Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/4162 E. 2021/5272 K. 22.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4162
KARAR NO : 2021/5272
KARAR TARİHİ : 22.06.2021

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Gölcük 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 31.01.2020 tarih ve 2019/37-2020/22 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı bankanın icra takibine konu ettiği senetteki imzanın davacıya ait olmadığını, davacının zihinsel özürlü olduğunu, bu durumun kötü niyetli olarak kullanıldığını belirterek davacının davalıya borçlu olmadığının tespitini, %40 tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının kredi kullandığını, takibe konu edilen senedin davacı tarafından verildiğini, açılan takibe itiraz edilmeyip 2 sene sonra bu davanın açılmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacı hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan dolayı hapis cezasına mahkumiyet kararı verildiği, mahkumiyet kararının Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 2017/32195 E., 2019/4274 K. sayılı kararı ile davacı … bakımından onandığı ve davacı hakkındaki mahkumiyet kararının bu şekilde 25/04/2019 tarihinde kesinleştiği, ceza mahkemesince suçun sanık tarafından işlendiği gerekçesi ile verilen mahkumiyet kararının hukuk hakimini bağlayacağı, davacının bir yandan nitelikli dolandırıcılık suçuna vücut verecek hareketler ile davalı bankayı zarara uğratıp öte yandan suça konu senet sebebi ile borçlu olmadığının tespitini talep etmesinin hakkın kötüye kullanılması teşkil ettiği, kesinleşmiş mahkumiyet kararına göre davalı bankayı zarara uğrattığı sabit olan davacının bu mahkumiyet kararına sebep olan hareketlerinden dolayı bir hak ya da menfaat elde etmesi hakkın kötüye kullanılması teşkil edeceğinden hukuk düzeninin bu durumu korumaması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, alınmadığı anlaşılan 59,30 TL temyiz ilam harcı ile 292,10 TL temyiz başvuru harcının HMK 339. maddesi gereğince karar kesinleştiğinde adli yardımdan yararlanan temyiz eden davacıdan alınmasına, 22/06/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.