Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/4016 E. 2021/3858 K. 20.04.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4016
KARAR NO : 2021/3858
KARAR TARİHİ : 20.04.2021

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 10.10.2019 tarih ve 2018/518-2019/887 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı tarafından davalıya fatura karşılığında peynir ve tereyağı sattığını ancak davalının satış bedelinden doğan bakiye alacağını ödemediğini, bunun üzerine başlatılan icra takibine davalı tarafça haksız olarak itiraz edildiğini belirterek itirazın iptali ile %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yetkili mahkemenin İstanbul Mahkemeleri olduğunu, ayrıca davacının sattığı malların ayıplı olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, hükme esas alınan 10.04.2019 tarihli bilirkişi raporunda ve 16.07.2019 tarihli bilirkişi ek raporunda, taraflar arasında satıma konu olan peynirlerin üretim aşamasındaki hatalı işlemler nedeniyle ayıplı olduğu, ayıbın açık ayıp niteliğinde olmadığı, hatalı üretim nedeniyle peynirlerin uygun ortamda muhafaza edilse dahi bozulacağının belirtildiği, rapor doğrultusunda ayıbın açık ayıp niteliğinde olmadığının kabul edildiği, her ne kadar bilirkişiden ayıbın hangi zaman diliminde ortaya çıktığının tespiti istenilmiş ise de bunun tespitinin mümkün olmadığının bildirildiği, bu bakımdan özellikle peynirlerin ayıplı olduğuna ilişkin tespit raporunun Bakırköy 6. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2012/53 D. İş. Sayılı dosyasına sunulduğu tarih ile taraflar arasında düzenlenen ihtarnameler dikkate alınarak ayıp ihbarının makul süre içinde yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK’nın 23/1-c maddesine göre, “Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir.Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür.Diğer durumlarda Türk Borçlar Kanunu’nun 223. maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.
Yine dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK’nın 223. maddesi uyarınca; “Alıcı devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkan bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse satılanı kabul etmiş sayılır.Ancak satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması halinde bu hüküm uygulanmaz.Bu tür ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa hemen satıcıya bildirilmelidir, bildirilmezse satılan bu ayıpla kabul edilmiş sayılır.
Somut olayda, davacı tarafından davalıya bakiye borcun ödenmesine yönelik 02.05.2012 tarihli ihtarname gönderilmiş davalı ise bu ihtarnameye karşı 22.05.2012 tarihli ihtarneme ile dava konusu peynirlerin ayıplı olduğu iddiasında bulunmuştur. Davalı alıcı 10.01.2012 tarihli fatura ile satın almış olduğu peynirlerin ayıplı olduğu iddiasını anılan yasa hükmü uyarınca hemen satıcıya bildirmesi gerekirken 22.05.2012 tarihli ihtarname ile bildirimde bulunmuş, 07.06.2012 tarihli Bakırköy 6. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2012/53 D. İş. Sayılı dosyası ile de tespit yaptırmıştır.Aradan geçen süre yasa hükmünde anılan “hemen” kavramı içinde yorumlanamaz.Ayıp durumu daha önceki tarihte öğrenilmiş olduğuna göre artık iğfalden söz edilemez.
Mahkemece bu yönler gözetilmeden somut olaya uygun düşmeyen gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 20.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.