Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/4125 E. 2021/5055 K. 14.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4125
KARAR NO : 2021/5055
KARAR TARİHİ : 14.06.2021

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Tefenni Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 10.09.2019 tarih ve 2019/25-2019/191 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili ve davalı … vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalının davacılar aleyhine takibe koyduğu senet sebebiyle davacıların borcunun bulunmadığını, davalı …’in Tefenni Cumhuriyet Savcılığı’nın 2015/287 sor. sayılı dosyasındaki ifadesinde davalılardan kendisinin alacağı olmadığını, Bademli Köyü Sulama Kooperatifinin alacaklı olduğunu beyan ettiğini ileri sürerek davacıların davalıya borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili, davacıların Bademli Köyü Sulama Kooperatifine olan üyeliklerinden ve buraya olan borçlarından ötürü senet vermek istediklerini, o an itibari ile kooperatifin muhasebe işlemlerini takip eden meslek erbabı bir muhasebecinin senette alacaklı olarak kooperatif başkanının isminin olması gerektiğini bildirmesi üzerine senet alacaklısı olarak kooperatifin başkanı olan davalı …’in yazıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacı … tarafından düzenlenip, davalıya verilen senetle ilgili, davalının cevap dilekçesinde de ikrar ettiği üzere taraflar arasında herhangi bir borç ilişkisinin mevcut olmadığı, her ne kadar davalı senedin kooperatif borcu için verildiğini savunsa da takip tarihi itibariyle kooperatifte başkanlık görevi bulunmadığı, yine takibi kendi adına başlattığı, kendisinin de borçlu ile herhangi bir temel borç ilişkisi olmadığı göz önüne alındığında davacı …’ın açtığı davanın kabulü gerektiği,yine senette avalist olarak imzası bulunan davacı … bakımından ise TTK’nın 702/2. maddesi gereğince avalistin bononun şekle aykırılık dışındaki sebepler nedeniyle borçlu olmadığını ileri süremeyeceği göz önüne alındığında … bakımından davanın reddi gerektiği gerekçesiyle davacı … yönünden davanın kabulüne, davacı … yönünden davanın reddine, Bademli Köy Sulama Kooperatifinin dosyada sıfatı olmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili ve davalı … vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacılar vekilinin …’a yönelik tüm temyiz itirazlarının, …’a yönelik aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının, davalı … vekilinin tazminat talebi dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, takip konusu yapılan senet sebebiyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Takip ve dava konusu senette davalılardan … lehdar olarak yer almakta olup takip de adı geçen tarafından keşideci ve avaliste karşı yapılmıştır. Ancak yargılama sırasında davalı lehdar … vekili 27.07.2015 tarihli dilekçesi ile davacıların S.S. Bademli Köyü Sulama Kooperatifine olan borçlarından ötürü senet vermek istediklerini, senet alacaklısı olarak başkan olan davalı …’in isminin yazıldığını, davalının başkan olarak aldığı senet sebebiyle davacıların borçlu olduğunu beyan etmiştir. Davalı … vekili 05.01.2016 tarihli celsede de davacıların …’e şahsi borcu olmadığını, davalının o dönem kooperatif başkanı olması sebebiyle kooperatifi temsilen senette lehdar olarak yer aldığını beyan ederek davalının herhangi bir alacağının olmadığını, senedin dava dışı kooperatife vekaleten lehdar kısmına davalı isminin yazıldığını belirtmiştir. Senette ise dava dışı kooperatifin herhangi bir sıfatı bulunmamaktadır. Bu durumda takip alacaklısının davacı keşideciden herhangi bir borcunun bulunmadığı tespit edilmiş olup, olmayan bir borç nedeniyle avalistin sorumluluğunun bulunduğu da düşünülemez. Bu nedenle avalist yönünden de davanın kabulü gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin …’a yönelik tüm temyiz itirazlarının reddine, …’a yönelik sair temyiz itirazlarının reddine, davalı … vekilinin tazminat talebi dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine, tazminat talebine ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden davacılar ve davalı …’e iadesine, 14.06.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.