Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/3810 E. 2021/2456 K. 15.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3810
KARAR NO : 2021/2456
KARAR TARİHİ : 15.03.2021

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 30.10.2018 tarih ve 2018/376 E. – 2018/1112 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının ortağı olduğu dava dışı Astek Plastik Tic. ve San. Ltd. Şti.’nin davalıya verdiği senet karşılığı malın teslim edilmediğini ve icra takibi başlatıldığını, davacının da senette imzası bulunduğunu ileri sürerek davacının senet nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda,davacının dava konusu bonoda aval veren durumunda olduğu, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK’nın 702/2. maddesinin; “Aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir.” hükmünü içerdiği, buna göre, aval verenin asıl borçlunun dayanabileceği sorumluluğu ortadan kaldıran sebeplere dayanarak sorumluluktan kurtulmasının mümkün olmadığı gibi davacının talil iddiasının da tartışılmasının mümkün olmadığı, davanın ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine, İİK’nın 72/4 maddesi gereğince alacağın % 20’sine karşılık gelen 39.000,00-TL’nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Açılan menfi tespit davasında İİK’nın 72. maddesi kapsamında takibin durdurulmasına yönelik alınmış ve infaz edilmiş bir tedbir kararı bulunmamakla davacı aleyhine ayrıca tazminata hükmedilmesi yanlış ise de tek başına bu hatanın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 6100 sayılı HMK’nun geçici 3. maddesi ve 5236 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 5236 sayılı Kanun’un 16. maddesiyle değiştirilmeden önceki 438/7 maddesi gereğince mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle mahkeme hüküm fıkrasının 2 nolu bendinin tamamen çıkarılarak yerine ‘‘menfi tespit davası üzerine icra takibinin durdurulmasına yönelik herhangi bir tedbir kararı verilmediğinden davacı aleyhine inkar tazminatı takdirine yer olmadığına’’ cümlesinin yerleştirilerek hükmün bu haliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 15.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.