Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/3676 E. 2021/1751 K. 25.02.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3676
KARAR NO : 2021/1751
KARAR TARİHİ : 25.02.2021

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Altınözü Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 20.03.2019 tarih ve 2018/100 E. – 2019/54 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında akdedilen 18.06.2012 tarihli protokol gereğince, davacı şirketin davalıdan 100 ton ayçiçek yağı satın almayı kabul ve taahhüt ederek toplam 185.000 TL tutarında 8 adet çeki avans olarak davalıya verdiğini, davacının bildireceği adrese ürünün 10.07.2012 tarihinde tesliminin öngörüldüğünü, buna göre davacının ihraç etmeyi planladığı protokole konu ürünün Haydarpaşa Gümrük Sahasında uygun bir depoya teslimini davalıya şifaen bildirdiğini, ancak davalının teslim edimini yerine getirmediğini, çeklerin bedelsiz kaldığını ileri sürerek dava konusu 8 adet çekten dolayı borçlu olunmadığının tespitine ve çeklerin iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı şirketin teslim edillmesi gereken ürünün nereye teslim edileceğini davalı şirkete bildirmediğinden davalının teslim edimini yerine getiremediğini, davacının kusurlu olduğunu savunarak davanın reddine ve %40 tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davaya konu sözleşme incelendiğinde; söz konusu sözleşmenin tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olduğu, davacı tarafın karşı tarafın edimini talep edebilmesi için öncelikle kendi edimini yerine getirmesi gerektiği, davacı tarafın bir ticaret şirketi olup, tacir olduğu ve 6102 sayılı TTK’nın 18/3. maddesi uyarınca, tacirler arasında diğer tarafı temerrüde düşürmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarların noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılacağının öngörüldüğü, ancak dava dosyası kapsamı incelendiğinde davacı şirketin davalı şirkete sözleşmeye konu yağların teslim yerinin Haydarpaşa Gümrüğündeki antrepo olduğunu bildirdiğine dair sadece talimat mahkemesinde dinlenen tanıkların beyanın olduğu, bu beyanlarda da davacı şirketin ödeme yerini şifaen bildirildiğin beyan edildiği bu haliyle bildirime dair tek delilin tanık oluşu ve tanık beyanlarının içeriği birlikte değerlendirildiğinde davacı şirketin edimini TTK’nın 18. maddesine göre yerine getirilmediği bu haliyle davacı tarafın davaya konu çeklerin iadesi edimini davalı taraftan istemesinin tam iki tarafa borç yükleyen sözleşme hükümlerine aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 25.02.2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY

Uyuşmazlık, ticari satımda malı tesellüm edecek olan alacaklının temerrüdünün gerçekleşmesi durumunda borçlunun borçtan nasıl ve ne şekilde kurtulacağına ilişkindir.
Dava konusu çeklerle davalıdan satın alınan emtianın davacıya teslim edilmemesi nedeniyle açılan menfi tespit davasında, davalı, emtianın teslim adresi davacı tarafından bildirilmediği, için teslimatın gerçekleşmediğini, davacı alacaklının temerrüde düştüğünü savunmuş,
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davacının teslimat adresini bildirdiğini TTK 18. maddesinde öngörülen şekilde isbat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş,
Davacı vekilinin temyizi üzerine yerel mahkeme kararı sayın çoğunluk görüşü doğrultusunda yazılı gerekçe ile onanmıştır.
Sayın çoğunluğun onama gerekçesine katılamıyorum.
Ticari satış ve mal değişimi 6102 sayılı TTK 23. maddesinde düzenlenmiş olup maddenin 1. fıkrasında, maddedeki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde Türk Borçlar Kanunun hükümlerinin uygulanacağı öngörüldükten sonra maddenin 1/b fıkrasındada, alıcının mütemerrit olması durumunda, satıcının malın satışına izin verilmesini mahkemeden isteyebileceği, mahkemenin satışın açık artırma yoluyla veya bu işle yetkilendirilen bir kişi aracılığıyla yapılmasına karar vereceği … satış giderlerinin satış bedelinden çıkarıldıktan sonra artan paranın, satıcının takas hakkı saklı kalmak kaydıyla satıcı tarafından bir bankaya ve banka bulunmadığı takdirde notere bırakılarak durumun alıcıya ihbar edileceği düzenlenmiştir.
Bir şeyin teslimine ilişkin edimlerde tevdi hakkı başlıklı 6098 sayılı TBK 107. maddesinde de “Alacaklının temerrüde düşmesi durumunda borçlunun, hasar ve giderleri alacaklıya ait olmak üzere teslim edeceği şeyi tevdi ederek borcundan kurtulabileceği, tevdi yerini ifa yerindeki hakimin belirleyeceği, bununla birlikte ticari malların hakim kararı olmadan da bir ardiyeye tevdi edilebileceği” hükmü getirilmiştir.
Yerel mahkemenin, bozma ilamına uyularak davacının (alacaklının) emtianın teslim adresini davalı (borçluya) TTK 18. maddesine uygun şekilde bildirdiğini kanıtlayamadığı gerekçesiyle alacaklı temerrüdünün gerçekleştiğini kabulünde bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte mahkemece, TBK 107. maddesi ve TTK 23/1-b maddesi hükümleri çerçevesinde bir değerlendirme yapılmamıştır.
Dairenin bozma ilamı TTK 18. maddeleri hükümlerine göre değerlendirme yapılmasına yönelik olup, bozma ilamı davanın reddi gerektiği yönünde davalı lehine usuli kazanılmış hak doğurmamaktadır.
Uyuşmazlıkta, davacının teslim adresini TTK 18 hükümleri gereğince bildirdiğini ispatlayamaması nedeniyle alacaklının temerrüdü gerçekleşmekle birlikte emtia halen davalı yedinde bulunduğu için davalı teslim borcundan kurtulmuş değildir.
Davalı borçlunun teslim borcundan kurtulması da ancak TBK 107. maddesi hükümleri gereğince ticari emtiayı hakim kararı ile bir tevdi mahaline bırakmak veya bir ardiyeye teslim etmekle mümkün olacaktır.
Davalı borçlu TBK 107. maddelerine uygun şekilde davrandığını iddia ve ispat etmiş değildir. Bu durumda davalı borçlu teslim borcundan henüz kurtulamamıştır.
Davalı borçlunun teslim borcunun açıklanan şekilde devam etmesi nedeniyle yerel mahkemece bozma ilamının yanlış değerlendirilerek yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi isabetli değildir.
Aksi düşüncenin kabulü halinde, TTK 23/1-b maddesi hükümlerine de aykırı davranan davalı borçlunun, hem emtiayı yedinde bulundurması hemde emtia bedeline hak kazanması sonucunda sebepsiz zenginleşmesine neden olacaktır.
Yerel mahkeme kararının, dava kabul edilmek üzere bozulmasına karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle onanmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.