Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/4017 E. 2021/4419 K. 25.05.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4017
KARAR NO : 2021/4419
KARAR TARİHİ : 25.05.2021

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Düzce 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 28.12.2017 tarih ve 2016/223-2017/729 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin adına tescilli olan Colezzione mağazası Düzce şubesinin kapanmasından sonra kendilerinden mal alma hususunda yapılan anlaşmaya davalı tarafça aykırı davranıldığını, sözleşme kapsamında teminat olarak verilen 3480316 nolu çekin iadesine, davalı şirket lehine tesis edilen ipoteğin fekkine, ticari defter ve kayıtlara göre alacak miktarının tespiti ile bu miktarın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu çekin teminat çeki olmayıp, davacı tarafın borcu nedeniyle verildiğini, davacının halen borçlu olması nedeniyle ipoteğin fekkini kabul etmediklerini, davacıya her hangi bir borçlarının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu çekin davacı şirketin yasal defter kayıtlarına işlenmediği, davalı şirket kayıtlarına ise dava açıldıktan sonra 12.01.2009 tarihinde işlendiği, 23.01.2009 tarihinde ise çıkış işleminin yapıldığı, çekin teminat amaçlı mı sipariş avansı karşılığı alınan bir çek mi, yoksa ticari ilişkiden dolayı davacının borcuna karşılık alınan bir çek mi olduğu hususunda davalı şirket defterlerinde herhangi bir kayıt yapılmadığının anlaşıldığı, çekin davalı şirket kayıtlarına 12.01.2009 tarihinde işlenip 23.01.2009 tarihinde çıkış işleminin yapılmış olduğu hususu değerlendirildiğinde söz konusu çekin bedelsiz kalmış olduğu sonucuna varıldığı, bu itibarla davalı şirketin kayıtlarında davacı şirkete iade edildiğini belirttiği çekin davacı şirkete iadesi gerektiği, yine bilirkişi raporlarının incelenmesinden bazı kayıtların ve özellikle fiyat farkı faturalarının tarafların defterlerine usulüne uygun olarak kayıt edilmediğinin anlaşıldığı, bu nedenle bu durumun tarafların lehlerine bir ispat vasıtası olmayacağı,tarafların karşılıklı olarak alacaklarını ispat edemedikleri ve tarafların birbirine borçlu olmadıkları sonucuna varıldığı, davacı tarafça 02.10.2007 tarihinde tapuda yapılan işlem ile davalı lehine ipotek tesis edilmiş ise de taraflar arasındaki ticari ilişkinin 01.10.2008 tarihinde sona erdiği, tarafların birbirlerinden herhangi bir alacakları olmadığı söz konusu ipoteğin de artık herhangi bir hüküm ve sonuç doğurmayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalı lehine tesis edilen ipoteğin fekkine, davacının alacak talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 3.585,30 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 25.05.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.