YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3987
KARAR NO : 2021/3073
KARAR TARİHİ : 30.03.2021
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 12.09.2019 tarih ve 2018/343-2019/830 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin davacı ile olan ticari ilişkisinden kaynaklanan cari hesap borcunu ödemediğini ileri sürerek, davalıdan olan 50.201,76 TL alacağın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı şirket ile davalı arasındaki dağıtıcılık anlaşmasının 09.02.2010 tarihinde bir tutanak düzenlenerek feshedildiğini, bu tutanak ile taraflar arasındaki sözleşmenin dava dışı Kayra Ticaret ve Senarti Group şirketlerine devredildiğini ve yeni bayi olarak da …’ ın belirlendiğini, davalı şirket tarafından verilen cirolu senetlere karşılık … tarafından davacı şirkete 57.133,00 TL tutarında senet verildiğini, bu anlaşma ile davacı şirketin davalıyı ibra ettiğini, davalının davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevaplarına göre tutanakları davacı şirket adına imzalayan … isimli kişinin davacı şirketi temsil yetkisinin bulunmadığının tespit edildiği, ayrıca … isimli kişinin tutanağı imzalarken davacı şirkete vekaleten hareket ettiğine dair bir vekaletnameye de ulaşılamadığı, bu kişinin resmi olarak temsil yetkisi bulunmasa da fiilen temsilci olarak hareket edip etmediğinin araştırılmasında, taraflar arasındaki 25/12/2008 tarihli sözleşmenin de … isimli kişi tarafından davacı şirket adına imzalandığının tespit edildiği, ancak bu sözleşmeyi ibraz eden tarafın davacı taraf olmadığı gibi son oturumda alınan beyanda davacı tarafın bu sözleşmeyi kabul etmediği, davacı tarafından benimsenmeyen sözleşmenin … isimli kişinin fiilen temsilci olarak hareket ettiği de ispatlanamadığı, davalı şirketin belirtilen ödeme ve tasfiye protokolünün ilgili hükümleriyle davacı ile arasında devam etmiş olan bayilik akdi ilişkisinden dolayı davacı şirkete olan cari hesap borcunu ödemek amacıyla, takip konusu 50.150,00 TL tutarlı bonoların da dahil olduğu bonoları, davacı şirkete ciro etmek suretiyle verdiğini dolayısıyla da, davacıya söz konusu akdi ilişkiden ve buna davalı cari hesap ilişkisinden dolayı 50.150,00 TL tutarında borcu olduğunu da kabul ve beyan ettiği, davalının toplam 50.150,00 TL tutarlı bonoların bedellerini davacı şirkete ödediğini ispat edemediği gibi, bu bonoların yerine yenilerinin davadışı / … tarafından verildiğini ve ödendiğini de ispat edemediği, davacının davalıdan, dava tarihi itibariyle, aralarındaki akdi ilişkiye davalı cari hesap ilişkisinden dolayı, davacı tarafından takibe konulmuş olan toplam 50.150.00 TL tutarlı senetlerin toplam miktar kadar cari hesap alacağı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2.568,75 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 30.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.