YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3773
KARAR NO : 2021/4389
KARAR TARİHİ : 25.05.2021
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Karaman 1. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 20.06.2019 tarih ve 2016/283-2019/312 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davacı şirketler ile davalı arasında çeşitli tarihleri içeren kredi işlemleri yapıldığını, 27/03/2008 tarihinde davacılar ile davalı banka arasında borcun ve hukuki ilişkinin tasfiyesine ilişkin protokol düzenlendiğini, bu protokole göre sözleşmede belirlenen davacıya ait 7 adet gayrimenkulün şeklen icra satışına konu edilmesi üzerine satışa çıkarılan gayrimenkullerin davalı banka tarafından icrada alacağa mahsuben satın alınacağının, borçlu ve kefillerin satış sürecinde herhangi bir itirazda bulunmayacaklarının, taşınmaz mülkiyetlerinin davalı bankaya intikal etmesinden sonra davalı banka tarafından SPK lisanslı ekspertiz aracılığı ile söz konusu gayrimenkullerin kıymet takdirlerinin yaptırılacağının, bu bedeller üzerinden borçtan mahsup ya da 3.şahıslara satış işlemlerinin yapılacağının, taşınmazlardan altı adedinin borç miktarını karşılaması halinde 4305 ada 2 parseldeki taşınmaz ve makinelerin davacılara iade edileceğinin kararlaştırıldığını, alacağın tamamı tahsil edilmesine rağmen 4305 ada 2 parselde kayıtlı taşınmaz ve bu taşınmazdaki makinelerin davacılara devredilmediğini, davalı bankaca protokole uyulmadığını, taşınmazların ekspertiz değerlerinin SPK lisanslı uzmanlar tarafından yapılması gerekirken davalı bankanın bu taahhüdünü yerine getirmeyerek davacıları zarara uğrattığını ileri sürerek sözleşme gereği davacıya iadesi gereken 4305 ada 2 parseldeki taşınmaz ile makinelerin eksiksiz olarak iadesine, mahkemece kabul edilmediği takdirde gayrimenkulün ve makinelerin değerinin tespit edilmesi, akde aykırılığı sebebiyle uğradığı zararın tespit edilerek, bu zararın davalı bankanın söz konusu bedelleri haksız olarak yedinde bulundurduğu tarihten itibaren işleyecek avans faizi birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, davacıların protokolden sonra davalı bankaya hiçbir şekilde ödeme yapmadığını savunarak davanın usul ve esas yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davalılar tarafından mutabakat sağlanan borç miktarının 01/10/2010 tarihine kadar davalıya ödenmediği, dava konusu taşınmazların üçüncü şahıslara satışının talep edilmediği, dava konusu 4305 ada 2 parselde kayıtlı taşınmazın dava tarihinden önce üçüncü şahıslara satıldığı gerekçesiyle kayıt malikine karşı açılmış bir dava olmadığından davacının taşınmaz iadesi (tapu iptali tescil) davasının sıfat yokluğundan reddine, menkullerin iadesi davasının reddine, terditli olarak ileri sürülen alacak davasının reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, taraflar arasındaki 27.03.2008 tarihli protokol nedeniyle 4305 ada 2 parseldeki taşınmaz ve makinelerin iadesi, aynen iade mümkün değilse gayrimenkullerin ve menkullerin değeri tespit edilerek değerinin tahsili talebine ilişkindir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda taraflar arasında düzenlenen 27.03.2008 tarihli protokol hükümleri incelenmemiş, dava konusu olmayan 20.03.2008 tarihli protokol incelenmiş olup dava konusu protokol hükümleri incelenmeden yapılan değerlendirme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir. O halde mahkemece yapılacak iş, taraflar arasındaki 27.03.2008 tarihli protolol hükümleri değerlendirilerek protokol hükümleri uyarınca davacıların borçlarını ifa edip etmedikleri, davalının protokol hükümlerine uyup uymadığı, davalı banka tarafından satışı yapılan taşınmazların satışının protokolün 3. maddesindeki usule uygun olarak satılıp satılmadığı tespit edilip şayet 3. maddedeki usule uyulmamışsa protokolde belirtilen taşınmaz ve makinelerin satış bedellerinin satış tarihindeki piyasa rayiç değerleri uzman bilirkişilerce belirlenerek satışı yapılan taşınmazların rayiç toplam miktarının protokolde belirtilen borç miktarını karşılayıp karşılamadığı değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken dosya içeriği ile ilgisi olmayan protokol hükümlerine dayalı rapor esas alınarak yanılgılı değerlendirme ile karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazının kabulüyle hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacılara iadesine, 25.05.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.