YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/411
KARAR NO : 2020/4211
KARAR TARİHİ : 19.10.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 16.02.2017 tarih ve 2015/3 E- 2017/22 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nce verilen 11.10.2019 tarih ve 2017/2377 E- 2019/2073 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davalı adına tescilli 22.07.2008 tarihli 2008/43337 başvuru numaralı “İNFOBİM www.infobim.com.tr” markasının, davacının tanınmış markası olan özel/01577 numaralı “BİM” markası ve davacı adına 1997 yılından itibaren tescilli eses unsuru “BİM” olan seri markalar ile iltibas yarattığı, davalının davacı şirketin markasının tanınmışlığından istifade amacıyla davacıya ait olan tanınmış marka ile iltibas oluşturacak derecede benzerini kendi adına tescil ettirdiği iddiasıyla davalının markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; davalı markası olan İNFOBİM’in “info” ve “bilgi işlem merkezi”nin kısaltmasından oluşan “BİM” kelimelerinden oluştuğunu, dava konusu markaların logoları karşılaştırıldığında iki tarafın da logolarında birbirinden farklı yazı karakterleri kullanıldığını, bu sebeplerle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiş, ayrıca ıslah dilekçesi ile zamanaşımı itirazında bulunduklarını beyan etmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; hükümsüzlüğü talep edilen 2008/43337 numaralı “İnfobim www.infobim.com.tr” markasının 23.09.2009 tarihinde tescil edildiği, davanın ise 09.01.2015 tarihinde ikame edildiği, dolayısıyla markanın hükümsüzlüğü talebinde hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu, davacı tarafın dava dilekçesinde açıkça kötüniyetli tescilden söz etmemişse de, davalının davacıya ait markanın tanınmışlığından yararlanmak amacıyla markasını tescil ettirdiğine dair iddiasının kötüniyetli tescil iddiası olarak yorumlanarak bu yönde de inceleme yapıldığı, davacı tarafça bu konuda dosyaya herhangi bir delil sunulmadığı, davalının “BİM” ibaresi ile birlikte başka yan unsurlara yer vererek marka oluşturduğu, dava konusu markada “BİM” ibaresinin “Bilgi İşlem Merkezi” ibaresinin baş harflerinden oluşturulduğu ve davalının sunduğu hizmetin cinsini belirtmek amacıyla kullanıldığı, davacıya ait markaların esas unsuru olan “BİM” ibaresini kötüniyetli olarak tescil ettirdiği iddiasının yerinde olmadığı sonucuna varıldığı, 5 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra dava açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesinde; davacıya ait BİM markasının TPMK’nin T/01577 sayılı kararıyla 16.05.2008 tarihinde “aynı adı taşıyan süpermarketler aracılığıyla müşterilen malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri” alanındaki tanınmışlığı dikkate alınarak tanınmış marka olarak tespitine karar verildi ise de; kötü niyetin tespitinde önceki markadan haberdar olma veya bilebilecek durumda olmanın tek başına belirleyici nitelikte olmadığı, başvuru sırasındaki tüm faktörlerin dikkate alınması gerektiği, davalının markasının asıl unsurunun “İNFOBİM” ibaresi olduğu, davalının aynı ibareyi taşıyan alan adlı web sitesinden “bilgisayar ve yazılım” hizmeti verdiği, İNFO ibaresinin ingilizce “bilgi” anlamında olduğu, markanın sonundaki “bim” ibaresinin ise “Bilgi İşlem Merkezi” ibaresinin baş harflerinden oluşturulduğunu beyan ettiği, davalının alan adının 29.05.2008 tarihinde tescil edildiği göz önüne alınarak ilk derece mahkemesinin davalının kötü niyetinin ispatlanamadığına yönelik tespiti ile, davanın 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmişitir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 19.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.