Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/3585 E. 2021/1084 K. 10.02.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3585
KARAR NO : 2021/1084
KARAR TARİHİ : 10.02.2021

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Düzce 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 19.03.2019 tarih ve 2019/9 E. – 2019/65 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı banka tarafından davacı aleyhine kredi kartından doğan alacaktan dolayı başlatılan icra takibine dayanak belgede davacının ne adının ne imzasının bulunduğunu, davalı bankaya borcunun olmadığını belirterek takibe konu dosya kapsamından ve takibe konu kredi kartından dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalı banka ve dava dışı şahıslar arasında imzalanan kredi sözleşmelerinde davacının müşterek borçlu müteselsil kefil olduğunu, davacının takip öncesinde kendisine gönderilen ihtarnameye itiraz etmediğini, takibe dayanak sözleşmede davacının isim ve imzasının bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyulmak suretiyle yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, icra takibine dayanak olarak kredi kartından doğan alacağın gösterildiği, davacının bankayla imzaladığı kredi sözleşmesi olarak dava dosyasına gelen yazıda davacının Saim Tut isimli dava dışı kişinin kredi sözleşmesinde kefil olarak imzasının bulunduğunu bildirdiği tek sayfadan oluşan fotokopi belgenin nitelendirilmesinin yapılamadığı, belgenin tam olmadığı, fotokopi belgenin arka yüzünde davacının kefil sıfatıyla imzası bulunduğı, bir an için sunulan belgenin kredi sözleşmesi ve davacının attığı imzanın kefil sıfatıyla imza edildiğinin kabulü halinde dahi kefaletin zorunlu şartı olan kefil olunan miktarın sözleşmede açıkça belirli olmadığı, kefalet sözleşmesinin süresinin de belirli olması gerektiği gerekçeleri ile davacının davaya konu icra dosyasından borçlu olmadığının tespitine, alacak ilişkisi yargılamayı gerektirdiğinden davacı lehine kötüniyet tazminatına karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin, aşağıda belirtilen bozma nedeni dışındaki, tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, kredi kartı alacağından dolayı davacı hakkında başlatılan takipten dolayı borçlu olunmadığının tespiti talebine ilişkindir.
6219 sayılı Türkiye Vakıflar Bankası Türk Anonim Ortaklığı Kanun’un Geçici madde 5 h+ükmü uyarınca kredi alacaklarının tahsili amacıyla Banka tarafından açılmış veya açılacak dava ve takipler harçtan muaf bulunduğundan bu davada davalı konumunda bulunan Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O harçtan muaf olmadığı halde mahkemece davalı bankanın harçtan muaf olduğundan bahisle harç alınmasına yer olmadığı şeklinde karar verilmesi ve davacı tarafça yatırılan harcın iadesi yönünde hüküm kurulması doğru olmayıp bozmayı gerektirir ise de bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 6100 sayılı HMK Geçici 3/2 maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK 438/7 maddesi gereğince düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenle 19.03.2019 tarihli kararın (2) nolu hüküm fıkrasının hükümden çıkarılarak yerine “Alınması gerekli 1.672,50 TL nisbi karar ve ilam harcından 418,15 TL dava dilekçesinde peşin alındığından bakiye 1.254,35 TL harcın davalıdan tahsiline” ibaresinin eklenmesine, kararın (3) nolu hüküm fıkrasının hükümden çıkarılmasına, 4,5 ve 6 nolu fıkraların 3,4 ve 5 nolu hüküm fıkrası olarak tesellül ettirilmesi suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 10.02.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.