YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4174
KARAR NO : 2021/6900
KARAR TARİHİ : 07.12.2021
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 28.01.2020 tarih ve 2019/299 E. – 2020/63 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı-karşı davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı-karşı davada davalı vekili, davalının etil alkol ticareti yaptığını, davacıların davalı adına pazarlama yaptıklarını, faturaların doğrudan müşteriler adına kesildiğini, ödeme evrakının da davalı adına düzenlendiğini, satışlar sonucu tahsil edilen paranın davalı hesabına yatırıldığını, tarafların ara dönemlerde bir araya gelerek hesaplaştıklarını, davacıların 2007 yılında davalıya 40.000 USD depozito verdiklerini, 2012 yılında taraflar arasındaki ilişkinin sona erdiğini ancak depozitonun iade edilmediğini ileri sürerek, 40.000 USD alacağın dava tarihindeki karşılığı olan 76.720.- TL’nin muaccel olduğu tarihten itibaren işleyecek reeskont faizi oranında ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, karşı dava bakımından ise davanın reddini istemiştir.
Davalı-karşı davada davacı vekili, davalının davacılardan 40.000 USD depozito bedeli almadığını, davalıya bu bedelin verildiğinin davacılar tarafından ispat edilmesi gerektiğini, davacıların davalıya ait malları kendi adlarına ve hesaplarına pazarladıklarını, davacıların satılan malların bedellerinden dolayı davalıya karşı sorumlu olduklarını, davalının davacılardan alacaklı olduğunu savunarak, asıl davanın reddine, karşı davada ise 119.720,00 TL’nin davacı-karşı davada davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, davacıların da içinde bulunduğu şahıslar hakkında davalı karşı davacının işbu dava konusunu ilgilendiren ticari ilişki sebebiyle dolandırıcılık ve sahtecilik suçlarından savcılığa şikayette bulunduğu, delil yetersizliği sebebiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, davacıların ticari defter tutmaması nedeniyle bu konuda bir inceleme ve araştırma yaptırılmadığı, davalı-karşı davacı şirketin ticari defterleri üzerinde yaptırılan inceleme sonucu düzenlenen raporda defterlerin
kapanış tasdiklerinin yapılmaması nedeniyle davalı lehine delil olmasının mümkün olmadığının tespit edildiği, HMK’nın 190 ve MK’nın 6. maddeleri gereği, kanunda aksine bir hüküm yoksa herkesin iddiasını ispatla mükellef olduğu, davacılar tarafından ibraz edilen 23.02.2007 tarihli belge karşılığı 40.000,00 USD verildiğinin belirtildiği, davalı şirket temsilcisinin 29/04/2014 tarihli celsede bu belgenin kendisi tarafından düzenlenip imzalandığını ve karşı tarafa verildiğini ancak paranın alınmadığını beyan ettiği, söz konusu belgedeki imza davalı şirket temsilcisi tarafından ikrar edildiğinden ve belgede 40.000,00 USD depozito alındığı belirtildiğinden artık 40.000,00 USD’nın depozito olarak davacılar tarafından davalı şirkete verildiğinin kabulü gerektiği, söz konusu depozitonun alınmadığını ispat yükünün davalı-karşı davacı şirket üzerinde olduğu, davalı tarafından her ne kadar davacıların kendi adlarına sattıkları malların bir kısmının bedelini iletmedikleri ve yapılan tahsilatların kendi uhdelerinde tutulduğu ileri sürülmüş ise de bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davacılar ile davalı arasında dava konusu malların satışına ilişkin herhangi bir belgeye rastlanılmadığı, davacıların aracılık ettiği sözleşmelere ilişkin faturaların doğrudan müşteriler adına kesildiği, hatta tahsil edilemeyen bir kısım faturalarla ilgili davalı şirket tarafından satış yapılan müşteriler aleyhine muhtelif icra dosyaları ile takip yapıldığı, davacıların davalı ile üçüncü kişiler arasındaki satışlara aracılık yaptığı yani davacılar ile davalı şirketin ilişkinin B.K.’nun 448 ve devamı maddelerinde düzenlenen pazarlamacılık faaliyeti olduğu, ticari defterlerde tespit edilen mal satışlarında hangilerine davacıların aracılık ettiği hususunun tespit edilemediği, davalı şirketin de buna ilişkin bir yazılı belge ibraz edemediği, dolayısıyla davacıların satışına aracılık ettiği malların bedelini uhdesinde tuttuğu iddiasının ispatlanamadığı, davalı şirket yemin deliline de dayanmadığından depozito bedelinin alınmadığı ya da satılan malların bedelinin kendisine ulaşmaması nedeniyle depozitonun buna sayıldığının ispatlanamadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile 76.720,00 TL’nin muacceliyet tarihi olan 02/07/2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, karşı davanın ise belirtilen sebepler ve usuli kazanılmış hak da gözetilerek reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı-karşı davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı-karşı davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 3.935,45 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı-karşı davacıdan alınmasına, 07/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.