YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3841
KARAR NO : 2021/4920
KARAR TARİHİ : 09.06.2021
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Batman 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 20.02.2019 tarih ve 2016/425-2019/180 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı banka tarafından davacı aleyhine Batman 1. İcra Dairesi’nin 2012/7786 esas sayılı takibi ile 100.000.-TL bedelli bir adet bonoya dayalı olarak icra takibine girişildiğini, takibe konu bononun davalı bankaya teslim edilen çek yapraklarının teminatı olarak verildiğini, borcun kaynağının dava dışı şirkete ait olan ödenmeyen çekler olduğunu, davacının dava dışı şirkete ait hisse devrini …. isimli şahısa devrettikten sonra ortaya çıkan bir borç olduğunu, şirket devrinden sonra davalı banka şirketi devralan adına yeniden çek yaprağı düzenlediğini ve kendisine teslim ettiğini, davacının hisseleri devrettiği tarihten sonra devralan şirket yetkilileri tarafından yapılan borçlandırıcı işlemlerden bankaya sorumlu olmadığından menfi tespit isteminin kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kambiyo senetlerinde mücerretlik ilkesinin geçerli olduğunu, bono metninin aksini ispat külfetinin davacı taraf üzerinde olduğunu, davacı tarafın ileri sürdüğü yazılı itirazları yazılı delille ispata mecbur olduğunu, davacının dava konusu senedin teminat amacıyla verildiğini iddia ettiğini, davalının ise borç para karşılığında düzenlendiğini savunduğunu, bononun ihdas hanesi bölümünde nakden ibaresinin bulunduğunu, bu durumda senet metnini talil eden davacının senedin teminat amacıyla verildiği yolundaki iddiasını HUMK.nun 290. maddesi uyarınca yazılı delille kanıtlamasının gerektiğinden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, uyuşmazlık konusu vakıada davacının dava konusu alacak kalemiyle ilgili olarak davalıya borçlu olmadığının tespit edildiği ancak davalının takip yapma konusunda kötü niyetinin bulunmadığı, makul bir yanılgı ile takip başlattığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
İş bu karara karşı, taraf vekilleri temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyulmuş ise de benimsenen bilirkişi raporunda davalı bankanın halen alacaklı olduğunun tespit edilmesine rağmen bozma ilamının içeriğinde yanılgıya düşülerek, davanın tam kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, dava konusu bononun keşidecisi dava dışı Zana İnşaat İletişim Gıda Elektronik Nakliyat Pazarlama Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti’nin kredi ilişkisinden dolayı halen 17.367,90 TL borçlu olduğunun tespit edildiği, davacı bu borç miktarı kadarıyla teminat konusu bonodan sorumlu olup, bu miktar fazlasından sorumlu olmadığı anlaşılmakla; davacının sorumlu olduğu miktar göz önüne alınarak borçlu bulunmadığı belirlenen miktardan dolayı borçlu bulunmadığının tespitine fazlaya ilişkin istemin reddine dair, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: (1) Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, (2) Bozma nedenine göre taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 09.06.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.