Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/3867 E. 2021/2452 K. 15.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3867
KARAR NO : 2021/2452
KARAR TARİHİ : 15.03.2021

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Bayındır Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 11.07.2019 tarih ve 2019/92-2019/320 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının dava dışı … ile davalı arasında imzalanan kredi kartı sözleşmesine kefil olduğunu, asıl borçlunun 2. başvurusunda limitin 50.- TL olarak belirlendiğini ve davacının imzasının olmadığını, ayrıca 5464 sayılı Kanunda asıl borçluya karşı tüm yasal yollar tüketilmeden kefile karşı takip yapılamayacağının düzenlendiğini ancak davalının davacı aleyhinde Bayındır İcra Müdürlüğünün 2010/52 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını ileri sürerek, davacının icra takibinden dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitini ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemce bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının imzasını taşıyan sözleşmede kefalet limiti yazılı olmadığı, kredi kartı limiti olan 50.- TL’nin kefalet limitinin olarak kabul edildiği, davacının takiple birlikte temerrüte düşürüldüğü gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne davacının icra takibinden dolayı toplam 7.676,00 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Karar tarihinden önce vefat eden …’nin mirasçılarıyla birlikte karar başlığında gösterilmesi doğru olmamış ise de bu husus mahallinde her zaman düzeltilmesi mümkün olan hata kapsamında kalmakla bozma sebebi yapılmamıştır. Ne var ki mahkemece uyulan bozma kararında açıkça davalının harçtan muaf olmadığı belirtilmesine rağmen, mahkemece yeniden aynı hata yapılarak davalının harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına şeklinde karar verilmiştir. Bu husus kamu düzenine ilişkin olup aleyhe bozma yasağının istisnalarındandır. Ne var ki, tek başına bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 HMK’nın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nın 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 3. bendinde yer alan “Davalı banka harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,”, ibaresinin hüküm fıkrasından çıkarılarak yerine; “Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 524,35 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,” ibaresinin yazılması suretiyle hükmün bu haliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 15/03/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.