacılardan … ve …’in kefalet limitinin 60.700,00 TL’ye çıkarıldığını, …’un da 15.000,00 TL’ye kefil olduğunu, davacılar hakkında Antalya 2. İcra Müdürlüğü’nün 2008/2201 (yenileme ile 2013/11500) esasında ilamsız takip, 2008/2203 Esas sayılı dosyasında da ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığını, takipte tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile denilmiş ise de, ipotekli taşınmazların satışı ile 98.998,00 TL’nin tahsil edildiğini, bu tahsilatın dosya borcundan düşülmediğini, 18.068,00 TL ve davacılardan …, … ile …’in maaşlarına uygulanan haciz nedeniyle tahsilatlar yapıldığını, ayrıca Burdur İcra Müdürlüğü’nün 2008/775 (yenileme ile 2018/1978) Esas sayılı dosyasında da davacılar …, … ve dava dışı Adem Kepenek hakkında kredi kartı borcunun tahsili için başlatılan takipte yapılan tahsilatların da 2008/2203 Esas sayılı dosyasında başlatılan takip konusu alacaktan düşülmediğini ileri sürerek, yapılan ödemelerin tahsil edildikleri tarihlere göre dosya borcundan düşülmesi ile Antalya 2. İcra Müdürlüğü’nün 2008/2201 (yenileme ile 2013/11500) Esas ve 2008/2203 Esas sayılı dosya ile Burdur İcra Müdürlüğünün 2008/775 (yenileme ile 2018/1978) Esas sayılı dosyalarında davacıların kefalet tutarlarını aşan kısımlardan ve alacaklı tarafından takipte talep edilen % 80 oranındaki faiz nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Davalı …Ş. vekili, alacağın diğer davalıya 08.10.2013 tarihinde temlik edildiğini, davada bankanın taraf sıfatının bulunmadığını, 30.06.2006 tarihli sözleşme nedeniyle davanın zamanaşımı süresi içerisinde açılmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı …Ş. vekili, davacılardan …’un Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/643 Esas 2015/875 Karar sayılı dosyasında Antalya 2. İcra Müdürlüğü’nün 2013/11500 Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik menfi tespit istemli davanın reddine karar verildiğini, davalının Antalya 2. İcra Müdürlüğü’nün 2013/11500 Esas sayılı dosyasındaki alacağı temlik aldığını savunarak, … tarafından açılan davanın derdestlik nedeniyle, diğer davacıların davasının da reddi ile % 20’den az olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamı göre; davalı banka tarafından temerrüt tarihinden sonra Antalya 2.İcra Müdürlüğü’nün 2013/11500 Esas sayılı takip dosyası ile takibe geçildiği, davacılar tarafından itiraz edilmemesi üzerine takibin kesinleştiği, kefillerin sorumluluklarının devam ettiği, davacı … adına yapılan toplam 117.563,00 TL ödemenin mahsubunun yapılmasıyla 15/04/2009 tarihinde asıl alacak tutarı ve faiz alacağı toplamı olan 127.669,31 TL ‘lik borç tutarından davacı kefillerin sorumluluk tutarlarını aşmamak suretiyle sorumluluklarının devam ettiği, dava tarihi itibariyle davacıların takip dosyasından doğan borçlardan sorumluluklarının devam ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacılar vekili tarafından istinaf isteminde bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacılar …, … ve … vekilinin 25.12.2018 tarihli duruşmada imzalı beyanı ile davadan tüm sonuçları ile feragat ettiklerini, diğer davacılar yönünden davanın görülmesini talep ettiği, 6100 Sayılı HMK’ nın 307. maddesine göre feragatin davaya son veren taraf işlemlerinden olup, hükmün kesinleşmesine kadar yargılamanın her aşamasında yapılabileceği, davacılar … ve … yönünden ise, menfi tespit davasında tarafların alacaklılık ve borçluluk durumunun dava tarihine göre değerlendirilmesi gerektiği, takiplerin tahsilde tekerrür olmamak üzere başlatıldığı ve istenen faiz oranının sözleşmeye uygun olduğu, karara esas alınan bilirkişi ek raporuna göre, dava tarihi itibari ile davacı kredi lehtarı …’ın 927.752,80 TL ve 116.689,29 TL, davacı kefil …’un ise 334.610,64 TL borçlu oldukları gerekçesiyle davacılar vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan kabulüne, 6100 Sayılı HMK’ nın 353/1-b-2. maddesi gereğince Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 15/12/2017 tarih 2016/626 Esas 2017/796 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, davacı … , … ve …’in davalarının feragat nedeni ile reddine, davacılar … ve …’un davalarının esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili ve davalı …Ş. vekili temyiz etmiştir.
1-İlk Derece Mahkemesinde verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355. ve devamı maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesinde esastan verilen nihai kararda dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön bulunmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava kredi alacağının tahsili amacıyla yapılan icra takipleri nedeni ile menfi tespit istemine ilişkin olup Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesinin eksik inceleme yaptığı, bu nedenle davacılar vekilinin istinaf istemini kabul ettiği ve inceleme yaptığı gerekçesiyle neticeten dava reddedilmiş ise de davacıların vekalet ücretine hak kazandıkları gerekçesiyle AAÜT 2. kısım 2. bölüm 17. sıra nolu bende göre davacılar … ve … yararına vekalet ücretine hükmedilmiştir.
Ancak, HMK’ nın 326/1 maddesi gereğince kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir. Davacılar … ve … gerek İlk Derece Mahkemesinde gerekse bu kararın istinaf edilmesi üzerine yapılan istinaf incelemesi sonunda haksız bulunarak açtıkları dava reddedilmiştir. İstinaf sisteminde, istinaf talebinin kabulü ile inceleme yapılmasına şeklinde bir karar bulunmamaktadır. Bu nedenle istinaf talep etmekte haklı oldukları gerekçesiyle davacılar yararına vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmayıp Bölge Adliye Mahkemesince bu yönde verilen kararın temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı …Ş. vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davalı …Ş. yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalı … Yönetim A.Ş.’ye iadesine, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21/09/2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ

Bölge adliye mahkemelerinin hem hukuki hem de vaka denetimi yapabilmelerine, yapılan denetimde davacıların istinaf başvurularının haklı bulunup duruşma açılmak suretiyle yeniden yargılama yapılıp karar verilmiş olmasına göre; istinaf yargılama giderleri ile ücreti vekaletten istinafında haklı bulunan taraf değil, diğer taraf sorumludur.
BAM hukuk dairesince de bu husus gözetilerek istinafında haklı bulunan davacılar yararına ücreti vekalet takdir edilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Zira bu durum tıpkı duruşmalı temyiz incelemesinde eksik inceleme nedeniyle yapılan bozmaya uyan ilk derece veya bölge adliye mahkemesinin yaptığı yeniden yargılama sonunda bozmadan önce verdiği kararın aynısını vermiş olmasında olduğu gibi düşünülmelidir.
Bu nedenle BAM hukuk dairesi kararının onanması gerektiği görüşünde olduğumdan saygıdeğer çoğunluğun görüşüne katılmamaktayım. 21.09.2021